Sosyoloji

Ölümünüzün Ardından Dijital Ayak İzleriniz Hakkınızda Neler Anlatacak?

Ölümünüzün ardından dijital ayak izleriniz hakkınızda neler anlatacak? Psikolog Elaine Kasket’in yazdığı yeni bir kitap, ölümden sonra dijital ortamdaki ayak izlerimizin ve bunların kontrolünün kimde olduğunun umulmadık şekillerde önemli olduğunu açıklıyor.

Kasket’in “All the Ghosts in the Machine” isimli kitabında, ilk elden çok etkileyici röportajlar ve son derece dürüstçe anlatılan hatıralar yer alıyor. Kitap dijital çağda yas tutmanın bir analizini yapıyor ve bu analiz iki farklı ama birbirini tamamlayan projeyi içeriyor.

Bunlardan ilki, insanların öldüğü ama dijital ortamdaki varlıklarının hala devam ettiği durumlarda geride kalanlar için (özellikle aile üyeleri) ortaya çıkan işlemsel ve yasal meseleler konusunda onlara yol göstermeyi ve destek sağlamayı kapsıyor.

Kimileri İçin Avuntu Kimileri İçin Acı Kaynağı

Kitaba göre, bazı insanlar için Facebook, Instagram ya da diğer sosyal medya mecralarında ölüm sonrasında oluşmaya devam eden veriler “çok değerli bir memnuniyet ve avuntu” kaynağıyken, bazıları için de “yıkıcı bir duygusal acı” sebebi. Ama iki durumda da, o verileri korumak, kaldırmak ya da yönetmek için nelerin yapılması gerektiği net değil. Bunun sonucu olarak da, geride kalanlar ölen kişinin hesaplarının şifrelerini bilmeleri durumunda genellikle bu hesapları kendileri yönetiyorlar. Kasket kitabında, “O profili ‘hayatta’ tutmak ve sevdiği kişiyle bağlantı halinde kalmak isteyen yakınını kaybetmiş yaslı bir kişinin, sonuçta o kişiyi taklit eder bir hale gelmesi mümkün olabiliyor,” diyor.

Kitapta, “Ölmüş bir insanın dijital mirasının kontrolü kimde?” “Onların değer verdikleri fotoğraflar yok olduğunda ya da bir boşanma sonrasında Tinder’daki müstehcen mesajları ortaya çıktığında, geride kalanlar için dile getirilmeyen ne gibi ihtiyaçlar doğuyor?” gibi sorular soruluyor.

Dijital Çağ Ölüler Ve Hayattakiler Arasındaki Bağların Devamını Hem Kolaylaştırıyor Hem De Zorlaştırıyor

Kasket’in diğer projesiyse, dijital ortamın anlaşılmazlıklarını psikanalitik perspektiften incelemek. 19’uncu yüzyıla ait ilerleme ve kişisel gelişim
düşünceleri, bizim yas tutmayı aşağı yukarı bir “serbest bırakma” ya da “geride bırakıp yola devam etme” süreci olarak düşünmemize neden oldu. Kasket’e göreyse, bu düşüncenin günümüzdeki hali bazı fikirsel hatalar içeriyor.

Gerçekte, yas süreci aşamalar halinde geçilmiyor ve kaybettiğimiz insanlarla olan ilişkilerimiz sandığımızdan çok daha uzun süre devam ediyor. Kitabın başlangıcında, yazarın huysuzluğuyla tanınan büyükannesi hakkındaki bu algıyı Instagram’da onun için sevgi mektupları yazarak tamir etmeye çalışmasına yer veriliyor.

Ölen insanların dijital ortamdaki varlıklarının devamı, içinde bulunduğumuz ve insanların birbirlerinden uzaklaştıkları bu zamanlarda muhtemelen iyi bir şey. Hepimizin bir ölüm olayını “unutup önümüze bakmamızın” beklendiği bir kültüre oranla, ölenlerle bağlarımızın devam ettiği bir kültür çok daha tercih edilir. Ama bu konuda daha yapılması gereken çok iş var çünkü Kasket’in de dediği gibi, “dijital çağ ölüler ve hayattakiler arasındaki bağların ve ilişkilerin devam etmesini hem daha kolay hem de daha zor bir hale getirdi.”

Orijinal makale: New Scientist

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz