Teknoloji

Elektriğin Gerçek Hikayesi “The Current War” Filminden Daha İlgi Çekici

19’uncu yüzyıl Amerika’sına elektrik sağlamak için verilen mücadelenin epik hikayesini anlatan The Current War isimli filmde, Thomas Edison’a Benedict Cumberbatch hayat veriyor. Ama film, bu buluş üzerinde verilen mücadele hakkındaki gerçeği sadece üstü kapalı olarak aktarıyor.

Lafı dolandırmayalım. Ampulü Thomas Edison bulmadı. Alman Heinrich Goebel, 1854 yılında Edison’a ampulün bir prototipini gösterdi ve ona patentini satmayı teklif etti. Edison teklifi reddetti, Goebel’in ölmesini bekledi ve onun yoksulluk içindeki eşinden bu patenti düşük bir fiyata satın aldı.

Bu oyunu hemen hemen her buluşta oynayabilirsiniz. Ve 19’uncu yüzyılın sonlarında, Thomas Edison ve George Westinghouse arasında Amerika’ya
elektriği getirmek için verilen mücadeleyi anlatan The Current War filminde de, Edison ampulün, fonografın ve sinemanın mucidi ve 512 patentin sahibi olarak gösteriliyor.

Kasım 2017’de gösterime girmesi planlanan ve bu tarih öncesinde Toronto Film Festivali’nde ilk gösterimi yapılan Weinstein Company yapımı film, Harvey Weinstein hakkındaki iddiaların gündeme gelmesi ve hızla büyümesi nedeniyle bir süreliğine rafa kaldırıldı.

Akımlar Savaşı

Filmde Michael Shannon’ın canlandırdığı mucit George Westinghouse, elektriği alternatif akımı kullanarak sağlamak için bir sistem geliştirir. Bu sistem maliyet ve verimlilik açısından Edison’ın doğru akım sistemine üstün gelir.

Westinghouse Edison’a ortaklık teklif eder ama Edison onun “ölümcül” teknolojisini aşağılar ve haklılığını ispatlamak için köpekleri, koyunları ve on bir atı alternatif akımla öldürür. İroni ardına ironi gelir ve Westinghouse’dan daha iyi olan ahlaki yargılarına son derece ters düşecek bir şekilde, Edison neticede ilk elektrikli sandalyeyi tasarlar.

Ama “akımlar savaşı” henüz sona ermedi. Elektrik sağlama çalışmalarının başlangıç döneminde doğru akım alternatif akım karşısında kaybetti çünkü insanların daha emniyetli olan, daha düşük voltajlara ihtiyacı varken, doğru akımı kullanarak etkili bir şekilde uzun mesafelere elektrik aktarmak yüksek voltajları gerektiriyordu. Bunu yapmak için transformatörlere ihtiyaç vardı ama bunlar sadece alternatif akım ağları için mevcuttu; doğru akım için değil.

Ama konu yüksek miktarlardaki elektriği uzun mesafelere aktarmak olduğunda, yüksek voltajlı doğru akım (HVDC) geleneksel alternatif akım hatlarından çok daha fazla etkili.

“Süper Şebeke” Fikri

HVDC üzerine olan yeni projeler, özellikle Çin’de olmak üzere hızla artış gösterdi ve yapılan hesaplamalar, kıta genelindeki HVDC “süper şebekelerinin” yenilenebilir kaynaklardan üretilen enerjinin değişken seviyelerini düzeltmeye yardımcı olabileceğini işaret ediyor.

2009 yılında, Almanya’daki Kassel Üniversitesi’nden Gregor Czish’in yaptığı bir çalışma, çeşitli Avrupa ülkeleri ve aralarında Kuzey Afrika, Kazakistan ve Türkiye’nin de bulunduğu çevre bölgeleri birbirine bağlayan ve ucuz yeşil elektrik enerjisini neredeyse garantileyen "süper şebeke” fikrini ortaya attı. Öncelikler şaşırtıcı olabilen bir konu ve şöhret bundan daha da şaşırtıcı.

Westinghouse bu sektörden o kadar nefret etti ki, tüm belgelerini yaktı ve yaptıklarının kendisinden daha kalıcı olmasını garantiye aldı. O şöyle dedi, “Eğer hatırlanmak istiyorsanız bir başkanı vurun. Ama eğer benim miras olarak gördüğüm şeyi tercih ediyorsanız, o zaman dünyayı bulduğunuzdan daha iyi bir yer olarak bırakın.”

Orijinal makale: New Scientist

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz