Jeoloji

Dağlar Neden Hep Büyümeye Devam Etmez?

Dağların büyüyerek çok ciddi bir yüksekliğe ulaştığı ve yukarı atmosfere kadar uzadığı bir yer hayal edin.

Belki de böyle bir yer evrenin çok uzak bölgelerindeki bir yerlerde mevcuttur ama Dünya’daki dağlar deniz seviyesinden 8.840 metre yüksekliğe uzanan Everest Dağı’nın yüksekliğini pek de fazla aşamıyor.

Peki, ama gezegenimizdeki dağları sürekli olarak büyümekten alıkoyan nedir? Pittsburgh Üniversitesi’nden Nadine Mcquarrie, dağların büyümesini durduran iki önemli faktör olduğunu söylüyor.

Bu faktörlerden ilki yer çekimi. Çoğu dağ, levha tektoniği olarak bilinen Dünya’nın yüzey tabakasındaki hareketler nedeniyle oluşuyor. Bu teoriye göre, iki levha birbiriyle çarpıştığında, darbenin etkisi levhaların birbirine değen kenarlarındaki materyalleri yukarıya doğru hareket etmeye zorluyor.

Bu durum devam ettikçe, yer çekimine karşı gelerek bunu yapmak fazlasıyla zor bir hal alıncaya kadar dağlar da büyümeye devam ediyor. Bir noktada, dağ çok ağırlaşıyor ve kendi kütlesi yukarıya doğru büyüme sürecini durduruyor.

Ama dağlar farklı yollarla da oluşabiliyor. Örneğin, Hawaii Adaları’nda bulunanlar gibi volkanik dağlar, erimiş kayalar yer kabuğundan yukarı çıkıp
birikmeye başladığında oluşuyor. Ancak Mcquarrie, dağlar nasıl oluşursa oluşsunlar, neticede fazla ağır bir hale gelerek yer çekimine yenik düştüklerini söylüyor.

Dünya’nın Yer Çekimi Kuvveti Daha Az Olsaydı Dağlar Daha Yüksek Olurdu

Diğer bir deyişle, eğer Dünya’nın yer çekimi kuvveti daha az olsaydı, gezegendeki dağlar daha yüksek olurdu. Mcquarrie, Dünya’dan çok daha yüksek dağlara sahip olan Mars’ta olanın da tam olarak bu olduğunu söylüyor. Mars’ta bulunan ve Güneş sistemindeki bilinen en yüksek volkan olan Olympus Mons’un yüksekliği 25.000 metreyi aşıyor.

Dünya’da dağların büyümesini sınırlayan ikinci faktörse nehirler. İlk başta, nehirler dağların daha yüksek görünmesini sağlıyor. Onlar dağların kenar
bölgelerine girerek dağdan materyaller alıyor ve bu şekilde dağın tabanı yakınlarında derin çatlaklar oluşturuyor. Mcquarrie tüm bu güzel ve gerçekten yüksek görünümlü zirvelerin aslında görünenden biraz daha kısa olduğunu belirtiyor. Ve nehirlerin dağ materyallerini aşındırması, materyalleri dağdan uzaklaştıran toprak kaymalarını tetikleyerek dağın büyümesini sınırlayabiliyor.

Sular altında olan dağların büyümesi de benzer şekilde yer çekimi ve toprak kaymalarıyla sınırlanıyor ama onlar karadaki dağlardan çok daha büyük yüksekliklere ulaşabiliyorlar. Bunun nedeniyse, daha yüksek yoğunluklu olan suyun, dağlara yer çekimine karşı havanın yaptığından daha fazla destek sağlaması.

Everest sıklıkla Dünya’nın en yüksek dağı olarak anılsa da, “Dünya’nın en yüksek dağı” unvanı için yarışan başka dağlar da var. Hawaii’de yer alan ve aktif olmayan bir volkan olan Mauna Kea’nın tabanı Pasifik Okyanusu’nun derinliklerinde bulunuyor ve tabanından tepesine kadar ölçüldüğünde 10.210 metrelik yüksekliğiyle bu dağ Dünya’nın en yüksek dağı haline geliyor. Ancak deniz seviyesi baz alınarak ölçüm yapıldığında, Everest Dağı onun yüksekliğinin iki katından bile daha yüksek.

Orijinal makale: Live Science

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz