Sosyoloji

Sihirbazlık Numaralarına Nasıl Kanıyoruz?

Sihirbazlık numaralarına nasıl kanıyoruz? Hayatlarımızı yaşarken, günlerimizi geçirirken beyinlerimizin bize yalanlar söylemediğini düşünmeye ihtiyacımız var. Ama Londra’da açılan Smoke and Mirrors isimli serginin de ortaya koyduğu gibi, sihirbazlık numaraları beynin bunu yapıyor olduğu gerçeğine bel bağlıyor.

John Nevil Maskelyne’e göre, kötü bir sihirbaz her zaman iyi bir medyum olabilir. Maskelyne bunu söylemekte haklıydı çünkü 19’uncu yüzyıl Londra’sında o her gece sahneye çıkıp başarılı sihirbazlık gösterileri yapmak zorundayken, gösterilerinin gerçekleşmesini sağlayanların ruhlar alemi olduğunu iddia eden rakipleri, başarısızlıkla sonuçlanan numaraları için basitçe “yardımsever olmayan ruhları” ya da hatta seyircilerin kuşkuculuklarını bile suçlayabiliyordu.

Ruhçuların Foyalarını Ortaya Çıkardı

Ruhlarla iletişim halinde olduklarını iddia eden Amerikalı Davenport kardeşlerin İngiltere’de sergiledikleri hatalarla dolu bir performans, Maskelyne’in kendi gösterisini icat etmesine sebep oldu. Maskelyne, arkadaşı George Alfred Cooke’la birlikte “ruhçuluk karşıtı” bir gösteri yarattı ve ruhlar alemiyle çalıştıklarını iddia edenlerin foyalarını ortaya çıkardı.

Matthew Tompkins, “The Spectacle of Illusion: Magic, the paranormal and the complicity of the mind” isimli kitabında Maskelyne’in hikayesinin tarihi
sonuçlarını ortaya koyuyor. Londra’da bulunan Wellcome Collection Müzesi’nde açılan ilgi çekici Smoke and Mirrors sergisinde de bu hikaye bolca
gözler önüne seriliyor.

Ancak yine de, ruhlara olan inanç ısrarla varlığını sürdürmeye devam etti.

Bu İnanç Birçok Tarikatın Ortaya Çıkmasına Yol Açtı

1924 yılında, Scientific American dergisi, bilimsel kontrol yöntemlerinin varlığı altında güçlerini ortaya koyabilecek medyumlara 2500 dolar vermeyi teklif etti. Medyum Mina Crandon şansını denemeye karar verdi ama neticede onun bir sahtekar olduğunu ortaya çıkaran Harry Houdini’yi hesaba katmamıştı.

Tüm bunlara rağmen, ruhlar alemi için olan bitmek bilmez inanç zamanla parapsikolojiye dönüşmeye başladı ve birçok tarikatın ortaya çıkmasına yol açtı. “Experiencing the Impossible” kitabının yazarı ve bir psikolog olan Gustav Kuhn, sihri “imkansız olduğu düşünülen bir olayın görülmesi ve algılanması neticesinde deneyimlenen hayret” olarak tanımlıyor. Neyin imkansız olarak tanımlandığı kişiden kişiye değişiyor ve farklı sihirbazlık numaraları farklı insanlarda işe yarıyor.

Olaylar Arasındaki İlişkiler Üzerinde Yanlış Çıkarımlar Yapıyoruz

Peki ama, neden zihinlerimiz sihirbazlıkta kullanılan bu numaralara kanıyor? 18’inci yüzyılda yaşayan ve bir İskoç Aydınlanması dönemi düşünürü olan David Hume’a göre, olayları birbirine bağlayan doğaüstü bir tutkal bulunmuyor ve olaylar ister gerçek isterse yanılsamalı olsun, bizler sadece onlar arasında nedensellik ilişkileri kuruyoruz.

Olaylar arasındaki ilişkiler üzerinde yanlış çıkarımlar yapmaya olan yatkınlığımızın yanı sıra, kendimizi daha da derin bir boyutta kandırmak için de
bir beceriye sahibiz. Wellcome’daki serginin girişinde duran, bir araştırmacı ve eski bir sihirbaz olan Jay Olson ile klinisyen Amir Raz tarafından yapılan çalışma, yapılan diğer pek çok çalışma gibi, bizim özgür irade sahibi olduğumuz hissimizin, zihnimizin bize oynadığı en büyük ve en temel oyun olabileceği sonucunu ortaya koyuyor.

Olaylar arasında bağlantılar kurmak, bizim kendimize ve becerilerimize güven duymamızı sağlıyor. Ve fonksiyonlarımızı yerine getirmemizi sağlayan şey de işte bu güven; bilişsel yeteneklerimizin mükemmelliğine dair sahip olduğumuz bu gerekli yanılgı. Ama bu durum, aynı zamanda kandırılmamıza sebebiyet veren şeyin de ta kendisi.

https://www.newscientist.com/article/mg24232280-100-the-psychology-of-
magic-and-how-it-plays-with-our-minds/

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz