Bu Kilolardan Ben Sorumlu Değilim

0
487

Günümüzde içinde bulunduğumuz aşırı lüks olanaklar, yüksek kalorili yiyeceklere kolayca ulaşabilmemize ve gün içinde doğru düzgün hareket etmeden yaşayabilmeye imkan tanıyor. Ancak bu lüks yaşam, alığımız enerji ile harcadığımız enerji arasında dengesizliğe yol açarak obeziteye sebep olabiliyor. Aldığımız kilolar bizi görüntü olarak rahatsız etse de vücudumuzdaki etkileri görünenin ötesinde sıkıntılara yol açıyor. Beraberinde hipertansiyon, kanser, karaciğer hastalıkları, tip 2 diyabet, kalp rahatsızlıkları ve ruh hali bozuklukları gibi sıkıntılara yol açabilen obezite vakalarının sayısı, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 1975’ten beri neredeyse üçe katlanmış durumda. Obezitenin genetik kökenleriyle ilgili yapılan çalışmalar sonucu ilişkili genler belirlenebilmişse de bu hızlı artışın kalıtsallıkla ilişkilendirilmesi mümkün görünmüyor. Çünkü genetik hasarlar genomu bu kadar kısa bir sürede değiştirerek obeziteyi yaygınlaştıramaz. Bu nedenle obezite vakalarındaki bu hızlı artışı anlayabilmek için genetiğin ötesindeki çalışmalara bakmalıyız. Önceki bir yazımızda da bahsettiğimiz gibi “epigenetik” değişimler bu salgının açıklamasını sunabilme potansiyeline sahip.

Epigenetik değişimler genetik kodda farklılık yaratmaz, ancak ilgili genin üretim yapıp yapmayacağını veya ne kadar üretim yapacağını belirler. (Epigenetik değişimlerin etki mekanizmasının ayrıntısına bu yazıda girilmeyecektir. İlgilenenler önceki yazılarımıza bakabilirler) Epigenetik faktörler, ilgili genin ifadesi üzerinde değişiklik yapabildiğinden obezite ve tip 2 diyabet gibi hastalıkların başlangıcında ve gelişiminde rol oynayabilir gibi görünüyor. Yapılan farklı çalışmalara göre; obeziteyle ilgili genlerin ifadesi DNA metilasyonu, histon modifikasyonları ve miRNA’lar aracılığıyla düzenlenebiliyor.

Genler Nasıl Etkileniyor?

DNA metillendiğinde ilgili genlerden ürün üretilmesi kısıtlanır. Metilasyon kalktığında ise genler üretime devam eder. Genomda geniş çaplı olarak DNA metillenmesi başta kanser olmak üzere birçok hastalıkla ilişkilendiriliyor. Obezite ve metabolizmayla ilgili yapılan çalışmalarda lökositler ve yağ dokularında analizler yapılmış ve sirkadyan saat genlerinin metilasyonu obeziteyle ilişkilendirilmiş.  Yağ depolarının artması sonucu adipoz dokudan salınan leptin hormonunun metilasyonu ve DNA’nın çevresine sarıldığı histon proteinlerinin modifikasyonu da leptini normal düzeyde tutmada görev alıyor.

Annemiz Genlerimizi Şekillendiriyor

Genlerimizin epigenetik şekillenmeye en açık olduğu dönem erken dönemlerimizdir. Annemizin karnında yaşadığımız tecrübeler DNA’yı şekillendirerek uzun vadede hastalıklara yatkınlığımızı belirleyebilir. Obezitenin hamilelik sürecinde annenin beslenmesiyle ve emme dönemiyle olan ilişkisini gösteren birçok çalışma var. Hamilelik döneminde anne beslenmesinin ileriki yaşlarda obeziteye etkisini gösteren çalışmalardan biri literatürde Hollanda Açlık Kışı olarak bilinen dönemde İkinci Dünya Savaşı deneyile kıtlık yaşayan hamile  kadınların çocuklarının epigenetik profillerinin incelenmesiyle yapılmış. Anne karnındayken kıtlık nedeniyle besin yetersizliği yaşayan bireylerin yetişkinlik döneminde obeziteyle ilişkili sağlık sorunlarına yatkın oldukları belirlenmiş. O dönemde Rusya’daki açlığın etkilerini araştıran bir çalışmada da Hollanda popülasyonundaki kadar olmasa da olumsuz ve obeziteyle ilişkili sonuçlar elde edildiği kaydedilmiş. Hamilelik döneminde yaşananların uzun yıllar sonraki etkilerinin gösterildiği bu çalışma örnekleri yaşamımıza anne karnında başladığımız andan itibaren çevresel koşulların ne derece önemli olduğunu gösteriyor. Araştırmalar sadece hamilelikteki besin yetersizliğinin değil annenin obezitesinin de doğacak çocuğun obezite ve diyabet riskini arttırdığını gösteriyor.

Anne Sütü Büyük Önem Taşıyor

Annemizin epigenetiğimizi şekillendirmesi sadece anne karnında bulunduğumuz dönemle sınırlı da değil. Emzirme dönemi de bizim obeziteden korunmamız için kritik öneme sahip. Örneğin 2013 yılında Nature’da yayımlanan bir çalışmada anne sütüne devam süresinin leptin hormonunu kodlayan gendeki metilasyonun azalmasıyla ilişkili olduğu gösterilmiş. Emzirme sayesinde leptin hormonu artarak enerji dengesinin sağlanmasına katkı sağlıyor. Bu durumun yetişkinlikteki obezite riskini azalttığını kaydeden çalışmalar da mevcut.

Yenidoğan dönemin önemini gösteren bir başka çalışma ise Şubat 2018’de Nature Comminications’ta yayımlanmış. Çalışmada yenidoğan dönemdeki beslenmenin enerji dengesinin sağlanmasında görev alan Fgf21 geninin metilasyonunu azaltabileceği, yani bu geni aktive edebileceği kaydedilmiş. Araştırmada sonraki aşamada yapılan analizler de süt emme döneminde sağlanan bu epigenetik şekillenmenin yetişkinlikte de etkili olduğu ve obeziteye karşı koruma gösterdiği kaydedilmiş.

Babanın Beslenmesi de Etkili

Epigenetiğimizi şekillendiren bu hassas dönemde sadece annemizden gelen etkilere değil babamızın beslenme düzeninden kaynaklanan etkilere de açığız. Yapılan çalışmalarda babanın beslenmesinin çocuktaki DNA metilasyonunu etkileyebileceği ve glikoz metabolizması ile insülin dengesine hasar verebileceği kaydedilmiş. Babanın düşük proteinli gıdalarla beslendiği diyetlerin de çocukta yağ metabolizmasına hasar verdiğini gösteren çalışmalar mevcut.

Tüm bu çalışmalar gösteriyor ki günümüzde çoğunlukla irade zayıflığıyla ilişkilendirilen obezitenin temelleri bizim bilinçli olmadığımız bir dönemde ailelerimiz ve maruz kaldığımız çevre tarafından atılıyor. 

 

Kaynaklar:

What is Epigenetics

What is Epigenetics

Lopomo, A., Burgio, E., & Migliore, L. (2016). Epigenetics of obesity. In Progress in molecular biology and translational science (Vol. 140, pp. 151-184). Academic Press.

Martínez, J. A., Milagro, F. I., Claycombe, K. J., & Schalinske, K. L. (2014). Epigenetics in adipose tissue, obesity, weight loss, and diabetes. Advances in nutrition, 5(1), 71-81.

Painter, R. C., Osmond, C., Gluckman, P., Hanson, M., Phillips, D. I. W., & Roseboom, T. J. (2008). Transgenerational effects of prenatal exposure to the Dutch famine on neonatal adiposity and health in later life. BJOG: An International Journal of Obstetrics & Gynaecology, 115(10), 1243-1249.

Stanner, S. A., Bulmer, K., Andres, C., Lantseva, O. E., Borodina, V., Poteen, V. V., & Yudkin, J. S. (1997). Does malnutrition in utero determine diabetes and coronary heart disease in adulthood? Results from the Leningrad siege study, a cross sectional study. Bmj, 315(7119), 1342-1348.

Obermann-Borst, S. A., Eilers, P. H., Tobi, E. W., de Jong, F. H., Slagboom, P. E., Heijmans, B. T., & Steegers-Theunissen, R. P. (2013). Duration of breastfeeding and gender are associated with methylation of the LEPTIN gene in very young children. Pediatric research, 74(3), 344.

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here