Psikoloji

12 Dakikada Keyfinizi Yerine Getirebilirsiniz

mutlu ve mutsuz surat

Hepimizin keyfimiz yerinde olmadığında biraz neşelenmek için kullandığı bir yol vardır. Bu kimimiz için bir kadeh şarap içmek, kimimiz içinse bir parça çikolata yemek olabilir. Ama Iowa State Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı, kendimizi daha iyi hissetmenin yollarına odaklanmaktansa, başkaları için iyi dileklerde bulunmanın bu konuda daha etkili olduğunu söylüyor.

Araştırmacılar yaptıkları çalışmada kaygı durumunu azaltmayı ve mutluluk halini artırmayı amaçlayan üç farklı tekniğin faydalarını test ettiler. Bunu yaparken üniversite öğrencilerini kullandılar ve öğrenciler 12 dakika boyunca bir binanın etrafında yürüyerek aşağıdaki üç stratejiden birini uyguladılar.

Sevgi dolu ve şefkatli olmak: Yolda gördükleri insanlara bakmak ve kendi kendilerine,    “Bu insanın mutlu olmasını diliyorum,” diye düşünmek. Öğrenciler bunu düşündükleri sırada bu dilek konusunda gerçekten içten olmaya teşvik edildiler.

Birbirine bağlılık: Yolda gördükleri insanlara bakmak ve birbirlerine nasıl bağlı olduklarını düşünmek. Öğrencilerden bu insanlarla paylaşıyor olabildikleri umutları ve duyguları veya onlarla benzer bir dersi alabileceklerini düşünmeleri istendi. 

Aşağı doğru sosyal karşılaştırma:Yolda gördükleri insanlara bakmak ve kendilerinin karşılaştıkları her insandan daha iyi, daha üstün durumda olabildiğini düşünmek.

Journal of Happiness Studies’de yayınlanan bu çalışmada bir kontrol grubu da vardı. Bu gruptaki öğrencilerden de insanlara bakmaları ve onların giyimleri, kullandıkları renk kombinasyonları, makyaj ve aksesuarları gibi şeylere; yani dışarıdan nasıl göründüklerine odaklanmaları istendi. Kaygı, mutluluk, stres, empati ve birbirine bağlılık durumlarını ölçmek adına, tüm öğrencilerle yürüyüşe çıkmadan önce ve yürüyüş sonrasında anketler yapıldı.

Sevgi Ve Şefkat Kazandı

Araştırmacılar kullanılan her tekniği kontrol grubuyla karşılaştırdılar ve sonuçta sevgi dolu ve şefkatli olma stratejisini uygulayan, insanlar için iyi şeyler dileyen öğrencilerin kendilerini daha mutlu, insanlarla daha bağlantılı hissettiğini; daha şefkatli, empatik ve daha az kaygılı olduklarını buldular. Birbirine bağlılık grubundakiler daha empatik, anlayışlı ve insanlarla bağlantılıydı. Aşağı doğru sosyal karşılaştırma grubundakilerse hiçbir fayda belirtisi göstermedi ve sevgi dolu ve şefkatli olma tekniğini uygulayanlardan ciddi ölçüde daha kötü durumdaydı.

Kendilerini başkalarıyla kıyaslayan öğrenciler, kendilerini başkaları için iyi dileklerde bulunanlardan daha anlayışsız, şefkatsiz ve bağlantısız hissettiler. Daha önceden yapılan çalışmalar, aşağı doğru sosyal karşılaştırmanın kendimizi kötü hissettiğimiz zamanlarda bir tampon etkisine sahip olduğunu göstermişti, ancak araştırmacıların yaptığı bu çalışmada bunun tam tersi yönde bir sonuç elde edildi.

Rekabetçi Zihniyetlerle Stres, Kaygı Ve Depresyon Arasında Bağlantı Var

Aşağı doğru sosyal karşılaştırmanın rekabetçi bir strateji olduğunu söyleyen araştırmacılar, bunun bazı faydalar da sağlayabildiğini, ancak rekabetçi zihniyetlerle stres, kaygı ve depresyon arasında bir bağlantı olduğunun da ortaya çıkarıldığını belirtiyorlar.

Araştırmacılar farklı kişilik türlerine sahip insanların kullanılan her tekniğe nasıl tepki verdiklerini de incelediler. Onların beklentileri, doğal olarak düşünceli ve duyarlı olan insanların sevgi dolu ve şefkatli olma stratejisinden daha fazla fayda sağlayabileceği veya narsisizm özellikleri taşıyanların başkalarına mutluluk dilemekte zorlanabileceği yönündeydi. Ama sonuçlar onları şaşırttı.

Bu basit uygulamanın tüm kişilik türleri için değerli sonuçlar doğurduğunu söyleyen araştırmacılar, insanlara sevgi ve şefkatle yaklaşmanın kaygıyı azaltmak ve mutluluk, empati ve sosyal bağlılık duygularını artırmak konusunda herkeste eşit derecede işe yaradığını gördüler.

Sosyal Medya Mutluluğumuzu Bozuyor

Araştırmacılar sosyal medyanın kıyaslamalar yapmak için bir oyun alanı gibi olduğunu söylüyorlar. Bizler sosyal medya mecralarındayken, “O benden daha çok para kazanıyor”, “Şu kişinin benden daha güzel bir arabası var” gibi şeyler düşünüyoruz. Yapılan bu çalışma sosyal medya konusunu spesifik olarak incelememiş olsa da, araştırmacılar elde ettikleri sonuçların kıyaslamalar yapmanın tehlikeli bir strateji olduğunu gösterdiğini söylüyor.

Araştırmacılara göre, sosyal medyada kıyaslamalar yapmamak neredeyse imkansız ve bizler genellikle sosyal medyada gördüklerimiz karşısında gıpta, kıskançlık, öfke ya da hayal kırıklığı gibi duygular hissediyoruz ve bu duygular da bizim mutluluğumuzu bozucu bir etki yapıyor.

Araştırmacılar kıyaslama yapmanın biz bir şey öğrenirken veya bir karar alırken işe yaradığını söylüyorlar. Örneğin, bizler çocukken insanları izleyerek ve onların elde ettikleri sonuçları kendimizinkilerle kıyaslayarak öğreniyoruz. Ama konu mutluluk olduğunda, kıyaslama yapmak sürekli olarak mutluluğu artıran sevgi ve şefkat duyguları kadar etkili sonuçlar vermiyor.

 

Neuroscience News

 

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz