Astronomi

Eski Galaksilerle İlgili Yeni Bulgular

Eski galaksilerle ilgili yeni bulgular. NASA’nın Spitzer Uzay Teleskobu evrenin en eski galaksilerinden bazılarının tahmin edilenden daha parlak olduklarını buldu. Bu fazladan ışık, galaksilerin inanılmayacak kadar yüksek miktarlarda iyonlaştırıcı radyasyonu serbest bırakmasının sonucu olarak ortaya çıktı. Monthly Notices of the Royal Astronomical Society’de yayınlanan çalışmada elde edilen bulgu, bir zamanlar büyük ölçüde opak olan evrenin bugünkü ışıl ışıl haline dönüşmesini sağlayan ve büyük bir kozmik olay olan Yeniden İyonlaşma Dönemine neyin neden olduğunu açıklamaya yardımcı olabilir.

Araştırmacılar Büyük Patlamanın üzerinden bir milyar yıldan az bir süre geçtikten sonra evrende oluşan en eski galaksilerden bazılarını gözlemlediler ve kızılötesi ışıkların belirli dalga boylarında bu galaksilerin bilim insanlarının tahmin ettiğinden çok daha parlak olduğunu buldular. Yapılan çalışma, bu durumun bu döneme ait geniş çaplı bir galaksiler grubu örneğinde geçerli olduğunu onaylayan ilk çalışma olma özelliğini taşıyor ve bunların özel aşırı parlak galaksi durumları olmadığını; o dönemde var olan ortalama galaksilerin de bu dalga boylarında bugünkülerden çok daha parlak olduğunu ortaya koyuyor.

Bu Kadar İyonlaştırıcı Radyasyonu Ne Üretti?

Evrenimizdeki ilk yıldızların ne zaman oluştuğunu kimse kesin olarak bilmiyor. Ama var olan bazı kanıtlar, Büyük Patlamanın ardından gelen 100 ila 200 milyon yıllık dönemde evrenin büyük ölçüde nötr hidrojen gazıyla dolu olduğu, gazın muhtemelen tam da bu sıralarda yıldızlarla bütünleşme sürecine girdiği ve bunun da sonrasında ilk galaksileri oluşturmaya başladığı fikrini veriyor. Büyük Patlamadan yaklaşık 1 milyar yıl sonra evren ışıl ışıl bir görünüm aldı ama değişen bir şey daha oldu: iyonlaşma olarak bilinen bir süreçte her yerde var olan nötr hidrojen gazının elektronları yok oldu. Yeniden İyonlaşma Dönemi; yani nötr hidrojenle dolu evrenin iyonlaşmış hidrojenle dolu hale dönüşmesi insanlığın gayet iyi belgelediği bir süreç.

Peki ama, evrendeki tüm hidrojeni etkilemeye yetecek kadar iyonlaştırıcı radyasyonu ne üretmiş olabilir? Yıldızlar mı? Devasa galaksiler mi? Çalışmanın başyazarı olan Cenevre Üniversitesi araştırmacılarından Stephane De Barros, gözlemsel kozmolojinin cevaplanamamış en büyük sorularından birinin bu olduğunu ve elde edilen yeni bulguların bu konuda önemli bir ipucu sağlayabileceğini belirtiyor.

135 Uzak Galaksi Gözlemlendi

Yeniden İyonlaşma Döneminin sona ermesinden hemen önceki zamana bakmak için, Spitzer gökyüzünün iki bölgesini, her birine 200 saatten fazla harcayacak şekilde izledi ve böylelikle bize ulaşmak için 13 milyar yılı aşkın bir zaman boyunca yolculuk eden ışığı topladı. Çalışmada ayrıca, NASA ve Avrupa Uzay Ajansı’nın Hubble Uzay Teleskobunun veri arşivleri de kullanıldı.

Spitzer’ın bu son derece derinlemesine yaptığı gözlemleri kullanan astronomlar 135 uzak galaksiyi gözlemledi ve bu galaksilerdeki hidrojen ve oksijen gazlarıyla iyonlaştırıcı radyasyonun etkileşime girmesi sonucunda ortaya çıkan iki belirli kızılötesi ışık dalga boyunda hepsinin de dikkat çekici düzeyde parlak olduğunu buldu. Bulgu, bu galaksilerin büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşan çok büyük ve genç yıldızların hükmü altında olmuş olduğunu işaret ediyor. Bu yıldızlar günümüzün olağan yıldızlarına kıyasla çok az miktarlarda “ağır” elementler (nitrojen, karbon ve oksijen gibi) içeriyorlar.

James Webb Uzay Teleskobu Daha Detaylı İncelemeler Yapacak

Bu yıldızlar evrende oluşan en ilk yıldızlar olmasa da, yine de çok eski yıldızlardandılar. Yeniden İyonlaşma Dönemi bir anda gerçekleşen bir olay
olmadığından, çalışmada elde edilen bulgular bu kozmik olay hakkındaki defteri kapatmak için yeterli değil ama evrenin bu süreçte nasıl bir değişim geçirdiği ve dönüşümün nasıl gerçekleştiği konusuna yeni bilgiler sağlıyorlar.

2021’de uzaya fırlatılması beklenen James Webb Uzay Teleskobu, evreni Spitzer’ın gözlemlediği çoğu aynı dalga boyunda inceleyecek. Ama Webb’in Spitzer’dan çok daha gelişmiş özelliklere sahip olması bu galaksilerin çok daha detaylı bir şekilde incelenmesini sağlayacak.

Kaynak: 

https://www.sciencedaily.com/releases/2019/05/190509092716.htm

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz