Yangının Faydaları (!)

2
900

Yangınlar daima olumsuz senaryolarla hafızalarımıza kazınmıştır. Oysa yangınların zarardan ibaret olmadıkları bilimsel bir gerçektir. Yangınlar yanan alandaki florayı, faunayı ve yangının gerçekleştiği tüm ekosistemi etkiler. Bu etki kimi zaman olumsuz iken kimi zaman da olumlu olabilmektedir.

Kontrolsüz, yaz ortasında çıkan büyük yangınlara bakılarak yangın faktörü hep bir afet olarak kabul edilmiştir. Diğer taraftan doğal gençliğin getirilmesinde bir yardımcı olarak kullanılan kontrollü ölü örtü yangınları bazı ülkelerde ‘faydalı’ bir silvikültür uygulaması olarak değerlendirilmiştir.

Burada mevzu bahis olan ‘faydalar’ tamamen doğal olan yangınlar için geçerlidir. Nitekim insan eliyle gerçekleşen doğal olmayan (yapay) yangınların hiçbir olumlu etkisi yoktur. Bununla beraber doğal sürecinde vuku bulan yangınların gerçekleştiği ekosistemi ‘güncellemesi’ yönünde müspet katkılarının mevcut olduğu bilinmektedir.

Organik maddenin, besinlerin büyük oranının ağaç gövdelerinde veya ot öbeklerinde birikmesini engellemesi açısından yangınlar önemlidir. Bu besinler yandığında karbon ve azot bileşenleri havaya karışarak yeni bitkilerin oluşmasına zemin oluşturur. Aynı zamanda yangından arta kalan küllerdeki yanmış bitki hücrelerinden gelen fosfor ve kükürt de toprak yüzeyinde yeni bitkilerin oluşmasına zemin hazırlar.

Bazı bitkilerin çimlenmesi veya tohumlarını dökmeleri (örneğin; çam kozalakları) yangınlara bağlıdır. Daha da ötesi; sıcaklık şoku ile çimlenme başarısı gösteren bitkilerin bulunmasının yanı sıra dumanın da bazı bitkilerin çimlenmesinde olumlu etki gösterdiği bulunmuş ve kanıtlanmıştır.

Yangınlar, aynı zamanda gerçekleştiği bölgede bulunan ağaçlardaki böcek istilasını ve salgın hastalıkları da önler.

Bazı bölgelerde ekolojik simülasyonlar yardımı ile yangınların getirebileceği yarar ve zararlar karşılaştırılarak bu vesile ile bir kısım yangına müdahale edilmediği ve gerçekleşmesine izin verildiği bilinmektedir. Hatta yangın bölgesi olmayan (yeterince doğal yangını bulunmayan) bölgelerde ekosistemin yararına bir takım kasıtlı ve hususi yangınların da yapıldığı bilinmektedir.

Yangınlar, insan hayatı için maddi ve manevi zarardan başka bir şey ifade etmese de doğal hayat için durumun böyle olmadığı açıkça görülebilmektedir.

 

Kaynaklar:

Callenbach, E. 2008. Ecology-A Pocket Guide (Ekoloji-Cep Rehberi). Sinek Sekiz Yayınları-Sürdürülebilir Yaşam Kitapları. 2. Basım, Kaliforniya. (Çeviri: Egemen Özkan, Basım Yeri: İstanbul, 2011).

Çepel, N. 1975. Orman Yangınlarının Mîkroklima Ve Toprak Özellikleri Üzerine Yaptığı Etkiler. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi, 25(1), 71-93.

Kazancı, D. D. 2014. Akdeniz Bitkilerinin Yangın Sonrası Çimlenme Özelliklerinin Belirlenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Ankara.

Keane, R. E., Karau, E. 2010. Evaluating the ecological benefits of wildfire by integrating fire and ecosystem simulation models. Ecological Modelling, 221 (2010) 1162–1172.

Özkazanç, N. K., Ertuğrul, M. 2011. Orman Yangınlarının Fauna Üzerine Etkileri. Bartın Orman Fakültesi Dergisi, 13 (19),128-135.

2 YORUMLAR

  1. İnsan eli ile gerçekleştirilen niye ”yapay ” olsun ki. Biz de doğanın bir parçasıyız, bir yıldırımı tetikleyen kavak ağacından ”doğal” olmak anlamında ne farkımız var ? Bence bu yapay ve doğal terminolojisi makalede bir miktar sıkıntılı olmuş, popüler tepkilerden korkulduğu için. Hayır, aslında insan eli ile çıkarılan kontrollü ve sizin tabirinizle ”yapay” yangınların bazılarının da doğaya muthiş faydaları var.

    • Murat bey;

      Öncelikle çok teşekkür ederim yorumunuz ve görüşünüz için. Belki şaşırtıcı gelecektir ama size %90 oranında katılıyorum. Katıldığım kısımları belirteyim;

      1) Evet kesinlikle ‘insan’ türü (yani bilimsel adıyla Homo sapiens) de diğer türlerden herhangi biri olarak doğanın bir parçasıdır. Bizlerin derslerde aldığımız husus ve derslerde halen vermeye çalıştığımız husus da tam olarak bu. Hatta bakış açısı olarak; ”başka bir gezegenden Dünya’ya bakan bir uzaylı gözüyle” bakmalarını isteriz. Çünkü milyonlarca türden herhangi biriyiz biz -her ne kadar da baskın bir tür olsak da-. Bu bağlamda elbette doğanın ‘yaramaz çocuğuyuz’ diyebilirim. Hatta komiktir; şaşırtmak -ve ters köşe yapmak- için biz biyologlara sıkça sorulan sorulardan biridir bu. Ben ‘tuzak soru’ diyorum. Yine de aklı selim her biyolog için cevabı basit bir sorudur diye düşünüyorum. Asıl, biyologlara sorup da cevabını net alamayacağınız sorular varken (örn; ‘Tür nedir?’) bu sorular terletmiyor bile.
      2) Yapay yangınların doğaya yararları olduğundan zaten ben de makalede (tek cümle ile olsa da) bahsetmişim. (Özellikle bazı bölgelerde hususi olarak yapay yangınlar çıkarılır). Velhasıl o konuda da hemfikiriz.

      Yukarıda bahsettiğim iki mevzu zaten sizin yorum ve düşüncenizin yüzde doksanını oluşturuyor -anladığım kadarıyla-. Fakat yüzde onunu oluşturan benim katılmadığım iki mevzu da şudur;

      1) Yapay kelimesinden neden çekinelim? Yapay kavramı neden var? Yapay ile doğal kavramını çıkaran da insandır. Yapay’ın kelime anlamına (kaynaklardan ve sözlüklerden) bakıldığında (siz de bakabilesiniz diye buraya sanal bir kaynak bırakayım; http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&kelime=YAPAY) tanımda ‘insan eliyle’ tabiri dikkat çekmektedir. Yapay ile doğalı birbirinden ayıran ‘insan’ faktörü bu denli aşikar iken, terminolojide herhangi bir sıkıntı görmemekteyim.
      2) ‘Popüler tepkilerden korku’ sanırım bilim insanlarında asla olmaması gereken bir durumdur kanımca. Nitekim tevafuktur yeni yazacağım makale tam da böyle bir mevzuyu ‘gıdıklayacak'(Hamburgerden bahsedeceğim). Velhasıl söz konusu makale yazılırken korku ve onun gibi sanatsal veya bilimsel herhangi bir ‘kaygı’ duyulmadan yazıldığına (ve bundan sonraki makalelerin de aynı şekilde yazılacağından) emin olabilirsiniz.

      Eleştiriyi severim. Eleştiri içeren bu yorum ve düşünceniz için tekrardan teşekkür ederim. Selamlar…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here