Psikoloji

“Mindfulness” Sanıldığı Kadar Masum Mu?

beyin

“Mindfulness” sanıldığı kadar masum mu? Mindfulness olarak da bilinen bilinçli farkındalık yöntemini artık herkes uyguluyor gibi görünüyor. Bunu siz de denemiş ya da düzenli olarak yapıyor olabilirsiniz. Akıllı telefonunuza indirdiğiniz bir uygulama size hoş ve sakin bir sesle “rahatlamayı” ve “nefes alıp verişinizi gözlemlemeyi” hatırlatıyor olabilir. Şu anda, yaşamın pek çok alanında, bilinçli farkındalık modern hayatın beraberinde getirdiği birçok sorunun ve hastalığın çözümü olarak lanse ediliyor.  

Ama buna rağmen, bilinçli farkındalığın etkinliğine dair var olan kanıtlar pek de güçlü değil. Perspectives on Psychological Science’da yayınlanan bir makalede, psikologlar ve bilim insanları, tüm popülerliğine rağmen bilinçli farkındalık hakkındaki bilimsel verilerin sınırlı olduğu konusunda insanları uyarıyorlar ve yapılan yanlış bilgilendirmelerin ve bilinçli farkındalık üzerinde gerçekleştirilen geçmiş çalışmalarla ilişkilendirilen metodoloji sorunlarının insanların zarar görmesine, yanlış yönlendirilmesine ve hayal kırıklığına uğramasına neden olabileceğini söylüyorlar.

Çalışmalarda Sayısız Metodolojik Ve Kavramsal Sorun Var

Bilinçli farkındalık üzerinde yapılan çalışmalar, onlarda bulunan sayısız metodolojik ve kavramsal sorun konusunda ün kazanmış durumdalar. Bunlar arasında örnek hacimlerinin küçüklüğü, kontrol gruplarının olmaması ve geçerli ölçüm araçlarının kullanımındaki yetersizlik de bulunuyor.

Bu listeye insanların çıkar sağlıyor olma ihtimalleri de eklenebilir. Bunun yakın zaman evvel gerçekleşen bir örneğinde, saygın bir bilimsel dergi olan PLOS ONE,varılan sonuçlara götüren metodoloji konusunda bazı kaygılar ve soru işaretlerinin dile getirilmesinin ardından, bilinçli farkındalık konusunda yayınlamış olduğu bir meta analizi geri çekti. PLOS ONE bunu yaparken, çalışmanın yazarları tarafından beyan edilmemiş olan maddi çıkar çatışmalarına da değindi. Dergi, çalışmanın hiçbir yazarının bu geri çekmeyle hemfikir olmadığını da yazdı.

Bilim Ve Bilinçli Farkındalık

Budist geleneklerinden türeyen bir meditasyon türü olan bilinçli farkındalık, insanları içinde bulunulan anda var olan düşünceleri, duyguları ve bedensel hisleri herhangi bir yargılama olmaksızın gözlemlemeye teşvik ediyor. Peki ama bu yöntem Batı kültürlerinde nasıl bu kadar popüler ve ünlü hale geldi?

Bilinçli farkındalığın bilimsel olarak test edilmesi nedeniyle dinsel bir uygulama olmadığı fikri, bu yöntemin savunucularının onu dini temelinden ayırmak ve onun klinik ortamlarda ve eğitim kurumlarında destek görmesini sağlamak için yaygın olarak kullandığı bir strateji.

Modern meditasyon öğretmenlerinden biri olan ve sekiz hafta süren Bilinçli Farkındalık (Mindfulness) Temelli Stres Azaltma (MBSR) programının kurucusu Jon Kabat-Zinn’in (JKZ), bu yöntemi klinik ortamlara sokmak adına maksatlı olarak onun Budizm’e dayanan kökenlerini önemsiz gibi gösterdiği gayet iyi biliniyor. MBSR programı hakkında konuşurken onun Budizm kökenli bir yöntem gibi görünmemesi için elinden gelen her şeyi yapan JKZ, bu yolla Budist fikirlere dinsel olmayan, bilimsel bir dil kazandırdı.

Bu yaklaşım, bilimin modern Batı kültürlerindeki otoritesinden ve aynı zamanda da “bilim” ve “din” arasında algıda var olan karşıtlıktan faydalanıyor. Ve bilinçli farkındalığı bilimle aynı eksene getirerek ve uyumlayarak, dolaylı olarak insanlara onun dinin karşıt konumunda olduğu fikri aktarılıyor.  

Meşrulaştırmak İçin Yoğun Çaba Harcanıyor

Bilimin ve deneysel çalışmaların yardımına başvurmak ve onların desteğini aramak, bilinçli farkındalık liderlerinin yönteme kesin bir meşruiyet kazandırmak için kullandıkları tek yöntem değil. Yüksek lisans ve doktora programlarının ortaya çıkması, belirli dergiler, konferanslar ve üniversitelere bağlı araştırma merkezlerinin hepsi de, bu insanların bilinçli farkındalığı meşrulaştırmak ve gelecekte akademik alandaki yerini sağlama almak için harcadığı çabayı gözler önüne seriyor.

Ama her ne kadar bilinçli farkındalığın sağlığa pek çok faydasının olabileceği iddia ediliyor (ve güvenilir gözükmek için bilimle ve akademik çevrelerle iş birliği içine giriliyor) olsa da, bu faydaların gerçekliğini destekleyen çok az bilimsel delil bulunuyor.

Tüm bunlar birçok insanın bilinçli farkındalık yöntemini faydalı bulmadığı anlamına gelmiyor. Aslına bakarsanız, birçok insan her gün bu yöntemi uyguluyor ve bunun hayatlarında kendilerine fayda sağladığını düşünüyor. Ama sorun şu ki, hala bilinçli farkındalığı bilmeyen çok fazla araştırmacı var ve sonuç olarak, yöntemin sağladığı iddia edilen faydaların desteklenebilmesi için araştırmacıların çok daha sistematik ve titiz bir yaklaşıma ihtiyacı bulunuyor.

 

Kaynak:

https://neurosciencenews.com/mindfulness-problem-14196/

 

 

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz