Bilim Tarihi Fizik

Çernobil Hakkında Bilmediğiniz 5 Tuhaf Gerçek

Çernobil hakkında bilmediğiniz 5 tuhaf gerçek. Çernobil Nükleer Santrali’nde 1986 yılında meydana gelen patlamanın üzerinden otuz yılı aşkın bir zaman geçti. Çoğu insan olanları genel hatlarıyla bilse de (insan hatası nedeniyle nükleer reaktörde bir patlama oldu ve serbest kalan radyoaktif materyal Avrupa’ya yayıldı), çok az kişi olayların gerçek yüzünden haberdar. İşte Çernobil faciası hakkında muhtemelen bilmediğiniz beş tuhaf gerçek.

1-Hiroşima’ya Benziyor

26 Nisan 1986’da Çernobil’deki reaktör patladığında, santralin yakınlarında yaklaşık 30.000 insan vardı. California, Berkeley Üniversitesi’nde fizik profesörü olan Richard Muller’ın “Physics for Future Presidents: The Science Behind the Headlines” isimli kitabına göre, açığa çıkan radyasyondan etkilenen insanların ortalama olarak yaklaşık 45 rem (rem bir radyasyon doz birimidir) değerinde radyasyona maruz kaldıkları düşünülüyordu. Ve bu değer, 1945 yılında Hiroşima’ya atılan atom bombası sonrasında hayatta kalmayı başaran insanların ortalamada maruz kaldığı radyasyon miktarıyla benzerlik gösteriyordu.

Muller, kitabında 45 remin radyasyon hastalığı oluşması için yeterli olmadığını (bu genellikle 200 rem civarında meydana geliyor) ama yine de kanser riskini yüzde 1.8 oranında artırdığını ve bu riskin doğal nedenlere bağlı olarak gelişen kanserler sonucunda gerçekleşen 6000 ölüme ek olarak, yaklaşık 500 fazladan kanser ölümü vakası anlamına geldiğini dile getirdi.

Ancak Muller, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) 2006 yılında yaptığı bir değerlendirmede, kansere bağlı ölümlerin bundan çok daha fazla olduğunu tahmin ettiğine de değindi. UAEA Avrupa ve hatta Amerika Birleşik Devletleri’ne kadar ulaşan radyasyon yayılımının tamamını inceledi ve Çernobil kaynaklı toplam radyasyon dozunun 10 milyon rem civarında olduğunu hesapladı. Ve bu da, kaza nedeniyle oluşan kanserlere bağlı olarak fazladan 4000 ölüm anlamına geliyordu.

2-En Büyük Hasar İlk Birkaç Hafta İçinde Gerçekleşti

Patlama son derece büyüktü ama radyasyonun verdiği en büyük hasar ilk birkaç hafta içinde gerçekleşti. Muller, kitabında radyasyonun bir bombadan çıkan şarapneller gibi düşünülebileceğini yazdı.

Kitaba göre, Çernobil patlamasından sadece 15 dakika sonra radyoaktivite başlangıç değerinin dörtte birine, bir gün sonra on beşte birine düştü ve üç ay sonraysa yüzde birinin de altına indi.

Ama Muller bu radyasyonun bugün bile hala var olduğunu da sözlerine eklemeyi ihmal etmedi: “Radyasyonun büyük bir kısmı dumanla birlikte havaya yükseldi ve sadece yerin yakınlarında kalan radyasyon insanları etkiledi.”

3-Düzinelerce İtfaiyeci Öldü

Çernobil’deki patlama sadece büyük miktarlardaki radyasyonun açığa çıkmasına neden olmakla kalmadı; aynı zamanda nükleer santralde bir yangın çıkmasına da sebep oldu. Muller yangını söndürmek için bölgeye gelen itfaiyecilerin yüksek miktarlarda radyasyona maruz kaldıklarını ve düzinelerce itfaiyecinin radyasyon zehirlenmesinden hayatını kaybettiğini yazdı. Bu itfaiyecilerin her biri 1 katrilyonu aşkın gama ışınına maruz kaldı. Peki ama bu ne anlama geliyor?

Nükleer silahlar, kirli bombalar ve reaktör patlamalarından açığa çıkan nüfuz edici bir tür radyasyon olan gama ışınları, aşırı derecede yüksek enerjiye sahip röntgen ışınlarına benziyor. Muller’ın kitabına göre, her 1 rem radyasyonda yaklaşık 10 trilyon gama ışını bulunuyor.

Tüm vücudu 100 rem değerinde radyasyona maruz kalan bir insan büyük olasılıkla bunu fark etmiyor çünkü vücut insanı hasta etmeden hasarın büyük bölümünü onarabiliyor. Miktar 200 reme çıktığında kişide radyasyon zehirlenmesi gelişebiliyor. 300 rem değerinde radyasyona maruz kalan insanlarınsa, acilen tedavi altına alınmamaları halinde (kan nakli yapılması gibi) ölme olasılıkları çok yüksek oluyor.

4-Korunak Binası Yoktu

Nükleer santraller için çok önemli bir güvenlik önlemi olan korunak binası Çernobil’de yoktu. Korunak binası, bir nükleer reaktörü çevreleyen gaz
sızdırmaz bir yapıdır. Genellikle kubbemsi bir şekli vardır ve çelikle güçlendirilmiş betondan yapılır. Amaç, bir kaza esnasında atmosfere salınabilecek olan fisyon ürünlerini içeri hapsetmektir.

Muller’ın kitabına göre, eğer Çernobil Nükleer Santrali’nde korunak binası olsaydı, kazanın kimsenin ölümüne sebep olmama olasılığı çok yüksek olabilirdi.

5-Şu Anda Orada Yabani Hayat Var

Çernobil bölgesi patlamanın ardından boşaltıldı ve insanlar tahliye edildikten sonra oraya yabani hayat yerleşti.

2015’te yapılan bir çalışmanın vardığı sonuçlara göre, bu yasaklı bölgede yaşayan Amerika geyiği, karaca, kızıl geyik ve yaban domuzlarının sayısı, buranın yakınlarındaki kontamine olmamış doğa koruma alanlarında bulunan hayvanların sayısıyla benzerlik gösteriyor. Araştırmacıların bulguları özellikle de kurtların çok iyi durumda olduğunu; yasaklı bölgedeki kurt sayısının komşu bölgelerdeki kurtların sayısının yedi katı olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmacılar bunun radyasyonun yabani hayat için iyi olduğu anlamına gelmediğini, sadece insan varlığına paralel olarak gelişen avcılık, çiftçilik ve ormancılık gibi faaliyetlerin bulunmamasının bir sonucu olduğunu söylüyor.

Ancak diğer bazı bilim insanları, Çernobil’deki yabani hayat düzeyinin Avrupa’da bulunan koruma altındaki alanlardan daha düşük olduğuna dikkat çekiyorlar ve bunun da radyasyonun hala bölgede etkili olmasının göstergesi olduğunu belirtiyorlar.

https://www.livescience.com/65450-weird-chernobyl-facts.html

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz