Psikoloji

Yeterince Bilgi Sahibi Olmadan Sonuçlara Varıyoruz

Kararlarımızı nasıl aldığımız üzerinde yapılan bir çalışmaya göre, bunu yapmak çıkarlarına ters düşse bile, insanlar yeterince bilgi sahibi olmadan, alelacele doğru olmasını istedikleri sonuçlara varıyorlar.

University College London’dan Filip Gesiarz, “Objektif gerçeği aramak yerine erkenden sonuçlara varmak, kişinin temel değerlerini korumak ya da belirsizlikten kaçınmak gibi birçok psikolojik ihtiyacı karşılayabiliyor,” diyor. Yani konu Brexit ya da iklim değişikliği gibi büyük meseleler olduğunda, insanların aradığı şeyin her zaman objektif gerçek olmadığını biliyoruz. Ama Gesiarz ve meslektaşları, benzer faktörlerin önemsiz konularda da yeri olup olmadığını görmek istediler.

84 Katılımcıyla Bir Deney Yapıldı

Araştırmacılar katılımcıların zaman içinde veri toplayarak sonuçlara varmak zorunda olduğu bir deney yaptılar. İnsanlardan bir fabrikanın konveyör bandını tasvir eden ve üzerinde televizyonlar ve telefonlar olan bir görüntüyü izlemeleri ve sonra bu fabrikanın ağırlıklı olarak ne tür cihazlar ürettiğine karar vermesi istendi.

Bazı fabrikalardaki cihazların yüzde 60’ı televizyon ve yüzde 40’ı telefon, diğerlerindeyse bu oran tam tersiydi. Karar vermek için yeterince kanıta sahip olduklarında 84 katılımcının seçim yapma izni vardı. Ve doğru karar verdiklerinde parayla ödüllendirildiler.

Ancak aynı zamanda, katılımcılar rastgele olarak iki gruptan birine de yerleştirilmişlerdi: ekrana öncelikli olarak televizyon üreten fabrikaların geldiği her seferinde ilave para ödülü alan grup ve telefon fabrikaları geldiğinde ilave para ödülü alan diğer grup. Katılımcılar bu ilave para ödülünü fabrikayı televizyon ya da telefon fabrikası olarak doğru belirlemelerine bakılmaksızın aldılar.

Ön Yargıların Farkında Olmak Gerekiyor

Bu insanlar için bir tür fabrikanın diğerinden açıkça daha tercih edilir olduğu anlamına geliyordu ama katılımcıların ödüllerini fazlalaştırmalarının tek yolu fabrika türünü doğru belirlemekti çünkü hangisinin ekrana geleceği üzerinde hiçbir kontrolleri yoktu.

Gesiarz, “Bu durum insanların bilgi toplama sürecinde her türden ön yargının ortaya çıkması için yeterli oldu. Buna dair daha az kanıt görmelerine rağmen konveyör bandında daha fazla telefon olduğuna karar veriyorlardı ve bunun için daha az tutarlı kanıt gereksinimindeydiler,” diyor.

Gesiarz bu davranışa iki farklı ön yargının yol açtığını belirtiyor: hiç kanıt görmeden önce lehteki sonuçlara inanma eğilimi ve kanıtları lehteki inançla daha tutarlı olacak şekilde değerlendirmek.

Araştırmacılar bu ön yargıların farkında olmanın onların etkilerini azaltma konusunda faydalı olabileceğini ve gerçek olmasını istediğimiz şeyler konusunda daha meraklı olmanın daha doğru bir dünya görüşüne sahip olmamıza katkı sağlayabileceğini söylüyorlar.

Orijinal makale: New Scientist

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz