Biyoloji (Haber)

Nasıl Oluyor Da Aynı Olayı Birbirimizden Çok Farklı Hatırlıyoruz?

Nasıl oluyor da aynı olayı birbirimizden çok farklı hatırlıyoruz? Dün eşinizle bir tartışma yaşadınız ve bugün havayı yumuşatmaya kararlısınız. Ama yaşadığınız tartışma hakkında konuştukça, söyledikleri karşısında duyduğunuz şaşkınlığı gizlemekte zorlanmaya başlıyorsunuz. Olanları nasıl bu kadar yanlış hatırlıyor olabilir ki?

Kanada’da bulunan McGill Üniversitesi’nden Signy Sheldon’a göre, insanların nasıl aynı olayı yaşayıp da onu birbirlerinden son derece farklı hatırlayabildiğini anlamak için, hafızaların nasıl işlediği hakkındaki varsayımlarımızı unutmamız gerekiyor. 

Hatırlanan Detayların Odak Noktaları Farklı

Bizler, anıların gelecekte kullanılmak üzere beyindeki dosya dolaplarında saklanan bilgiler olduğunu düşünüyoruz. Aslına bakarsanız, onlar sadece siz onları geri çağırdığınızda yapılanıyorlar. Yaşadığınız tartışma sırasında maruz kaldığınız tüm o bilgi bombardımanı (söylenenler, olayın geçtiği yer, duygularınız ve tepkileriniz), kafanızın içinde bir yerlerde öylece durup toz topluyor. Ve siz ancak, ertesi gün dün yaşadığınız olayı zihninize çağırdığınız zaman yaşanan olayın zihinsel bir temsilini yaratıyorsunuz. Üstelik, sizin aklınızda kalan tüm detaylardaki odak noktasıyla, olayı yaşadığınız kişinin kafasındaki detayların odak noktasının aynı olmadıklarından da emin olabilirsiniz.  

Sheldon, “İnsanların bir şeyleri nasıl hatırladıkları arasında ne kadar kuvvetli farklılıklar olduğunu yeni yeni anlamaya başlıyoruz,” diyor. Üstelik bu farklılıklar beyinlerimize derinden yerleşmiş durumda. 

Farklı Hafıza Tarzları Kendisini Beyindeki Bağlantılarda Gösteriyor

Bu konuda olup bitenlere ışık tutabilecek bazı ipuçları, zihinde görüntü canlandıramamaya neden olan ve zihin körlüğü olarak da bilinen “aphantasia” durumunu yaşayan insanlardan geliyor. Bu insanlar olayları ve gerçekleri hatırlayabilseler de, hafızaları görsel öğelerden yoksun oluyor.

Bu durumun diğer insanların olayları farklı şekillerde hatırlamalarının nedenini anlamaya yardımcı olup olamayacağını merak eden Sheldon ve meslektaşları, beyin taramalarını yapmadan önce, insanlardan olayları nasıl hatırlama eğiliminde olduklarıyla ilgili bir soru formunu doldurmalarını istediler.  

Sonuçta, ekip insanlardaki farklı hafıza tarzlarının kendisini beyindeki bağlantılarda gösterdiğini ortaya çıkardı. Olayları ve gerçekleri hatırlamakta daha iyi olan insanların hipokampus ve mantıklı düşünmeyle ilgili olan prefrontal korteksleri arasında daha fazla fiziksel bağlantı vardı. Buna karşın, son derece ayrıntılı “otobiyografik hafızalara” sahip olan insanların beyinlerinde, hipokampus ve görsel algıları işleyen alanlar arasında daha fazla bağlantı olduğu görüldü. 

Duygusal Olaylar Çok Daha Doğal Bir Şekilde Hatırlanıyor

Araştırmacılara göre, beyin yapılarındaki farklılıklar dışında, insanların aynı olaya dair birbirleriyle çelişkili anılara sahip olmasının başka nedenleri de var. Bunlardan bir tanesi, kişilerin bir olay karşısındaki duygusal tepkileri. Sheldon bu durumu şöyle açıklıyor: “Duygusal olan olaylar çok daha doğal bir şekilde hatırlanabiliyor. Bu durumda, bizler bizim için gerçekten önemli olan şeylere ışık tutuyor gibi oluyoruz.”

Ne hatırladığımız, bizim onun faydalı ve kullanışlı olduğunu düşünüp düşünmememizden de etkileniyor. Ve bunun bizim dersler çıkarmamıza ve başkalarıyla bağ kurmamıza yardımcı olabilme gibi bazı yararları da var. 

Sheldon, hafızanın şekillenebilirliğinin genellikle bir bozukluk ya da aksaklık gibi görüldüğünü, ama aslında onun fazlasıyla adapte olabilir bir şey olduğunu söylüyor. 

New Scientist


Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz