Bilim Tarihi

Zamanının İlerisindeki Teorik Fizikçi Albert Einstein

Albert Einstein muhtemelen 20’inci yüzyılın en etkili bilim insanı. Onun genel görelilik teorisi bizim uzay ve zaman üzerindeki anlayışımızı değiştirdi ve
kuantum mekaniğiyle birlikte modern fiziğin en önemli iki direğinden biri haline geldi.

Almanya doğumlu fizikçinin en ünlü denklemi olan E=mc 2 , kütlesi olan her şeyin eşdeğer miktarda enerjiye sahip olduğunu ve aynı şeyin tersi için de geçerli olduğunu ifade ediyor.

Bu denklem, Einstein’ın onu gözlemleyen kişinin hareketleri önemli olmaksızın, uzay boşluğunda ışık hızının her zaman aynı olduğunu öne süren özel görelilik teorisinden ortaya çıktı ve uzay ve zamanın birbirinden ayrılamayacağını öne sürerek evrene yeni bir şekilde bakmanın yolunu açtı. Aynı zamanda da, mesafe ve zaman ölçümlerinin her ikisinin de ışığın hızına yaklaşıldıkça değiştiğinin; saatlerin yavaşladığının ve mesafelerin kısalıyor gibi göründüğünün önermesini yaptı.

1921’de Nobel Ödülü Kazandı

Aynı yıl, sadece 26 yaşındayken, Einstein çığır açıcı nitelikte olan üç farklı teori geliştirdi: Brown hareketi, kütle-enerji eşdeğerliği ve 1921 yılında Nobel Ödülü kazanmasına yol açan fotoelektrik etki yasası.

Einstein’ın genel görelilik teorisi, bizim iki kütle arasındaki çekim kuvveti olarak algıladığımız şeyin, aslında onların uzay ve zamanı bükmesinden kaynaklandığını söylüyor. Örneğin, her ne kadar Güneş’in çekim kuvveti Dünya’yı ona doğru çekiyor gibi görünse de, aslında böyle bir kuvvet bulunmuyor ve Dünya’nın nasıl hareket edeceğini Güneş’in etrafındaki uzay-zamanın geometrisi belirliyor.

Teoriye göre, çekim kuvveti daha güçlü olduğunda zaman daha yavaş akıyor: deniz seviyesindeyken, saatler Dünya’nın yer çekimi kuvvetinin daha zayıf olduğu bir dağın tepesindeyken olduğundan daha yavaş ilerliyor.

Teori dönemin baskın inancına karşı gelerek, aynı zamanda evrenin genişlemekte olduğunu da ileri sürdü ve bu fikir 1929 yılında astronom Edwin
Hubble tarafından doğrulandı.

Einstein’ın genel görelilik teorisi gezegenlerin hareketlerini ve uzak yıldızlar ve galaksilerden gelen ışıkların bükülmesini de açıkladı. Ayrıca, kara deliklerin ve kütle çekimsel dalgaların varlığını öngördü. Bu dalgalar ilk kez 2016’da; Einstein’ın onları kuramlaştırmasından bir asır sonra direkt olarak tespit edildi.

Orijinal makale: New Scientist

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz