Hiç uzaylıdan müteahhit olur mu?

Geçmişte uzaylıların dünyaya geldiği ve çeşitli antik yapılar inşa ettikleri iddialarının odağında Güney Amerika’daki Pumapunku şehri var. Popüler kültürü de etkisi altına alan, çok satan kitaplara, belgesellere konu olan bu iddiaların doğruluğu tartışmalı...

0
991

Antik uzaylılar teorisi, 1960 ve 1970’lerde Erich von Daniken, Zecharia Sitchin, Robert K. G. Temple gibi yazarlar tarafından ortaya atılan, daha sonra Giorgio A. Tsoukalos gibi televizyoncular tarafından hazırlanan belgesellerle ünlü olmuştu. Bu tezi doğruladığı iddia edilen en ünlü yapılar da Mısır piramitleri olarak öne çıktı. Oysa, tezin babası Daniken’e göre bu tezi en çok doğrulayan örnek Pumapunku’ydu. Tsoukalos da Daniken gibi düşünüyordu. İkisine göre de Pumapunku, Mısır piramitlerinden bile daha şaşırtıcıydı ve ‘uzaylıların inşa etmesi’ dışında bir açıklaması mevcut değildi.

Pumapunku, Bolivya’daki And Dağları’ndaki Titicaca Gölü’nün 10 km güneydoğusunda yer alan antik Tiwanaku şehrinin büyük bir parçasını oluşturan yapılara verilen isimdir. Yerel bir dil olan Aymaracada ‘Puma kapısı’ anlamına geliyor. Pumapunku’nun parçası olduğu, 3 bin 800 metre deniz üstü rakımda kurulan Tiwanaku şehri, muhtemelen antik çağların en devasa şehirlerinden biri.

En parlak dönemlerinde burada 400 bin insanın yaşadığı düşünülüyor. Şehir 80 kilometrekare devasa bir sulama sistemine sahip. Ancak şehri asıl şaşırtıcı kılan Pumapunku isimli bölüm.

İLERİ İNŞAAT TEKNOLOJİSİ

Buradaki yapıları oluşturan taşlar, büyük bir hassaslıkla kesilmiş, karmaşık şekillere sahipler. Mesela bölgede 80 yüzü olan H şeklinde kesilmiş bir dizi blok mevcut.
Bu blokların hepsi birbirini hassas bir şekilde andırmakta. Taşları gören biri, rahatlıkla günümüzde bir fabrika yardımı ile üretildiklerini düşünebilir. Taşlar, iç içe geçecek biçimde, özel şekillerde büyük bir hassaslıkla kesilmişler, üzerlerinde çeşitli karmaşık geometrik şekiller çizilmiş ve eşit aralıklarla modern matkapları aratmayacak hassaslıkta delikler açılmış.
Yapılar, bu taşların bakır çubuklarla birbirine geçirilmesi ile elde edilmiş, taşlar o kadar büyük bir hassaslıkla iç içe geçirilmiş ki, aralarına jilet bile sokmak mümkün değil. Dolayısıyla Pumapunku, Güney Amerika’daki, hatta dünyadaki o çağ için hiçbir yapıda görülmeyen ileri planlama ile elde edilmiş bir yapı kompleksi.

NE ZAMAN İNŞA EDİLDİ?

Daniken ve Tsoukalos’a göre Pumapunku, 17 bin yıl önce, sadece elmasla kesilebilen granit bloklarla inşa edilmiş. Onlar, bu dönemde yaşayan hiçbir taş devri insanının, böyle bir teknolojiye sahip olmadığını, dolayısıyla bu taşları ‘üstün bir uzaylı ırkın’ inşa etmiş olduğunu iddia ediyor. Yazarlara göre, buradaki taşlar 800 ton ağırlığına ulaşmakta ve böyle kayalar ancak uçurma teknolojisi ile taşınabilir. Dolayısıyla bu argüman da onlara göre bu yapıyı ‘uzaylıların inşa ettiğinin’ ikinci bir delilidir.

Dahası bu kadar yüksek rakımda, kayaları kaydırmak için kullanılacak ağaç da yoktur. Son olarak İnkalara göre, bu şehri tanrılar inşa etmiştir, dolayısıyla mimarlar insan dışında varlıklar olmalıdır.

Daniken haklı mıdır? Ne yazık ki bu sözde arkeologlar, eserlerinde yanlış bilgiler veriyorlar. Karbon 14 metodu ile yapılan yaşlandırma analizleri Pumapunku’nun, 17 bin yıl önce değil sadece 1500 yıl önce inşa edildiğine işaret ediyor.
Dahası Pumapunku’daki kayalar granit değil, şekil vermeye daha müsait olan kumtaşı. Taşlar iddia edildiği gibi 800 ton değil, bölgedeki en ağır taş 131 ton. Bazı kayalar ağır ama yazarlar rakamları abartmışlar.

Pumapunku’nun dönemin harikası olduğu kesin. Burayı inşa edenler arkalarında herhangi bir yazılı belge bırakmadığı için gerçekten de bu şehri nasıl inşa ettiklerinin bilgisine sahip değiliz. Ancak Pumapunku, Güney Amerika medeniyetlerinin kullandığı sembollere sahip, dolayısıyla uzaylılar değil insanlar tarafından inşa edilmiştir.
Kayaların bazılarının ağır olduğu ve 90 kilometreyi bulan uzaklıklardan bölgeye taşındığı doğru. Ancak taşların üzerinde ip geçirilecek bölmeler olduğu ve bazılarında sürüklenme izleri fark edildiğinde, taşların uçurularak getirilmediği fark edilecektir.
Bölgede ağaç olmaması, elbette ki Pumapunku’yu inşa edenlerin, daha alt kesimlerden ağaç getiremeyeceği anlamına gelmiyor. Nitekim benzeri bir argüman Mısır piramitleri için de dillendirilmekte, Mısır’da ağaç olmadığı söylenmektedir. Oysa Mısırlılar, Lübnan’dan ağaç satın alıp getirtmekteydi.

YAZILI KAYNAK BIRAKMADILAR

Pumapunku, 500’lü yıllarda buralarda yaşayan bir medeniyet tarafından inşa edildi. Bu medeniyet, İnkalar bölgeye gelmeden 400 yıl önce 1000’li yıllarda ani bir şekilde çöküş yaşadı. Pumapunku ve Tiwanaku’nun sonunu neyin getirdiği bilinmiyor. Burada yüzbinlerce insan yaşarken, bir felaketten sonra bölge aniden ve tamamen terk edilmiş. Bu medeniyet, üstün inşa yeteneğine rağmen yazıya sahip olmadığı için de geriye onlardan hiçbir bilgi kalmadı. Hatta şehrin gerçek ismini bile bilmiyoruz.

Bölgenin 1400’lerdeki en güçlü medeniyeti olan İnkalar, Pumapunku’yu bulduklarında kendileri ile yarışacak özel bir medeniyetin izini bulduklarını fark ettiler. Bunu iddia etmek yerine, Pumapunku’yu kendi medeniyetlerine dahil edip, kendi başkentlerini inşa eden tanrılarının bu şehri de inşa ettiğini iddia ettiler. Böylece üstünlük iddialarına rakip bir medeniyetin varlığı ileri sürülemeyecekti.

Bu arada İnkalara göre şehri inşa eden tanrılar, Daniken’in iddia ettiği gibi gökten değil, denizden gelmişti!
Pumapunku’nun nasıl inşa edildiğinin detayları, yazı ve tekerleğe sahip olmayan bir medeniyetin nasıl bu kadar ileri derecede mimari bilgiye sahip olduğu, bu medeniyetin nasıl ortaya çıkıp ve nasıl ortadan kaybolduğu hâlâ gizemini koruyor. Ama bunların uzaylı olmadığı ve bu ‘uzaylıların inşası’ iddiasının hiçbir dayanağı olmadığı rahatlıkla söylenebilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here