Matematik

Matematiği “Güzel” Buluyoruz

Güzel bir manzara tablosu, güzel bir piyano sonatı… Resim sanatı ve müzik neredeyse her zaman estetik yönden tanımlanır; peki ama ya matematik? Kullanışlı ve dahice olmanın ötesinde, soyut bir fikir güzel olarak düşünülebilir mi?

Aslına bakarsanız evet. Üstelik Cognition’da yayınlanan yeni bir çalışmaya göre, sadece matematisyenler tarafından da değil.

Yale Üniversitesi’nde görevli bir matematisyen ve Bath Üniversitesi’nde görevli bir psikolog tarafından yapılan çalışma, ortalama bir Amerikalının matematiksel argümanların güzelliğini de tıpkı sanat ve müzik eserlerinde olduğu kadar değerlendirebildiğini gösteriyor. Üstelik onların matematikte fark ettikleri güzellik sadece tek boyutlu olmakla da kalmıyor. Yapılan çalışmaya katılan 300 kişi güzelliğin dokuz kriterini kullanarak, dört farklı ispatın belirli yönlerden güzel olduğuna dair tesadüfe yer bırakmayacak şekilde fikir birliği sağladı.

Yale Üniversitesi’nden Stefan Steinerberger ve Bath Üniversitesi’nden Samuel G. B. Johnson, resim ve müzik gibi sanat dalları için sahip olduğumuz aynı estetik anlayışların matematik için de geçerli olup olmadığını test etmek ve bunun sıradan insanlar için de matematik kariyerine sahip insanlar kadar geçerli olup olmadığını anlamak için bir deney tasarladı.

Çalışma Üç Bölüme Ayrıldı

Araştırmacılar çalışma için dörder matematiksel argüman, manzara tablosu ve piyano sonatı seçtiler ve çalışmayı üç bölüme ayırdılar. İlk görevde, bir grup katılımcıdan estetik yönden onları ne kadar benzer bulduklarını baz alarak dört matematiksel ispat ve dört manzara resmi arasında eşleştirme yapması istendi.

İkinci görevde, bir başka gruptan aynı şeyi ispatlar ve sonatları karşılaştırarak yapması, üçüncü gruptansa, birbirlerinden bağımsız olarak, her sanat eserini ve matematiksel argümanı çeşitli güzellik kriterlerini kullanarak ve aynı zamanda da bunlar için genel bir güzellik değerlendirmesi yaparak, ayrı ayrı bir ve on arasındaki bir ölçekte değerlendirmesi istendi. Bu kriterler arasında ciddiyet, evrensellik, özgünlük, netlik, sadelik, zarafet, karmaşıklık ve sofistikelik bulunuyordu. Araştırmacılar katılımcıların üçüncü bölümde yaptıkları derecelendirmeleri analiz ettiklerinde, zarafet kriterinde yüksek puanlar alan sanat eserlerinin ve matematiksel argümanların aynı zamanda güzellik değerlendirmesinde de yüksek puanlar almış olmalarının daha muhtemel olduğunu buldular.

Sonuçlar ellerine geçtiğinde, araştırmacılar üçüncü grup katılımcılarının hangi argümanların ve tabloların zarif olduğu konusunda hemfikir olduğunu gördüler. Aynı şekilde, birinci gruptaki katılımcıların da, üçüncü grubun en zarif olarak değerlendirdiği argüman ve tablo arasında eşleştirme yapma eğiliminde olduğu ortaya çıktı.

İnsanların Güzellik Sezgileri Birbirine Benziyor

Çalışmada sadece sıradan insanların da matematiğin güzelliği ve sanatın güzelliği konusundaki sezgilerinin birbirine benzer olmakla kalmadığı, aynı zamanda güzellik konusunda da birbirleriyle benzer sezgilere sahip oldukları görüldü. Diğer bir deyişle, biçim veya yöntemin ne olduğu önemli olmaksızın, bir şeyi neyin güzel kıldığı konusunda bu insanlar arasında bir fikir birliği vardı. Steinerberger, yaptıkları çalışmanın farklı müzik parçaları, farklı ispatlar ve farklı sanat eserleriyle yeniden yapılmasını istediğini söylüyor.

Steinerberger ve Johnson, çalışmalarının özellikle de ortaöğrenim düzeyindeki matematik eğitimi açısından bazı çıkarımlar sunabileceğini düşünüyor. Johnson, “Matematiğin daha soyut, daha resmi olan yönlerini o yaştaki çocuklar için daha ulaşılabilir ve heyecan verici kılmak için bazı fırsatlar olabilir. Ve bu, daha fazla insanı matematik alanına girmeye teşvik etmek açısından yararlı olabilir,” diyor.

Orijinal makale: NeuroScienceNews

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..