Psikoloji

Biz Mutlu Olmak İçin Tasarlanmadık

Yıllık değeri 11 milyar dolar olduğu tahmin edilen inanılmaz büyüklükteki mutluluk ve pozitif düşünme sektörü, dünyada mutluluğun gerçekçi bir amaç olduğu fantezisinin yaratılmasına yardımcı oldu. Mutluluk hayalinin peşinden koşmak son derece Amerika’ya özgü bir kavram ama bu popüler kültür yoluyla dünyanın geri kalanına da yayıldı. Ama maalesef ki, bu durum gerçek hayatın inatla karşılamayı reddettiği bir beklentinin oluşmasını sağladı.

Mutluluk insanın gerçek deneyiminde karşılığı olmayan soyut bir fikir. Evet, pozitif ve negatif etkiler beyinde kalmaya devam ediyor ama sürekli mutluluğun biyolojik bir temeli yok.

Doğadaki Diğer Her Canlı Gibiyiz

İnsanlar mutlu olmak için tasarlanmadı; hatta halinden hoşnut olmak için bile tasarlanmadı. Durumundan memnuniyet ve tatmin duyma hali doğanın desteklemediği bir şey çünkü bu bizim yaşamımızı tehdit edebilecek olası tehlikeler karşısında gardımızın düşmesine neden olabilir.

Mutlu olmak için doğal bir beceriye sahip olmak yerine, beynimizdeki büyük ön lobun (bu bölüm bizim mükemmel yöneticilik işlevleri ve analitik becerilere sahip olmamızı sağlıyor) gelişimine öncelik verildiği gerçeği, doğanın öncelikleri konusunda bize çok şey anlatıyor. Beyindeki farklı bölgeler ve devrelerin her biri belirli nörolojik ve entelektüel işlevlerle ilişkili ama hiçbir nörolojik dayanağı olmayan bir kurgudan ibaret olan mutluluk, beynin dokusunda bulunamıyor.

Aslına bakarsanız, alanın uzmanları, depresyonun ortadan kalkmamış olmasının nedeninin de, depresyonun zor zamanlarda kişinin galip gelemeyeceği riskli ve umutsuz durumlarla bağlantısını keserek insana fayda sağlaması olduğunu savunuyor.

Tatminsizlik Kişisel Bir Başarısızlık Değil

Bizim duygularımız karışık, karmaşık ve bazen de çelişkili; tıpkı hayatımızdaki diğer her şey gibi. Araştırmalar pozitif ve negatif duyguların ve etkilerin beyinde birbirlerinden nispeten bağımsız bir şekilde bir arada varlık gösterebildiğini ortaya koymuş durumda.

Şu durumda, bizim sürekli mutlu olmak üzere tasarlanmadığımızı hatırlamak önemli. Biz hayatta kalmak ve üremek için tasarlandık. Bunlar zor görevler, yani bizim mücadeleler vermemiz, çabalamamız, tatmin ve güvenlik peşinde koşmamız, tehlikelerle savaşmamız ve acıdan kaçınmamız gerekiyor. Beyinde bir arada varlık gösteren mutluluk ve acının ortaya koyduğu rekabet halindeki duygular modeli, gerçekliğimize mutluluk sektörünün bize satmaya çalıştığı o ulaşılamayan büyük mutluluk halinden çok daha fazla uyuyor. Aslına bakarsanız, herhangi bir düzeydeki acının anormal ya da patolojik olduğunu iddia etmek, sadece yetersizlik, yılgınlık ve hayal kırıklığı duygularının gelişmesine yol açabilir.

Mutluluk diye bir şey olmadığını öne sürmek tamamen negatif bir mesaj gibi gelebilir. Ama memnuniyetsizliğin ve tatminsizliğin kişisel bir başarısızlık olmadığını bilmek bu konuda teselli kaynağı olabilir. Eğer arada sırada mutsuz oluyorsanız, bunun hemen onarmanız gereken bir noksan veya kusur olmadığını bilin, çünkü bunları mutluluk guruları da yaşıyor. Tersine, duygularınızdaki bu dalgalanmalar gerçekte sizi insan yapan şeyin ta kendisi.

Kaynak: NeuroScienceNews

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..