Biyoloji

Eşcinsellerin Beyni Farklı Mı? Eşcinsellik Genetik Mi?

 

Eşcinsellik psikolojinin/psikiyatrinin kurucu öncülerinden Freud’un tanımı ile ‘’psikoseksüel bir immatürite’’ yani bireyin psikoseksüel açıdan gelişememesi/olgunlaşamamasıdır. Cinselliğin olgunlaşmamış evreleri olan oral-anal döneme takılıp kalması(fiksasyon) veya geri dönmesidir(regresyon)(Freud, 1908,1910,1935).

Peki ‘’eşcinsellerin beyinleri farklıdır, onlar bu nedenle eşcinsel oluyorlar vs’’ şeklindeki iddialar hakkında ne söylenebilir?

Eşcinselliğin doğuştan geldiği mitini ilk duyuran –kendisi de bir gey olan- Simon LeVay’dır(1991). Daha sonra da Swaab(2004).

LeVay, eşcinsel erkeklerdeki hipotalamus boyutunun heteroseksüel erkeklerden daha küçük olduğunu bildirmişti(1). Peki bu bir neden mi idi yoksa sonuç mu?

Yani LeVay’in çalışmasındaki eşcinsel erkekler, beyinleri böyle olduğu için mi eşcinsel oldular yoksa eşcinsel bir hayat yaşadıkları için mi beyinleri böyle oldu?

LeVay bu soruyu sormamış ve cevaplamamıştı. Çünkü onun bu çalışması ölüm sonrasında yapılan beyin otopsilerine dayanıyordu. Dolayısıyla bu bireylerin doğum esnasındaki beyin boyutları hakkında herhangi bir tespiti yoktu.

Oysa biz bu konuda yapılan deneysel çalışmalar sayesinde cinsel yaşamın beyni etkilediğini (şekillendirdiğini) zaten biliyoruz. Şöyle ki;

Sütten kesilen yeni doğan erkek fareler iki gruba ayrılıyor. 1. grubun yanına çiftleşmeye müsait, 2. grubun yanına ise çiftleşmeye müsait olmayan dişi fareler bırakılıyor. Yani 1. gruptaki erkek fareler çiftleşebiliyor iken 2. gruptaki erkek fareler çiftleşemiyor. Belli bir süre sonra da her iki gruptaki erkek farelerin beynine bakılıyor.

Çiftleşebilen farelerin beyninde cinsellikle ilgili bölgelerdeki nöronal genişlik daha fazla iken, çiftleşemeyen farelerin medial amigdala bölgesi daha küçük bulunuyor. Ve hatta çiftleşemeyen bu erkek farelerin erişkin dönemde cinsel foksiyonlarında da defisitler/bozukluklar bulunuyor(2,3).

Yani cinsel yaşam(daki farklılıklar) beynin yapısını etkiliyor ve farklılaştırıyor.

Dolayısıyla, eşcinsel bireyler, beyinleri farklı olduğu için eşcinsel olmuyorlar. Eşcinsel bir yaşamları olduğu için beyinleri farklılaşıyor. Çünkü cinsel yaşamlarında bazen aktif/erkek bazen pasif/kadın desenini sergiliyorlar. Ve hatta çoğu da hormon alıyor. Tüm bunlar doğal olarak beyinlerini de farklılaştırıyor.

Zaten bu durum bu çalışmalarla ortaya çıktığı için LeVay de ‘’homoseksüellerin o şekilde doğmuş olduklarını kanıtlamadığını, kendisininki gibi araştırmaların abartıldığını, suiistimal edildiğini ve politik amaçlar için çarpıtıldığını” itiraf ediyor. Ve diyor ki; ‘’ Neyi bulmadığımı vurgulamam önem arz ediyor. Homoseksüelliğin genetik olduğunu kanıtlamadım. Veya gey olmaya sebep olan bir gen bulmadım. İnsanların yaptığım çalışmayı yorumlarken en sık yaptıkları yanlışın aksine ben gey erkeklerin o şekilde doğmuş olduklarını söylemedim.’’ (4,5)

Yani LeVay -ve benzerleri- bile iddiasından vazgeçti ama bazıları hala onu referans göstererek bu iddiaları tekrarlıyor. İlginç..

Başlıktaki sorumuza gelecek olursak hayır, eşcinsellik genetik değildir. Eşcinselliğin genetik olduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur.

Kaynaklar: 

1-LeVay S. A difference in hypothalamic structure between heterosexual and homosexual men. Science. 1991 Aug 30;253(5023):1034-7.
.
2- Cooke et al. Post-weaning social isolation of male rats reduces the volume of the medial amygdala and leads to deficits in adult sexual behavior. Behav Brain Res.2000 Dec 20;117(1-2):107-13
.
3-Breedlove SM. Sex on the brain. Nature. 1997 Oct. 23;389(6653):801.
.
4-Mubarak Tahir, Why Are You Gay, The Advocate, 17 Temmuz 2001, s.38
.
5-Joseph Nicolosi, Homoseksüelliği Önleme Rehberi, 2011, s.90

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz