Astronomi

Dünya’da Galaksimizin Farklı Yerlerinden Gelen Gök Cisimleri Olabilir

gok-cismi

Dünya’da galaksimizin farklı yerlerinden gelen gök isimleri olabilir. Dünyanın bazı bölümleri, ayaklarımızın altındaki yeri oluşturmak için ışık yıllarını aşarak galaksinin başka yerlerinden gelen taşlardan oluşuyor olabilir. Bu sonuca varan yeni bir çalışmaya göre, Samanyolu 2017’nin Ekim ayında güneş sistemimizi ziyaret eden yıldızlararası asteroid Oumuamua gibi serbestçe dolaşmakta olan gök cisimleriyle dolu ve bunlar yeni oluşmakta olan gezegen sistemlerindeki gezegenleri oluşturan kaynaklar olabilir.

Sahip olduğumuz geleneksel görüş, gezegenlerin yıldızların etrafındaki gaz ve toz disklerinden oluştuğu yönünde olsa da, yapılan bazı gözlemler gezegenlerin bu modelin öngördüğünden çok daha hızlı doğduğunu gösteriyor. Ve bu çelişkinin açıklaması Oumuamua gibi yıldızlararası cisimler olabilir.  

Araştırmacılar, galaksimizdeki her ışık yılı küpte ait oldukları yıldızın yörüngesinin dışına atıldıktan sonra serbestçe dolaşmakta olan 29 trilyon Oumuamua benzeri cisim olduğunu tahmin ediyorlar. Ve muhtemelen bunlar nispeten küçük, karanlık ve hızlı hareket eden cisimler; bizim şimdiye dek bunlardan sadece bir tanesini görmüş olmamızın sebebi de bu.

Çekim Kuvvetleriyle Gerçek Birer Gezegen Haline Geliyorlar

İngiliz ve Alman araştırmacılardan oluşan bir ekip de, yaptıkları çalışmada bu taşların bir başka yıldızın etrafındaki diske yakalanmaları halinde, gezegen oluşumu üzerinde çok önemli bir rol oynayabildiklerini buldular.

Yıldızlararası cisimlerin çoğunun bu diskler tarafından yakalanmayacak kadar hızlı hareket ettikleri ve yakalananların çoğunun da yıldızın içine düştüğü düşünülüyor. Ama araştırmacıların hesaplarına göre, yine de her yıldızın etrafında Oumuamua boyutunda veya daha büyük olan en az 10 milyon cisim olması gerekiyor.

Sürgün edilmiş bu yıldızlararası cisimlerin çekim kuvvetleriyle tozları, küçük taş parçalarını ve gazları kendilerine çekebildiklerini ve neticede gerçek birer gezegen haline geliyor olabildiklerini söyleyen araştırmacılar, artık bu durumun izinin bulunamayacağını ama gezegenlerin bir bölümünün özünde bir “Oumuamua” olabileceğini belirtiyorlar.

Gezegen Oluşumlarının Giderek Çoğalması Bekleniyor

Ve araştırmacılara göre, bu kendi kendini besleyen bir mekanizma da olabilir. Buna göre, daha fazla gezegene sahip olan sistemler daha fazla taşı sistemlerinden dışarı atıyor ve bu da başka sistemlerde daha fazla gezegen oluşmasına neden oluyor; yani gezegen sistemleri gezegen sistemlerinin oluşmasına yardımcı oluyor. Ve eğer durum buysa, o zaman bu en eski yıldızların neden daha yakın zamanlarda oluşanlara oranla daha az gezegene sahip olduğunu da açıklayabilir. 

Araştırmacılar galakside başıboş dolaşan taşların sayılarının giderek arttığı göz önüne alındığında, gezegen oluşumlarının da giderek çoğalmasını beklemenin pek de yersiz olmayacağını düşünüyorlar.  

 

New Scientist

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz