Biyoloji

Uyku Beynimiz İçin Ne Kadar Önemli?

beyin

Uyku beynimiz için ne kadar önemli? Kimileri uykunun bir vakit kaybı olduğunu düşünür ve hayatı kaçırmamak için uyku süresinden fedakarlık yapmaya çalışır. Henüz günümüzün büyük bir bölümünü harcadığımız uykunun neden var olduğunu tam olarak bilemesek de uyku süresinden taviz vermenin hayatı kaçırmanın gerçek sebebi olacağını söyleyebiliriz. Uyumak hiç de vakit kaybı değil, tam tersi uyanıklık vakitlerinin verimli olabilmesi için yapılan bir yatırım. Vücudumuzda uykuyla düzenlenmeyen, ya da uykusuzluktan etkilenmeyen tek bir doku bile olmadığı belirtiliyor. Beynimizde gerçekleşen her olayın uykuyla bir ilgisi olduğunu söyleyebiliriz. 

Uyurken beyin küçülüyor

Neden uyuyoruz sorusu binlerce yıldır insanların kafasını kurcalamaya devam ediyor. Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle uyku sırasında beyinde ne olduğunu görebiliyoruz ve neden uyuduğumuza dair teorilerimiz var. Bu teorilerden biri uykunun hafızayla ilgisini merkeze alan “sinaptik denge hipotezi”. Bu hipoteze göre uykunun esas amacı hafızanın güçlendirilmesi ve anıların hatırlanabilmesi. Gün içinde öğrendiklerimiz sonucu sinir hücrelerimiz arasında bağlantılar oluşur ve beyindeki hacim artar. Bu bağlantılardan gereksiz olanlar uyku sırasında zayıflatılır. Bu sayede yeni bilgileri öğrenebilmek için yeni sinir hücresi bağlantılarına yer açılır. Uyku sırasında gün içinde öğrendiklerimizden gerekli olanlar ayıklanır ve gereksiz olanlar hafızadan silinir. Uykunun öğrenmeyle olan bu ilişkisi neden yaş arttıkça uyku süresinin azaldığını da açıklıyor. Küçük bir bebeğin dünyayla ilgili öğrenmesi gereken çok fazla şey varken yaşlı bir insan bu kadar bilgiye maruz kalmaz. 

Beyindeki atıklar uyku sırasında uzaklaştırılıyor

Uykunun ana sebebiyle ilgili bir diğer görüş de uykunun onarıcı etkisi üzerine odaklanıyor. Gün içinde beynimizde toksinler birikir. Ancak uyku sırasında Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklarla da ilgisi olan bu toksinleri beynimizden atabiliyoruz. 

Uyku sırasında beyin hücreleri arasındaki boşluklar artıyor ve bu da toksik proteinlerin dışarı atılmasını kolaylaştırıyor. Bir gecelik uykusuzluğun bile beyinde Alzheimer proteinlerinin sayısının artmasına sebep olduğu biliniyor. Uykunun beyindeki atıkları uzaklaştırma işlevi uykunun kalitesine göre değişkenlik gösterebiliyor. Rochester Medical Centertarafından 27 Şubat 2019’da yayımlanan bir çalışmaya göre beyin ancak derin uykuyu sağlayabilirse atık temizleme işlevini düzgün yerine getirebiliyor. 

Yaşlandıkça Alzheimer riskinin artması bu sebepten kaynaklanıyor olabilir. Yaşlandıkça uykunun kalitesinin düşmesi, atıkların gönderilmesini de zorlaştırıyor. 

Zihinsel sorunlarla ilişkili

Bu verilerden de anlaşılacağı gibi uyku beyin üzerinde çok önemli bir etkiye sahip. İştah ve ruh hali de uykuyla yakından bağlantılıyken az uyumak duygusal bozulmalara ve karar verme yeteneğinin zarar görmesine sebep oluyor. Bilim insanları, uyku kalitesindeki bozulmanın zihinsel problemlerin artmasına sebep olacağını düşünüyor. Örneğin önceden depresyonun uyku bozukluklarına yol açtığı düşünülüyorduysa da artık uyku bozukluğunun depresyonu beraberinde getirdiği belirtiliyor. Uykusuzluğun Alzheimer ve depresyonun yanı sıra şizofreni ve bipolar bozuklukla ilgisi olduğu düşünülüyor. 2015 yılında yayımlanmış Daniel Freeman ve ekibi tarafından yapılan bir çalışmada şizofreni hastalarına terapi uygulanarak uyku süresi uzatıldığında paranoya seviyesinin düştüğü kaydedilmiş. 

Ancak depresyonla ilişkilendirilen yalnızca uykusuzluk değil. Uyku süresinin aşırı fazla olması da depresyon ve kalp hastalıklarına kapı açıyor.

Uyku DNA’yı koruyor

Uykunun ne işe yaradığı sorusuna cevap olabilecek bir başka araştırma da 5 Mart 2019’da Nature Communications’ta yayımlandı. Çalışma uyku bozukluklarının neden beyin hasarlarına yol açtığına ışık tutuyor. Zebra balıkları uyurken yapılan gözlemler, sinir hücrelerinin çekirdek muhafazasını sağlayabilmek için uykuya ihtiyaç duyduğunu göstermiş. Gün içinde DNA; oksidatif stres, radyasyon ve hatta sinirsel aktivite nedeniyle hasar görür. Bu çalışmaya göre bu hasar uyanıklık süresince birikiyor ve tehlikeli seviyeye ulaşıyor. Uyku, biriken bu DNA hasarını her bir sinir hücresi için normal seviyeye indiriyor. Biz gece uyurken, gün içinde DNA’mızda biriken hasarlar düzeltiliyor ve sinir hücrelerimizdeki DNA, onarımını sağlayabiliyor. 


Scientific American

Neuroscience News

New Scientist

Science Daily

Science Daily


Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz