Kimya

Okyanus Çukurlarında Radyoaktif Karbon Bulundu!

Okyanus çukurlarında radyoaktif karbon bulundu. Yapılan yeni bir çalışma, 20’inci yüzyılda yapılan nükleer bomba testlerinden ortaya çıkan ve atmosfere salınan radyoaktif karbonun okyanusun en derin kısımlarına kadar ulaştığını buldu.

Amerikan Jeofizik Birliği’nin Geophysical Research Letters dergisinde yayınlanan çalışma, okyanus çukurlarında yaşayan kabuklu hayvanların kas dokularında nükleer bomba testlerinin meydana getirdiği radyoaktif karbon bulunduğunun ilk delillerini ortaya koydu. Bunlar arasında, dünyadaki en derin okyanus çukuru olarak bilinen Mariana Çukuru da bulunuyor.

Okyanus yüzeyindeki organizmaların 1950’li yılların sonlarından beri “bomba karbonu” olarak da bilinen radyoaktif karbonu bedenlerini oluşturan
moleküllere dahil ettiği biliniyordu. Şimdiyse, yapılan bu yeni çalışma, çok derinde olan okyanus çukurlarında yaşayan kabuklu hayvanların, bu
organizmalardan okyanus tabanına düşen organik maddelerle beslendiğini açığa çıkardı. Elde edilen sonuçlar, insanların sebep olduğu çevre kirliliğinin hızla besin ağına dahil olabildiğini ve okyanus derinliklerine kadar ulaşabildiğini ortaya koyuyor.

Atmosferdeki Radyoaktif Karbon Seviyesi 1960’lı Yıllarda En Tepe Noktasına Ulaştı

Karbon-14, kozmik ışınlar atmosferdeki nitrojenle etkileşime girdiğinde doğal olarak oluşan radyoaktif bir karbon. Karbon-14 radyoaktif olmayan karbona göre çok daha az bulunuyor ama bilim insanları onu yaşayan neredeyse tüm organizmalarda tespit edebiliyorlar ve arkeolojik ve jeolojik örneklerin yaşını belirlemek için kullanabiliyorlar.

1950’li ve 1960’lı yıllarda yürütülen termonükleer silah testleri, bombalardan serbest kalan nötronlar havadaki nitrojenle tepkimeye girdiğinde atmosferdeki karbon-14 miktarını ikiye katladı. Radyoaktif karbonun seviyesi 1960’lı yılların ortalarında en tepe noktasına ulaştı ve nükleer testler sona erdiğinde bu seviye azaldı. 1990’lara gelindiğinde, atmosferdeki karbon-14 seviyesi, testler başlamadan önceki seviyeden sadece yaklaşık yüzde 20 daha fazlaydı.

Bu bomba karbonu hızlıca atmosferin dışına düştü ve okyanus yüzeyine karıştı. Bu zamanları takip eden on yıllar içinde yaşamlarına devam eden deniz organizmaları, bu bomba karbonunu hücrelerinin içinde moleküller oluşturmak için kullandılar ve bilim insanları bomba testlerinin başlamasından kısa süre sonra deniz organizmalarındaki karbon-14 seviyelerinde bir artış olduğunu gördüler.

Hadal Bölgelerdeki Amfipodlar İncelendi

Okyanusun en derindeki kısımları olan ve hadal bölge adı verilen yerlerde, okyanus tabanıyla yüzey arasındaki mesafe 6 kilometreyi aşıyor ve buralarda yaşayan canlılar, zaman içinde yoğun basınçlara, aşırı soğuklara ve ışığın ve besin kaynaklarının yetersiz olduğu bir ortama uyum sağlamak zorunda kaldılar.

Yapılan bu yeni çalışmada, araştırmacılar bu bölgelerde yaşayan organizmalar hakkında daha fazla bilgi edinmek için, bomba karbonunu hadal bölgelerdeki organik maddelerin takibini yapmak için kullanmak istediler. Bu amaçla, 2017 senesinde, Pasifik Okyanusu’nun tropik batı bölgesinde bulunan ve yüzeyin 11 kilometre kadar derinine uzanan Mariana, Mussau ve New Britain Çukurlarından toplanan amfipodları incelediler.

Amfipodlar Yüzeyden Tabana Düşen Döküntülerle Besleniyor

Araştırmacılar okyanuslarda yaşayan ve ölü organizmalar ya da sudaki döküntülerle beslenen küçük bir tür kabuklu hayvan olan bu amfipodlar
üzerinde yaptıkları incelemelerde, hayvanların kas dokularındaki karbon-14 seviyelerinin derin okyanus sularındaki organik maddelerde bulunandan çok daha fazla olduğunu gördüler. Ardından amfipodların bağırsak içeriklerini incelediler ve bu inceleme sonucunda, bağırsaklardaki karbon-14 seviyelerinin, Pasifik Okyanusu’nun yüzeyinden alınan organik madde örneklerindeki karbon- 14 seviyeleriyle uyumlu olduğunu buldular. Bu bulgu, amfipodların beslenmek için titizlikle okyanusun yüzeyinden tabanına düşen döküntüleri seçtiğini işaret
ediyor.

Çalışma, derin okyanus çukurlarının bile insanların yürüttüğü faaliyetlerden etkilendiğini ve bilim insanlarının karbon-14’ü kullanarak bu faaliyetlerin izlerini okyanusların en derin bölgelerinde bile tespit edebildiklerini ortaya koyuyor.

https://www.sciencedaily.com/releases/2019/05/190508113351.htm

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz