Biyoloji

Eskiden Bebek Dışkısı Böyle Değildi!

Eskiden bebek dışkısı böyle değildi. Çoğumuz bebek dışkısı hakkında fazla düşünmemeye çalışırız ama dışkılar sağlığımızla ilgili çok şeyi açığa vuruyor; hem de bir bebek bezini kirlettiğimiz ilk andan itibaren.

Yakın zaman önce, araştırmacılar bağırsaklarımızda yaşayan bakterilerin (mikrobiyom) bizi sağlıklı tutmada hayati bir öneme sahip olduğunu buldular. Ama hangi bakterilerin bize yararlı olduğunu ve hangilerinin zarar verdiğini anlamak, bilim insanlarının hala üzerinde çalışmakta olduğu bir konu. Ve bunun için en iyi yol bir bebeğin dışkısını incelemek olabilir.

Hayatın ilk yılında, bir bebek büyümekteyken, bağırsaklarında bakteriler gelişiyor. Bu mikroplar bebeğin gıdaları sindirmesi ve sağlıklı bir bağışıklık sistemi yaratması için önem taşıyor. Ama mikrobiyomlarımız şu anda bir zamanlar olduğu kadar sağlıklı olmayabilir.

Geçtiğimiz 100 Yıl İçinde Dışkıların PH Değerleri Yükseldi

Daha önceden yapılan bir çalışmada, bir grup araştırmacı bağırsaklarında iyi bir yararlı bakteri türü olduğu bilinen bifidobacterium infantis bakterisi bulunmayan bebeklere bunları yerleştirip yerleştiremeyeceklerini araştırdılar. Araştırmacılar bunu yapmayı başardılar ama bunu yaptıklarında bebeklerin dışkılarındaki pH değerinin dikkat çekici ölçüde değiştiğini ve dışkıların pH değerinin düşerek daha asidik hale geldiğini gördüler. Yok olan bifidobacterium bakterisini eklemek bebeklerin bağırsaklarını daha normal hale getirdi, bu nedenle araştırmacılar dışkının daha düşük bir pH değerine sahip olmasının doğru ve yararlı mikroplarla dolu olan bir bağırsağın işareti olduğunu varsaydılar.

Durumu tam olarak anlamak için, araştırmacılar 1926-2017 yılları arasında yapılan ve bebek dışkılarının pH değerlerini inceleyen çalışmaları analiz ettiler. Elde edilen ve mSphere’de yayınlanan çalışmanın sonuçları, geçtiğimiz 100 yıl içinde bebek dışkılarının pH değerlerinin yükseldiğini ve ortalama olarak 5.0’dan 6.5’e ulaştığını ortaya koydu.

Bu küçük bir artış gibi görünebilir ama sadece sıfır ve 14 arasında olan bir ölçek için, bu aslında önemli bir fark. Peki ama, bu neden bu kadar önemli?

Bifidobacterium Bakterileri Bağırsağı Zararlı Bakterilerden Koruyor

Araştırmacılar pH değerindeki bu değişimin sebebinin, zaman içinde yavaşça bağırsaklarımızdaki bifidobacterium bakterilerini kaybetmemiz olabileceğini düşünüyor. Bebekler doğarken anneler kendi mikrobiyomlarını onlara geçirdiklerinden, bu bakterilerin bir yetişkinde olmaması, çocuklarda da bunların olmamasını sağlayabiliyor. Araştırmacılar bu çalışmayı dışkı pH değerlerinde ciddi bir değişim gerçekleştiğine dikkat çekmek ve bu duruma bir önlem alınmasını sağlamak amacıyla yaptıklarını belirtiyor.

Bifidobacterium bakterilerinin, sadece insana ait anne sütünde bulunan şekerler olan oligosakkaridlere bağlandığını ve bu şekerleri gelişmek ve üremek için gıda olarak kullandıklarını söyleyen araştırmacılar, bu bakterilerin bağırsağa yerleştikten sonraysa bağırsağı kötü ve zararlı bakterilerden koruduklarını söylüyor.

Ancak bu bakterilerin yeterli miktarına sahip olmadığımızda, zararlı bakteriler sürekli olarak vücuda giriyor ve bu durumda bağışıklık sistemlerimiz onlarla savaşmak zorunda kalıyor. Araştırmacılar bazı insanların alerjiler ve bazı otoimmün hastalıklar geliştirmesinin sebebinin de bu olabileceğini düşünüyorlar ve bağışıklık sistemlerimizi meydana getiren hücrelerin yaklaşık yüzde 80’inin bağırsaklarımızda olduğunu hatırlatıyorlar.

Sağlıklı Mikrobiyomlar İçin Ne Yapılmalı?

Bu bulguların kesinleştirilmesi için daha fazla araştırmanın yapılması gerekiyor olsa da, yine de şu an için kendinizin ve dolayısıyla bebeğinizin mikrobiyomunu sağlıklı tutmak için yapabileceğiniz bazı şeyler var.

Yapılan araştırmalar, bebekler mikrobiyomlarını geliştirdiği sırada hangi bakterilerin gelişeceğini etkileyen üç büyük faktör olduğunu gösteriyor: Bebeğe ne sıklıkla antibiyotik verildiği, anne sütüyle beslenip beslenmediği ve normal doğumla mı yoksa sezaryenle mi dünyaya geldiği.

Bu doğrultuda, yeni anneler ve doktorlar bebeklerde sağlıklı bir mikrobiyom gelişimini sağlamak için antibiyotik ve sezaryen doğum yöntemi kullanımını mümkün olduğunca sınırlı tutmaya çalışabilir. Her zaman mümkün olmasa da, bebeği anne sütüyle beslemek de buna fayda sağlayabilir.

Araştırmacılar bu tip çalışmalar sayesinde, gelecekte hayatlarının başlangıç dönemlerinde antibiyotik kullanmak zorunda kalan ya da anne sütüyle beslenemeyen bebeklere yardım edebileceklerini söylüyor ve sağlıklı bir mikrobiyom için yetişkinlerin yapması gereken en önemli şeyin, lif yönünden zengin olan sağlıklı bir beslenme tarzı benimsemek olduğunu belirtiyor.

https://www.popsci.com/baby-poop-microbiome?con=TrueAnthem&dom=fb&lnk=TA&src=SOC&utm_campaign=&u
tm_content=5ce73b2f72c13d0001ebdf0d&utm_medium=&utm_source=

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz