Biyoloji

Yeni Bir Gen Varyantı Tip 2 Diyabete Karşı Koruma Sağlıyor Olabilir

Paleontologlar ve beslenme uzmanları, atalarımız sadece avcı-toplayıcı olmaktan etlerini pişirmeye ve yaklaşık 10.000 yıl önce de tarım ürünleri
yetiştirmeye geçtikten sonra insanın beslenme tarzının değişmeye başladığını çok iyi biliyorlar. Vücutlarımız gıdaları işlemek için milyonlarca yıldır evrim geçiriyor ancak maalesef ki, metabolizmalarımız bu “yeni” beslenme tarzımıza hala uyum sağlamış değil. Ve bu da, şu an çoğumuzun beslenme düzeninin bir parçası olan yüksek şeker içerikli günümüz yiyeceklerinin insülin direnci ve tip 2 diyabet gelişimini tetikleyebilmesinin nedenlerinden birisi.

Ancak University College London araştırmacıları liderliğinde yapılan ve eLife’da yayınlanan bir çalışmaya göre, ortaya çıkan ve yayılmaya başlayan bir gen varyantı bizim bu durumla başa çıkmamıza yardımcı olabilir.

Bir yemek yedikten sonra kan şekeri seviyesi yükseliyor ve salgılanan insülin yağ ve kas dokularının yüzeyinde, teknik olarak glikoz taşıyıcısı olarak bilinen ve şeker moleküllerinin kandan geçip bu dokulara girmesine olanak tanıyan bir por oluşmasına neden oluyor. Biz şekerin etkin bir şekilde kandan uzaklaştırılabilmesi için bu sistemin iyi çalışmasını istiyoruz. Bu süreçte yanlış giden bir şey olursa ve kan dolaşımında çok fazla şeker kalırsa, bu durum diyabete yol açabiliyor.

Tarıma Ve Gıdaların Pişirilmeye Başlanması Varyantın Gelişmesine Neden Oldu

İnsanlar açlık halindeyken ve kan şekeri seviyesi düşük olduğu sırada, glikoz taşıyıcılarını kas ve yağların içinde (doku yüzeyinden uzak) tutmak için bir tür klatrin olan CHC22 adlı bir proteine bel bağlıyor. Klatrinler hücreler arasındaki iletişimin düzenlenmesi açısından büyük önem taşıyor ve onların işleyişlerinde meydana gelecek bir terslik, kanser, sinir sistemi ve gelişim bozuklukları veya bulaşıcı hastalıklar gibi sorunlara yol açabiliyor.

İnsanlarda iki tür klatrin mevcut. Daha yaygın olarak görülen tür olan CHC17, tüm dokularda bulunuyor ve endositoz sürecini (proteinlerin hücre yüzeyinden hücre içine taşınması) idare ediyor. CHC22 isimli türse, ağırlıklı olarak kas ve yağlarda bulunuyor ve endositoz sürecinin bir parçası olarak işlev göstermiyor.

CHC22’yi kodlayan ve yaklaşık 450 milyon yıl önce ortaya çıkan genin orijinal formu, glikoz taşıyıcısını sıkı sıkıya kas ve yağların içinde tutan bir klatrin üretiyordu. Ancak 450.000 ila 12.500 yıl öncesindeki bir zaman zarfı içinde, bu genin yeni bir varyantı ortaya çıktı. Bu yeni varyantın gelişmesinin nedeni, tarıma ve gıdaların pişirilmeye başlanmasıyla ve bu sebeple insanların avcı-toplayıcı toplumlara göre karbonhidrat yönünden daha zengin bir beslenme tarzına geçmesiyle ilişkilendiriliyor.

Herkes Bu Yeni Mutasyona Sahip Değil

Bu yeni varyant insülin direnci ve tip 2 diyabet gelişimini daha az olası kılabilir. Ama herkes genin bu yeni versiyonuna sahip değil. 1000 Genom Projesinden elde edilen yaklaşık 2000 insan genomu, dünya nüfusunun yaklaşık dörtte üçünün bu yeni mutasyona sahip olabileceğini gösteriyor.

Çalışmayı başlatan laboratuvarın bulunduğu University College London Biyolojik Bilimler Bölümü direktörü Frances Brodsky, CHC22’yi kodlayan genin bazı hayvan türlerinde beslenme tarzlarına bağlı olarak varlığını sürdürdüğünü ve bazılarında da kaybolduğunu ve insanlarda da değişken olduğunu bulduklarını belirtiyor ve bu bulgunun beslenme tarzının evrim üzerinde kuvvetli bir etkisinin olduğunu gösterdiğini söylüyor.

Yemek yedikten sonra vücudunuzun kan şekerini nasıl idare ettiği, CHC22’nin hangi varyantını ürettiğinize bağlı olabilir ve daha yeni versiyona sahip insanların kan şekeri seviyeleri daha düşük seyredebilir. Çalışmayı yapan araştırmacılar, insanların hangi gen varyantına sahip olduğunu bilmesinin, tip 2 diyabete yol açan hastalıkları geliştirme risklerini öğrenmelerine fayda sağlayabileceğini ve onları karbonhidrat tüketimlerini bu risklere göre ayarlamaya teşvik edebileceğini düşünüyor.

Orijinal makale: Scientificamerican

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz