Bilim Tarihi

İslam Medeniyetinin Unutulmuş Mimarları: Kadın Bilim İnsanlarımız

İslam medeniyetinin unutulmuş mimarları; kadın bilim insanlarımız. Orta çağ Avrupa’sında bir köle kızın kendi çağının en eğitimli bireylerinden biri ya da alim olma ihtimali neydi? İmkânsız mı dediniz? Öyle dediyseniz, o dönem Avrupa’sının önemli devleti Müslüman Endülüs’ü unuttunuz. Kurtubalı Lübna 10. Yüzyılın ikinci yarısında, II. Hakem döneminde yaşamamış, şair, dil bilgisi uzmanı ve usta matematikçi Müslüman kadın bir alimdi. Kendi döneminin en önemli entelektüellerinden biri olan Lübna, döneminin dünyadaki belki de en önemli kütüphanesi olan Medinetü’z-Zehra’nın kurulmasında merkezi rol oynamıştır.

Üstelik Lübna İslam geleneğinde kadın bilim insanlarına verilecek nadir örneklerden de değil. İslam bilim tarihi son yüzyılda özellikle de üstat Fuat Sezgin’in de etkisi ile büyük bir sıçrama yaptı. Oryantalistlerin sunduğu resmin aksine İslam medeniyetinin Yunan bilim ve felsefesini sadece Batı’ya taşıyan bir medeniyet olmadığı, bilime çok önemli katkılar sunduğu ortaya çıktı. Üstelik bu sonuç elimizdeki el yazmalarının çok küçük bir bölümünün incelenmesine dayanıyor. Bu çalışmaların ortaya çıkardığı ve oryantalist anlayışla çelişen bir diğer ilginç sonuç bu zengin bilimsel birikimin oluşmasında Batı medeniyetinden çok farklı bir şekilde kadınların önemli rol oynadığıdır.

Bu resmin oluşmasında özellikle Ayşe Abdurrahman Bewley ve Muhammed Ekrem Nadvi’nin çalışmaları önemli rol oynamaktadır. Dr. Nadvi fıkıh ve hadis alanındaki kadın alimlerle ilgili araştırma yapmaya başladığında bir avuç alimle karşı karşıya kalacağını zannediyordu. Ancak bu alanda yaptığı 8 yıllık çalışma unutulmuş 8000 kadın alimi keşfedip, El-Muhaddihat isimli 53 çiltlik bir biyografi sözlüğü yazmasına yol açtı. Dr. Nadvi kadınların Hadis ilminin gelişiminde ve erkek Hadis alimlerini etkilemede önemli bir rolü olduğunu ortaya koydu. Çok sayıda ünlü İslam alimi beraber ders aldığı ya da hocaları olan kadınlara atıf yapıyor. Mesela Ibn Hacer 53 kadın, Suyuti 33 Kadın, Sakhavi 68 kadın ile beraber ders aldığından söz etmektedirler. Müslüman alim İbn Asakir’e (1106-1175) göre orta çağ islam coğrafyasında kadınlar erkeklerle eşit şekilde eğitim alabiliyor, alimlik unvanları kazanabilir, eğitim kurumlarında ders verebiliyorlardı. Asakir, kendisinin 80 Müslüman kadın alimin dersini dinlediğini iddia etmektedir. Ancak Ayşe Abdurrahman Bewley’in sonraki çalışmalarda ortaya koyduğu gibi kadınların bilim dünyasına etkisi Fıkıh ve Hadis ilmi dışındaki alanları da kapsıyor.

Kadın alimlerimizin iz bıraktığı bir alan da retorik ve edebiyat. Endülüslü Prens Ahmed’in kızı Ayşe Kurtuba’daki en iyi konuşmacı ve kafiye üstatları arasında anılmaktadır. Ayşe ayrıca Endülüs’teki en geniş kütüphanelerinden birine sahiptir. Yine Vallada bint El-Mustakfi (994-1091) Endülüs’ün en ünlü şairleri arasında sayılan, şiir ve retorik bilgisi ile herkesi hayran bırakan kadın şair ve alimdir. Vallada katıltıldığı neredeyse bütün şiir ve edebiyat yarışmalarında erkekleri geride bırakıp birinci olmuştur. Sevilyalı El-Ghassania da gene Endülüs’ün dahi şair ve retorik ustaları arasında anılırdı. El-Faysuli’nin kızı Meryem Endülüs’ün en önemli hiciv sanatçısı olarak bilinirdi. Diğer taraftan şair Sevilyalı Safiye ve 12. Yüzyıl alimi Zeynep El-Şahda İslam medeniyetinin en ünlü kaligrafları arasında sayılabilirler.

Matematik alanında da katkılar yapan çok sayıda kadın alimden söz etmek mümkündür. En ünlü matematikçilerden biri yazımızın başında ele aldığımız Kurtubalı Lübna idi. Lübna, bir köle kız olarak doğdu. Kölelerin de eğitildiği bu İslam’ın altın çağında, kız bir köle olmasına rağmen ona da okuma yazma öğretildi. Öğrenmede gösterdiği üstün yetenek sonucunda Lübna Saray çevresine girmiş, önce yazıcı mertebesine yükselmiş daha sonra II. Hakem’in kişisel sekreteri olmuştur. Kısa süre içinde sarayın en entelektüel kişilerinden biri olan Lübna, dönemin en prestijli görevlerinden biri olan Kordoba saray kütüphanesinin başına getirilerek ödüllendirilmiştir. Avrupa’da daha yüzyıllarca hiçbir kadın böyle bir göreve getirilmeyecekti. Lübna aynı zamanda bir cebir alimi idi.

Kurtubalı Lübna, bir başka dönemin önemli kadın alimi Kurtubalı Fatma ve Hasday bin Şaprut ile beraber ünlü Medinetü’z-Zehra kütüphanesinin kurulmasında etkili olmuş, buraya bizzat kitap seçip getirtmiştir. Kurtuba’da Lübna döneminde kitap sayısının 500.000 bulduğu rivayet edilir. Bu rakam abartılı bile görülse, dönemin en önemli kütüphanelerinin burada olduğu genel bir kabuldür. Kronikler “bilginin koruyucusu” olarak anılan II. Hakem döneminde, Kurtuba’da 170 eğitimli kadın yazıcıdan bahseder. Kadınlar o dönem Kurtuba’sının entelektüel camiasında çok önemli rol oynuyordu.

Sutayta El-Mahmali, İbn Kesir, İbn El-Hatib Bağdadi gibi ünlü tarihçilerin övgü ile bahsettiği 10. Yüzyılda yaşamış kadın fakihtir. Sutayta’nın cebir ilminde çok yetenekli olduğu, daha önce kimsenin çözemediği denklemleri çözdüğü söylenir.

Astronomi bilimi ile ilgilenen kadın bilim insanları da mevcuttu. Müslüman kadın astronom ve mühendis Meryem El İjliya El Usturlabi (10. yüzyıl), zamanının GPS görevini gören Usturlab isimli cihazın, üst düzey hassaslıkta tasarlayanların öncülerinden sayılır. Usturlab gök cisimlerinin konumlarının belirlenmesinden, kıblenin tespitine, namaz vakitlerini belirlenmesinden, bulunulan yerin konumunun belirlenmesine kadar bir sürü pratik problemde kullanılan önemli bir astronomik cihazdır. Meryem kendi dönemi içinde en hassas usturlabları yapması ile ünlü kadın bir alimdi. Meryem’in tasarımları o kadar çığır açıcı ve karmaşıktı ki, dönemin bölgesel yöneticisi Sayf El Davla tarafından 944-967 yılları arasında baş astronom olarak işe alınmıştı.

Tıp alanında da çok sayıda kadın alimlerden söz edilse de bu konuda daha çok araştırma yapılmalıdır. Peygamber efendimiz hayatta iken çok sayıda kadının özellikle savaşlar sırasında hemşirelik ya da hekimlik yapmalarına izin verdiği bilinmektedir. Bu dönem tıpla meşgul olan kadınlar arasında ilk hemşiremiz Rufeyde bint Sa’d, Umm İmara El-İslami, Neseybe Bint Harid El-Ensari ve Leyla El-Şifa gibi isimler sayılabilir. El-Şifa karınca ısırıklarına karşı bir tedavi keşfetmiş. Bu buluş Peygamberimizin çok hoşuna gitmiş ve El-Şifa’nun bu bilgiyi diğer kadınlarla paylaşmasını istenmiştir. Büyük Türk hekim Şerefeddin Sabuncuoğlu (1385-1468) ünlü eseri Cerrahiyyet’l-Haniyye’de kullandığı çok sayıda minyatürde kadın cerrah resimlerine yer vermiştir, ki de bu o dönemde kadın cerrahlar olduğuna, Avrupa’nın aksine kadın cerrah fikrinin o dönem topluda normal karşılandığını göstermektedir.

Burada ele aldığımız kadın alimler şüphesiz ki el yazmalarında adları unutulmuş kadın alimlerimizin çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır. Bu günümüz insanına garip gelse de Peygamber efendimizin ilmin kadınlara da farz olduğu vurgusunu içeren hatırlatması karşısında pek de şaşırtıcı değildir.

1 Comment
  1. Nesibe 3 hafta ago
    Reply

    İslamin kadinlara verdigi deger kadinin ilme ve bilme verdigi deger egitilen cografyanin etkisi kesinlikle kucumsenemez hala afganistanda hindistanda arap.afrika ulkelerinde meryemler nesibeler mucadele ederek bilimde ilerliyorlar bizde yeni nesibeler olarak cerrahi yada kimyevi arastirmaya calismaya cehdle devam etmeliyiz aratirmaniz basali gayet basarilarinizin devamini diliyorum

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz