Fizik

Kara Delik Muamması

Kara delikler genellikle derin bir kuyu gibi tanımlanıyorlar. Yani eğer bir kara deliğin içine düşerseniz, bir daha oradan çıkamazsınız. Ama kara deliğin “olay ufkunda” olup bitenler daha da ilginç. Burada uzay ve zamanın normal özellikleri yer değiştiriyor gibi görünüyor. Günlük hayatta bizler zamanda sadece ileriye doğru gidebiliyoruz ama bir kara deliğin içindeki şeyler sadece uzayda ileriye doğru gidebiliyorlar.

Kara deliklerin popüler literatürde tartışılma şekli, kara deliklerin kuantum özelliklerine ve uzay-zaman özelliklerine odaklanıyor. Ama bir de astrofiziksel kara delikler var: kara delikler gibi davranıyor gibi görünen ve yıldızlar gibi çok büyük cisimlerin çökmesiyle oluştuğunu düşündüğümüz gerçek objeler.

Kara delikleri görmek zor olduğundan, kara delikler konusunda yapılan astrofizik çalışmaları onların yakınlarında neler olup bittiği üzerindeki
gözlemlere odaklanıyor. Ve görünüşe göre, biz de bize nispeten yakın olan süper kütleli bir kara deliğe sahibiz. Sagittarius A* Samanyolu’nun merkezinde bulunuyor ve biz bunun birkaç milyon Güneş kütlesine sahip bir kara delik olduğundan oldukça eminiz.

Aktif Galaksi Çekirdekleri

Kara delikler konusundaki en ilgi uyandırıcı sorulardan bazıları, aktif galaksi çekirdeği (AGÇ) olarak bilinen objeleri incelemekten kaynaklanıyor. Bunlar aşırı derecede parlak ve yoğun galaktik merkezler ve çekirdeklerinde çok daha büyük kütleli kara deliklere sahip olduklarına inanılıyor. AGÇ’lerin çeşitli türleri bulunuyor. Kuasarlar radyo dalgalarını bol miktarda yayıyorlar. Bir diğer AGÇ türü de blazarlar. Bunlar sadece çok parlak olmakla ve aşırı derecede radyo dalgası yaymakla kalmıyor, aynı zamanda ışık hızına yakın bir hızda hareket eden parçacıklardan oluşan jetler de fırlatıyorlar. Burada şu sorular devreye giriyor: eğer kara delikler her şeyi içlerine çekip saklıyorlarsa, neden onların bazıları yüksek hızlarda kendilerinden uzaklaşan parçacıklara sahip? Ve neden onlardan bazıları bunu yapıyor da diğerleri yapmıyor?

Bu soruların olası cevaplarından biri, tüm AGÇ’lerin jetlerinin olduğu ama bizim sadece onların bazılarını görebiliyor olmamız olabilir. Ve tabii, bir de ortada blazar jetlerinin ve onlara ev sahipliği yapan galaksilerin on yıllar içinde değişen çeşitli renklerinin olduğu gerçeği var.

İlerlemeler Kaydediliyor

Heyecan verici olan şu ki, biz birçok alanda ilerleme kaydediyoruz. Örneğin, yakın zaman önce Dartmouth College’dan Jedidah Isler liderliğindeki bir ekip tarafından yapılan çalışma, renklerinin zaman içinde nasıl değiştiğini açıklayan bir blazar modeli bulabilmemizin mümkün olabileceğini gösterdi.

Diğer yandan, bu senenin başlarında Olay Ufku Teleskobu bir kara deliğin hemen sınır bölgesini görüntüledi. Ayrıca, geçtiğimiz iki sene içinde yapılan kütle çekim dalgaları deneyleri de, birkaç küçük, yıldız kütlesine sahip kara delik buldu. Daha yakın zamandaysa, bunlardan birinin bir nötron yıldızını yuttuğu görüldü.

Ama yine de, kara delikler şimdilik evrenin en büyük gizemlerinden biri olmayı sürdürecek gibi görünüyor.

Orijinal makale: New Scientist

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz