Bakteriler Moralinizi Bozabilir

0
1280

Birçok insan stresli durumlarda sindirim problemleri yaşar. Stresten karna ağrı girmesi, çoğumuzun heyecanlı anlarda belirttiği bir durumdur. Bu problemler aslında duygusal durumlar ile sindirim sistemi arasındaki bağlantıyı gösteriyor. Beyin bir sorun algıladığında bağırsaklara tehlike sinyalleri gönderiyor ve sonuç olarak karın ağrılarıyla karşılaşıyoruz. Araştırmalara göre beynin sindirim sistemi ile iletişiminde aktif rol alan bağırsak bakterilerinin kombinasyonu zihinsel ve bedensel sağlığın korunmasında büyük önem taşıyor. 

Bağırsaklarımızda bizi hastalıklara karşı koruyan, yiyecekleri sindirmeyi sağlayan ve  vitamin üreten bakteriler bulunur. Bakterilerin yanlış oranda ve miktarda olması obezite ve tip 2 diyabete yatkınlığa sebep olabilirken beynimiz üzerinde de önemli etkiler gösterebilir. Beyin ve bağırsak; sindirim kanalındaki sinir sistemi ile beyni de içeren merkezi sinir sistemi arasındaki sinyaller aracılığıyla bağlantılıdır. İkisi arasındaki ana bağlantı ise vücudumuzdaki en uzun sinir olan vagus siniriyle sağlanır. 

İkinci beynimiz

Bağırsak bakterilerimiz sinir hücrelerinin iletişiminde rol oynayan nörotransmitter kimyasal mesajcılarının bir kısmını üreterek beyni etkileme kapasitesine sahiptir. Bu nedenle bağırsaklar hakkında “ikinci beyin” ifadelerini sık sık duyuyoruz. 

Sürekli iletişim halinde olan sindirim sistemi ve beyin, iştah kontrolünde de işbirliği içindedir. Yemek yedikten yaklaşık yirmi dakika sonra sindirim sistemimizdeki bakteriler iştah kapatan proteinler üreterek tokluk hissinin oluşumunu sağlar. Bu örnek de, bağırsak-beyin etkileşiminin stresten karnın ağrıması gibi sadece beynin bağırsağa etkisi olmadığını, bağırsakların da beyni etkilediğini ve bu iletişimin çift yönlü olarak gerçekleştiğini gösteriyor. 

Sindirim sistemi ve beyin, bağırsak-beyin ekseni ile iletişim kurar.

Beyin hastalıklarında mikroplar rol oynuyor

Bakterilerin zihinsel hastalıklar üzerindeki etkileri çeşitli araştırmalarla gösteriliyor. Örneğin Alzheimer hastalığının bir sebebinin bakteriler olabileceğini gösteren güçlü araştırmalar var. Bu araştırmalara göre bağırsaklardaki bakterilerin ürettiği toksinler beyinde yangıyı tetikleyerek Alzheimer hastalığının karakteristiği olan beta amiloidlerin üretimini tetikliyor. Benzer bir şekilde 2016 yılında yapılmış ve Nature dergisinde yayımlanmış  bir çalışma da şizofreni ile bağırsaklarda bulunan Candida mantarının ilişkisi olabileceğini göstermiş. Bu araştırmalar bakterilerle beyin hasarları arasındaki bağlantıyı vurguluyor. 

Stres karna vuruyor

Bağırsak ve beynin iletişimden söz ederken ele alınması gereken konulardan biri stres gibi ruh haliyle ilişkili faktörlerin bağırsaklar üzerindeki etkileridir. Stresin sindirim sistemi üzerindeki önemi birçok çalışmayla gösterilmiştir. 2015 yılında Nature Communications ‘ta yayımlanmış bir çalışmada stresin bağırsak bakterilerinin şekillenmesi için en kritik dönemde olan yenidoğanlar üzerinde önemli etkisi olduğunu gösterilmiş. Söz konusu çalışmada deney fareleri birinde normal bağırsak bakterisi bulunanlar ve diğerinde bakteri bulunmayanlar olarak ikiye ayrılmış. İki gruptaki fareler de düzenli olarak annelerinden ayrılmak gibi strese neden olan faktörlere maruz bırakılmış. Sonuç olarak iki grupta da yüksek miktarda stres hormonu kortikosteron üretilirken normal bağırsak bakterisine sahip gruptaki farelerde kaygı bozuklukları, depresyon ve sindirim sistemi hasarı oluşmuş. Ancak bakterisiz farelerde bu durumlar oluşmamış. Sonraki aşamada araştırmacılar bakterili gruptan bakterisiz gruba bağırsak bakterisi transferi yaptıklarında bakterisiz grupta da kaygı bozuklukları ve depresyon oluşmuş. Bu çalışma hem mikrobiyel faktörlerin kaygı bozuklukları ve depresyon gelişimindeki etkisini gösteriyor, hem de yenidoğanların beyin gelişiminin düzgün gerçekleşmesinde stressiz ortamın önemini vurguluyor.  

Stres durumunda yaşanan karın ağrıları sindirim sistemi ile beyin arasındaki bağlantıyı gösterir.

Benzer bir şekilde Emily Jutkiewicz ve ekibi tarafından yapılan bir çalışmada da stresin bakteriyel topluluk üzerinde değişiklik yapabileceği gösterilmiş. Çalışmada iki gruba ayrılan sıçanlardan bir grup yedi hafta boyunca strese maruz tutulmuş. Diğer grupsa stresten uzak tutulmuş. Deney sonucunda strese maruz bırakılan sıçanlarda diğer gruba göre bakteriyel çeşitliliğin daha az olduğu görülmüş. Stresli sıçanlardan diğer gruba dışkı transferi yapıldığındaysa diğer grubun da stres davranışları göstermeye başladığı kaydedilmiş. 

Bağırsaklarınız moralinizi belirler

Örnek verilen deneylerde dışkı transferinin etkileriyle gösterildiği gibi sadece ruh hali sindirim sistemini etkilemez, bağırsak bakterileri de ruh hali üzerinde etki gösterir. Sindirim sistemi ile beyin arasındaki bağlantının ruh halimiz üzerindeki belirleyici etkisi birçok çalışmayla gösterilmiştir. Bağırsaklarda üretilen kimyasal mesajcılar ruh halimizi etkiler. Örneğin bir mutluluk hormonu olan serotoninin %90’ının sindirim kanalında oluştuğu düşünülüyor.

İnsanlarda davranış farklılıklarının bakteriyel kompozisyonla ilişkisini gösterilen bir çalışma 2017 yılında Psychosomatic Medicine ‘da yayımlanmış. Çalışmada sağlıklı kadınlardan alınan dışkı örnekleri analiz edilmiş ve mikrop kompozisyonuna göre ağırlıklı olarak Bacteroides bulunduran veya Prevotella bulunduran olmak üzere iki ana gruba ayrılmış. Bacteroides grubundaki kadınlarda beyinde kompleks bilgilerin işlenmesiyle ilgili olan frontal korteks ve insula bölgelerinde gri madde yoğunluğunun fazla ve hafızayla ilgili hipokampus bölgesinde hacmin daha büyük olduğu görülürken Prevotella grubundaki kadınlarda bu bölgelerin daha düşük hacimde olduğu ayrıca duyusal, duygusal ve dikkatle ilişkili bölgeler arasında beyin bağlantılarının daha güçlü olduğu görülmüş. Prevotella grubuna negatif resimler gösterildiğinde diğer gruba göre daha fazla kaygı, sıkıntı ve stres yaşadıkları kaydedilmiş. Bu deney bakterilerin duygu durumları ve beyin fonksiyonu üzerindeki etki potansiyelini gösteriyor. 

2016 yılında yapılmış ve eLife ‘ta yayımlanmış bir çalışma da bağırsak bakterilerinin beyin üzerindeki etkisini vurgular nitelikte. Araştırmaya göre bağırsak bakterilerinin belirli bir kombinasyonu farelerde miyelin içeriğini etkileyecek ürünler üretiyor ve sosyal kaçınma davranışları oluşturabiliyor. Miyelin tabakası sinir hücrelerinin aksonlarının etrafını sarar ve elektriksel uyarı iletiminin hızlı olmasını sağlar. Bu tabakanın hasarı bir sinirsel hastalık olan MS ile ilişkilendirilmiştir ve miyelinasyon günlük beyin fonksiyonu için kritik önemdedir. Araştırmacılar depresif fareden sağlıklı fareye dışkı transferi yaptığında bu işlemin sosyal kaçınma davranışlarını uyardığı ve alıcı farede miyelin genlerinin ifadesini değiştirdiği gözlemlenmiş. 

Miyelin kılıf elektriksel sinyallerin hızlıca iletilmesinde görev alır. Hasarı başta MS olmak üzere birçok hastalıkla ilişkilendirilir.

Bağırsak bakterilerinin kaygı bozuklularını nasıl etkilediğinin araştırıldığı bir başka çalışma da 2017 yılında Microbiome ‘da yayımlanmış. Bağırsak bakterilerinin beyindeki gen ifadesinin kontrolünde görevli mikro RNA’lar (miRNA) üzerindeki etkisinin araştırıldığı fareler üzerinde yapılan bu çalışmada bakterilerin beyindeki amigdala ve prefrontal korteksteki miRNA’ları etkilediği görülmüş. Mikro RNA’ların beyindeki fonksiyonlarını başarılı bir şekilde yerine getirememesinin stresle ilişkili psikiyatrik hastalıklar, sinir hasarı ve sinirsel gelişim bozukluklarıyla alakalı olduğu düşünülüyor. Mikro RNA değişimleri kaygı bozuklukları davranışlarını oluşturabiliyor. Bu çalışma da sağlıklı bir mikrobiyoma sahip olmanın beyin açısından önemini bir kez daha gösteriyor. 

Yediklerinize dikkat!

Bakterilerin zihin sağlığına olan etkisini gösterirken yiyeceklerin önemini vurgulayan bir çalışma da  Joslin Diabetes Center ‘da yapılmış. Araştırmaya göre yediklerimiz bağırsaklardan beyne giden sinyalleri etkileyerek kaygı davranışlarına sebebiyet verebiliyor. Yüksek kalorili beslenen farelerde normal beslenen farelere göre daha fazla kaygı bozuklukları, depresyon ve obsesif davranışlar oluşmuş. Ancak farelere antibiyotik verildiğinde bu davranışların oluşmadığı gözlemlenmiş. Yüksek kaloriyle beslenen farelerden bakterisiz farelere bakteri aktarıldığında da alıcı farelerin de davranış problemleri göstermeye başladığı kaydedilmiş. Bu çalışma da yiyeceklerin beyne olan önemli etkilerinden birinin mikroplar aracılığıyla olduğunu gösteriyor.  

Kaynaklar: 

https://www.health.harvard.edu/mind-and-mood/probiotics-may-help-boost-mood-and-cognitive-function 

https://www.sciencedaily.com/releases/2016/10/161020114611.htm

https://www.sciencealert.com/yeast-infections-have-been-linked-to-mental-illness

https://www.medicaldaily.com/gut-bacteria-changes-early-life-can-lead-anxiety-and-depression-345276

https://www.nature.com/articles/npp2016239#14-interaction-between-atypical-antipsychotics-and-the-microbiome-in-a-bipolar-disease-cohort 

https://www.sciencealert.com/new-findings-suggest-human-emotions-really-are-affected-by-gut-bacteria

https://www.sciencedaily.com/releases/2016/04/160420104209.htm

https://www.sciencedaily.com/releases/2017/08/170824221455.htm 

https://www.sciencedaily.com/releases/2018/06/180617204413.htm

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here