Biyoloji

Bipolar Bozukluğun Saklı Yüzü: Genetik

Bipolar bozukluk, geçmişte ki adıyla manik-depresif bozukluk ülkemizde ve dünyada sıkça rastlanan psikolojik bir hastalıktır. Hastalar kimi zaman mani yani coşkulu, kimi zaman ise depresif bir ruh halindelerdir. Hastalık dönemleri dışında hastalar tamamen normal hayatlarına, normal psikolojik ve ruh hallerine geri dönerler. Çok azında günlük yaşamda etkileri kalır. Bu yüzden iki uçlu manasında ‘bipolar’ denilmiştir. Hastalığın her iki dönemi de alevlenme ve yatışma şeklinde geçiş gösterir. Hasta bazı dönemlerde çok coşkulu, taşkın davranışlarda bulunur. Bu dönemlerde çok uçarı kararlar alır, uçarı projeler üretir. Normalde yapmadığı ya da çok sık yapmadığı eğlenceli aktivitelere katılır. Çok hızlı araba kullanır, çok para harcar. Kendini yüksekte görür. Öz güveni son noktaya ulaşmıştır. Kendini çok enerjik hisseder. Hasta depresif dönemde ise çok mutsuz ve karamsardır. Eskiden zevkle yaptığı şeylerden bu dönemde asla zevk almaz. İntihar düşünceleri bu dönemde hastada nüksetmiştir. Bu dönemde hastanın öz güveninde azalma olur, hastanın başarısızlık duygusu artar. İştahsızlık, uykusuzluk bu dönemde en sık rastlanan vücutsal problemlerdir ve hastanın vücudunda nedeni belirlenemeyen ağrılar var olur. Mevsimsel olarak değerlendirildiğinde hastalar ilkbahardan yaz aylarına geçince mani dönemde, sonbahardan kış aylarına geçildiğinde ise depresif dönemde olurlar. Özellikle ilkbaharın son günleri, yaz aylarının ilk günlerinde mani döneminin alevlenmesi görüldüğünden hastalar bu dönemde çok aşırı saldırgan, öfkeli tutumlar sergilerler. Bipolar bozukluğun birçok sebebi vardır fakat bu sebepleri orana döktüğümüzde hastalık etkenlerinin 3’te, 2’lik bir bölümünü kaplayan alan genetik sebeplerdir.

Bipolar bozukluğun genetik yüzdesinin bu kadar geniş bir miktarı kaplıyor oluşunu düşündüren nedenlerden en önemlisi bipolar bozukluğa sahip bireylerin çocuklarına da çok yüksek miktarda bipolar bozukluk tanısı konulmasıdır. Bipolar bozukluğa sahip bireylerin çocuklarında, sağlıklı bireylerin çocuklarına oranla 7 kat fazla olacak şekilde hastalığın ortaya çıktığı saptanmıştır. Bu saptama beraberinde bazı çalışmaları getirmiştir. Bu çalışmalar arasında ilk düzeyde ikiz çalışmaları bulunur. Yapılan sayılar az sayıda olsa da sonuçları yadsınmayacak verileri önümüze çıkarır. İkiz çalışmaları sonucunda tek yumurta ikizlerinin bipolar bozukluğu taşıma olasılığı %70-90, çift yumurta ikizlerinin bu hastalığı taşıma oranı ise %16-35 arasında olduğu görülmüştür. Bipolar bozukluğa sebep olan genler üzerinde araştırmalar yapılmaya başlandı. İlk olarak serotonin, dopamin gibi taşıyıcı sistemler üzerinde çalışma yapılmış ancak bu taşıyıcı sistemler ile bipolar bozukluk arasında bir ilgi olmadığı saptanmıştır. Bu durumun sonrasında yapılan çalışmalar katekol-o-metiltransferaz, dopamin transport geni ya da serotonin transporter geni kodlayan bölgeler için erişkin bireyler üzerinde çalışmalar yapılmış ancak kabul görecek nitelikli bir sonuç alınamamıştır.

2008 yılında pediatrik yaş grupla yapılan inceleme sonucunda dopamin transporter geninin (SLC6A3) bipolar bozukluğu etkileyen genlerden biri olduğu keşfedildi. Yine 2008 yılında 1461 hasta ve kontrol grubuyla çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışma sonucunda miyosin 5b, tetraspanin 8, EGF, OTC, raft linked protein, kalsiyum colmodulin  bağımlı serin protein kinaz geninde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bu noktada dikkatler EGF (epidermal growth factor) üzerinde yönelmiştir. Çünkü geçmiş yıllarda yapılan fare çalışmalarında 3. ventrikule EGF infüzyonunda motor aktivitede inhibisyon gerçekleştiği ve sirkadeyn ritim bozukluğuna sebep olacağı bulunmuştur. EGF ile bipolar bozukluğun ilişkisi yadsınamaz bir gerçeklik taşıdığı varsayılır. Çünkü bipolar bozukluğa sahip hastalarda çeşitli motor bozuklukları görülebilmektedir.

Bipolar bozukluğun genetik dahil birçok sebebi vardır. Genetik sebepler üzerinde yapılacak çalışmaların artması bipolar bozukluğun tedavisinden olumlu sonuçlar alınması ile doğru orantılıdır. Artık bilim dünyasında birçok hastalığın genler üzerinde yapılan tedavilerle çözüme kavuşturulmaktadır.

 

Kaynaklar:

Çağdaş Hünkar Yeloğlu  / Çiçek Hocaoğlu – Önemli Bir Ruh  Sağlığı Sorunu: Bipolar Bozukluk 

( https://dergipark.org.tr/download/article-file/326368 )

Muharrem Burak Baytunca, Rezzan Aydın, Serpil Erermiş – Bipolar Bozukluğun Genetik Altyapısı/
Genetic Basis of Bipolar Disorder

( http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_8721/49-53.pdf )

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz