Biyoloji

İngiltere’de Kontamine Kan Skandalı: Bazı Ölümler Önlenebilir Miydi?

İngiltere’de kontamine kan Skandalı: Bazı ölümler önlenebilir miydi? Andy Evans 12 yaşındayken, annesi ona kanında HIV virüsü bulunduğunu
söyledi. “Bunun ne anlama geldiğini biliyor musun?” diye sordu annesi. “Evet,” diye cevapladı Evans. “Bu sonuçta insanı öldüren bir şey.”

O günün üzerinden 30 yılı aşkın bir zaman geçti ve Evans Mayıs ayında İngiliz polisinin 1970’li ve 1980’li yıllarda kan nakli yapılan ya da bazı tıbbi tedaviler gören insanlara HIV bulaştırılmasıyla ilgili yürüttüğü soruşturmada ifade verdi. Evans hemofili hastası olması yoluyla kendisine HIV virüsü bulaştırılan yaklaşık 1200 insandan birisi.

Tehlikeyi Doktorlar Yerine Haber Kaynaklarından Öğrendiler

Yine aynı dönemlerde, binlerce insana da o zamanlar ölümcül bir hastalık olan hepatit C bulaştırıldı ve bu insanların seslerini duyurmak amacıyla kurulan Haemophilia Society ve Tainted Blood gibi gruplar, tehlike farkına varıldığında tedavi gören insanların da, onların ailelerinin de bu konuda bilgilendirilmediğini iddia ediyorlar.

Açılan bu soruşturma, doktorların ve yetkililerin bu tedavilerin tehlikelerinden ne zaman haberdar olduğunu ve bu kadar çok insana hastalık bulaştırılmasını engelleyebilecek bir şey yapılabilir miydi sorusunun cevabını bulmayı amaçlıyor. Evans’ın babası, olası tehlikeyi 1983 yılında, New Scientist’in yayınladığı bir makaleden öğrendi. Evans, bu durumu güvendikleri doktorlar yerine haber kaynaklarından öğrenmek zorunda kalmanın neredeyse inanılamayacak bir şey olduğunu söylüyor.

Hemofili Hastaları İçin Olan Risk Daha Büyüktü

Evans’ın annesi durumu öğrendikten sonra doktorlarla yaptığı görüşmede, oğlunun bir tehlike altında olup olmadığını sordu. Doktorlardan biri, ona
oğlunun tedavisinin gerektirdiği iğneleri olmamak nedeniyle gelişecek artrit hastalığı sebebiyle güçten düşme ihtimalinin, AIDS olma ihtimalinden daha fazla olduğunu söyledi.

Ama o sıralarda, nakledilebilecek her kan potansiyel olarak HIV virüsü içeriyordu. Hemofili hastaları için olan iğnelerin taşıdığı riskse daha fazlaydı çünkü bu iğneler neredeyse 40.000 kişinin kanından elde edilen konsantre kan pıhtılaştırma faktörleriyle yapılıyordu. Yani virüsün bunlardan sadece bir tanesinde bile olması, o partideki tüm ilaçların kontamine olmuş olması anlamına geliyordu.

1984 yılında, işlemlerden geçirilerek dezenfekte edilen ve daha güvenli hale getirilmiş olan kan ürünleri İngiltere’de kullanıma girdi ama 1985’e kadar bazı hemofili hastalarının tedavisinde eski ürünler kullanılmaya devam etti.

Adaletin Yerini Bulması Bekleniyor

Evans ergenlik yıllarındayken AIDS hastalığı nedeniyle ölümle burun buruna geldi. Ama 1990’lı yıllarda yeni antiviral ilaçların kullanıma girmesi onun
sağlığının iyiye gitmesine neden oldu. Antiviral tedaviler şu anda HIV taşıyan çoğu insanın normale yakın uzunlukta hayatlar yaşamasını ve hepatit C’nin tedavi edilebilmesini mümkün kılıyor. Ama bu ilaçlar, AIDS veya hepatit C sebebiyle hayatlarını kaybeden 3000 hemofili hastasının yardımına yetişmek için geç kaldı.

İngiltere Başbakanı Theresa May soruşturmanın başlangıcından evvel yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Kontamine kan skandalı hiç yaşanmaması gereken bir trajediydi ve on yıllar boyunca mağdurlar ve ailelerinin büyük acılar çekmesine neden oldu. Şimdi gerçekten ne olduğunu anlayacağımız ve bunun bir parçası olan herkes için adaletin yerini bulacağı bir yolculuğa başlıyoruz.”

https://www.newscientist.com/article/2204061-contaminated-blood-scandal-could-some-deaths-have-been-prevented/

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz