ORUÇ TUTMAK BEYNİ GÜÇLENDİRİYOR, DEPRESYONU AZALTIYOR, HASTALIKLARDAN KORUYOR

Geçtiğimiz hafta orucun beyne olan faydalarını yazmıştık. Yazının gördüğü ilgi üzerine bu hafta da, orucun sağlığımıza diğer olumlu etkilerini gösteren bilimsel çalışmaları aktarıyoruz

0
12543

Depresyon ve anksiyete, çağımızın en önemli sağlık sorunları arasında yer almakta. Bilim dünyası, uzun zamandır, BDNF hormonu eksikliğiyle depresyon arasında bir ilişki olduğunun farkında.
Beyin türevli nörotrofik faktör (BDNF hormonu), BDNF geninde sentezlenen, nörotrofin ailesinden bir büyüme faktörü olan salgı proteinidir.
BDNF; nöron gelişimini, canlılığını ve işlevlerini devam ettirmekte çok önemli rolü olan bir hormondur. Prozac gibi anti-depresan ilaçların, BDNF hormonu salgısını artırdığı bilinmekte. Dolayısıyla bu hormonun depresyonu iyileştirmede önemli bir rolü olduğu düşünülüyor.
Bu hormon, spor gibi yoğun fiziksel aktiviteler sonucunda da salgılanır, sporun depresyona iyi geldiğinin düşünülmesinin sebebi budur.
Nitekim John Hopkins Üniversitesi’nden Mark Mattson’un fareler üstünde yaptığı deneylerde, tekerlekte dönerek yoğun aktivitede bulunan farelerde BDNF hormonunun arttığı ve bu farelerde depresyonun daha az olduğu gösterilmiştir.
Oruç tutan ve uzun süre aç kalan insanların bedenlerinde, spor aktiviteleri gibi fiziksel yorulmalarda gösterilene benzeri tepki gösterilir ve BDNF hormonu salgısı artar. Bu nedenle oruç tutmak, BDNF hormonu salgısını artırarak depresyonu azaltmakta. Nitekim Mark Mattson, bir süre aç kalınıp sonra serbest yemek yenilen oruçlarda (intermittent fasting), insanlarda mutluluk hissinin arttığını göstermiştir (Ramazan’da Müslümanlar’ın tuttuğu oruç da literatürde ‘intermittent fasting’ olarak bilinen orucun kapsamında yer almaktadır.) BDNF hormonunun aynı zamanda beyin hücrelerinin yenilenmesinde etkili olduğu, motivasyonu artırıp, hafızayı güçlendirdiği, Huntington hastalığı, Parkinson hastalığı ile beyin felci riskini azalttığı bilinmektedir.
2009 yılında Andreas Michaelson grubunun yaptığı araştırmada, orucun depresyonu azalttığı ve kronik ağrısı olan hastalarda anksiyeteyi yüzde 80 oranında düşürdüğü gösterilmiştir (bu çalışma terapötik oruç -therapeutic fasting- üzerine yapıldı).
Michaelson bu durumu BDNF hormonu dışında, orucun ikinci gününden sonra vücutta endorfin salgısının artmasına bağlamaktadır.

Ki gene bu hormon spor sırasında da salgılanmaktadır. 2003 yılında yaptığı bir başka araştırmada Michaelson, orucun sekizinci gününden sonra uyku kalitesinde artış olduğunu gösterdi.

BİRÇOK KANSER TÜRÜNDEN BİZİ KORUYOR

İnsülin benzeri büyüme hormonu 1 (IGF-1), özellikle çocuklukta büyümede önemli rol oynayan IGF-1 geninde sentezlenen bir hormondur. Karaciğerde sentezlenen bu hormonun sentezi, tüm hayatımız boyunca devam eder ve özellikle ergenlik çağında en yüksek miktarına ulaşır. Büyüme çağında önemli olsa da bu hormonun ileri yaşlarda ciddi yan etkileri olduğu bilinmekte. Mesela bu hormon, kolon kanseri, göğüs kanseri ve prostat kanseri riskini artırmaktadır. Ayrıca bu hormonun yaşlanmayı hızlandırdığı da bilinmektedir.
Dolayısıyla IGF-1 hormonunda düşüşün, kansere karşı koruduğu ve yaşlanmayı yavaşlattığı düşünülmektedir.
İnsan ve fareler üstünde yapılan araştırmalar gösteriyor ki 2-5 gün içinde oruç tutmanın sonucunda kandaki IGF-1 hormonunda yüzde 50 civarında, glikozda yüzde 30 civarında düşme, IGF-1 hormonunu bağlayıp durduran IGFBP1 hormonunda 5-10 katı artış gözlemlenmiştir.
Orucun hızlı ve etkili bir şekilde IGF-1 hormonunu düşürmesi sonucunda; kolon kanseri, göğüs kanseri ile prostat kanseri riskini azalttığı ve yaşlanmayı geciktirdiği söylenebilir. Nitekim Valter Longo ve çalışma arkadaşlarının 2010 ve 2012 yılında yaptığı çalışmalar, orucun kandaki glikoz, IGF-1 ve insülin seviyesinde yarattığı düşüş ile IGFBP1 oranındaki artışın, tümör engelleyici bir ortam yarattığını, bu yeni ortama adapte olamayan mutasyon geçirmiş kanser hücrelerinin ölümünün kolaylaştığını gösterdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here