Sosyoloji

Çalışmaları İçin Gereken Takdiri Görmeyen Kadın Bilim İnsanları

Bilim alanında yapılan önemli çalışmalarda takdiri kimin toplayacağı herkesin görmesi için kağıt üzerinde belirlenir. Kişinin isminin bilimsel makalelerin en üstünde yazar olarak yer alması onun kariyerini ilerletebilir ve itibarını yükseltebilir, ancak ismin nadiren okunan “teşekkür” bölümünde yer alması bunların önüne geçer. 

Son birkaç sene içerisinde, Brown Üniversitesi’nden Emilia Huerta Sanchez ve San Francisco Üniversitesi’nden Rori Rohlfs önderliğindeki öğrencilerden oluşan bir ekip, yirmi senelik süreçte genetik bilimi üzerine yayınlanmış makalelerin teşekkür bölümlerini inceledi ve günümüz araştırmacıları için beklenen takdiri görmeyen ve yaptıkları çalışmalar için hakları teslim edilmeyen kadınları buldu. Ekip çalışmalara önemli katkılar sağlayan ama bu katkıları asla tanınmayan düzinelerce kadın programcıyı belirledi. Bu kadınların bazılarına birkaç makalenin teşekkür bölümünde defalarca teşekkür edilmiş ama onlar asla yazar olarak tanınmamışlardı. Onlar bilim tarihinin yazılmasına yardımcı olmalarına rağmen, isimleri teşekkür bölümünde yer almaktan kurtulamadı.  

Her Şey Bir Filmle Başladı

Bu proje, 2016 yılında gösterime giren ve 1960’lı yıllarda NASA’nın uzay yarışını kazanmasına yardımcı olan üç siyahi kadın matematikçiyi anlatan Gizli Sayılar (Hidden Figures) filmiyle başladı. Huerta Sanchez ve Rohlfs filmi gördükten sonra bu üç kahraman hakkında daha önce hiçbir şey duymamış olmaları karşısında hayrete düştüler ve tanımadıkları daha kaç tarihe geçmiş kadın bilim insanı olduğunu merak ettiler.  

Akıllarına gelen ilk isim Jennifer Smith oldu. Huerta Sanchez bir klasik haline gelmiş onlarca yıllık bir makaleyi okuduğunu ve bu makalenin teşekkür bölümünde Smith’e “tüm hesaplamaları başarıyla programladığı ve yaptığı için” teşekkür edildiğini hatırladı. Günümüzde programlama çok önemli bir iş olarak görüldüğü ve bir bilim insanının bir çalışmanın tüm programlamasını yapması halinde adının çalışmanın yazarı olarak geçmesini bekleyeceği için, bu Huerta Sanchez’e tuhaf geldi. 

20 Senede Yayınlanan 900 Makale İncelendi

Smith gibi başka kadınlar da olup olmadığını görmek isteyen ikili, beş üniversite öğrencisini bir araya topladı ve bu ekip Theoretical Population Biologyisimli derginin 1970 ve 1990 yılları arasında yayınlanan her sayısını inceledi. Ardından, ekip yayınlanmış neredeyse 900 makalenin çıktısını alıp teşekkür bölümlerinde adı geçen her ismi araştırdı ve bu kişilerden kadın olanların herhangi bir programlama yapıp yapmadıklarına baktı.

Yaptıkları çalışma sonucunda, 1970’lerde kadınların tanınmış ve kabul gören programcıların yüzde 59’unu, ama makale yazarlarının sadece yüzde 7’sini oluşturduğunu gördüler. 

Örneğin, 1975’te yayınlanan bir makalede, Margaret Wu’ya “sayısal çalışmaları ve özellikle de hesaplama tablosu I konusundaki yardımları” için teşekkür edilmişti. Wu, Huerta Sanchez gibi bilim insanlarının hala belirli büyüklükteki bir nüfustaki genetik çeşitliliğin ne kadar olması gerektiğini tahmin etmek için düzenli olarak kullandığı istatistiksel bir yöntemi yaratmaya yardımcı olmuştu. Bu yönteme 1975’te yayınlanan makalenin tek yazarı olan G. A. Watterson’ın adı verilmişti ve Watterson tahmincisi olarak anılmaya başlanmıştı. Bu makale,  o günden bu yana 3400 kez alıntılanmıştı.

Adları Birçok Makalede Tekrar Tekrar Geçiyor

Kuşkucular bu eski makalelerde adı geçen programcıların önemsiz işler yaptıklarını ve adlarının yazar olarak geçmesini hak etmediklerini söyleyebilirler. Ama araştırmacılara göre bu hiç de doğru değil; özellikle de birçok makalede tekrar tekrar adı geçen Wu ve Jennifer Smith gibi isimlerin durumlarında. 

Bu insanların yeterince iyi işler çıkardıkları için sürekli olarak çalışmalara geri çağrıldıklarını belirten ekip, Smith’in Edinburgh Üniversitesi’nde görev yapmakta olan eski süpervizörü William Hill’le konuştuklarını ve Hill’in Smith’in çalışmalarını hem teknik hem de yaratıcı olarak tarif ettiğini söylüyor. (Hill Smith’in şu anda nerede olduğunu bilmiyordu ve araştırma ekibi de ona ulaşmayı başaramadı.)

Ama Margaret Wu ekibin ısrarcı e-posta ve telefonlarına en sonunda karşılık verdi ve ekibe Watterson’la birlikte makale üzerinde çalıştığı sırada bir araştırma görevlisi olduğunu söyledi. Bunun ardından yirmi yıl boyunca bir istatistikçi ve matematik öğretmeni olarak çalıştığını söyleyen Wu, 40’lı yaşlarındayken doktora derecesini aldığını ve şu anda Melbourne Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptığını anlattı. 

Yazarlık Normları Yeniden Düşünülmeli

1980’li yıllarda programcıların isimlerine makalelerin teşekkür bölümünde yer verilmesi durumu azalmaya başladı. Bunun bir nedeni, kısmen bu görevin adlarının yazar olarak geçmesiyle ödüllendirilen yüksek lisans öğrencilerine ve doktora derecesini almış kişilere daha çok düşmeye başlaması oldu. Ama sebep daha çok, bu görevin düşük ücret alan kadınların yaptığı bir işten, büyük ölçüde bugün olduğu gibi erkeklerin hakimiyetinde olan bir mesleğe doğru değişim göstermesiydi. Temel olarak, programcılar sadece erkek olduklarında yazarlıkla ödüllendirildiler. 

Rohlfs, “Bu bizlerin yazarlık ve akademik başarının diğer ölçütlerinde kullandığımız normları yeniden düşünmemiz için bir fırsat. Bugün bile, makalelerin yazarı olabilmek için bir insanın ne kadar çok işi yapması gerektiği konusunda net kurallara sahip değiliz. Bir profesör meslektaşına bazı bilgileri e-posta yoluyla yollayıp makalenin yazarı olabiliyor. Bir laboratuvar teknisyeniyse,  aksi durumda deneylerin asla gerçekleştirilemeyeceği ciddi miktarlarda iş yapıp göz ardı edilebiliyor,” diyor. 

Yazarlığını Kadınların Yaptığı Çalışmalar Daha Az Alıntılanıyor

Kadınlar yazar olduklarında bile bazı ön yargılarla karşılaşabiliyor. Yakın zaman önce yapılan bir çalışmanın vardığı sonuçlara göre, şu andaki şartlar altında fen bilimlerindeki kadın ve erkek yazarların sayısının eşitlenmesi 16 yıl ve bunun fizik gibi alanlarda gerçekleşmesiyse 258 yıl alacak. Ve en azından bazı alanlar için geçerli olsa da, yazarlığını kadınların yaptığı çalışmalar, yazarlığını erkeklerin yaptığı çalışmalara göre daha az alıntılanıyor. 

Erkeklere oranla daha az eğitim, ücret, danışmanlık, konuşma yapma fırsatı gibi imkansızlıklar; negatif basmakalıp fikirler, taciz ve suistimal gibi sebepler nedeniyle de çoğu kadın bilimsel kariyerlerini erken sonlandırıyor. Bunu yapmayı seçmeyenlerse, erkek meslektaşlarına yapılandan daha sert eleştirilere maruz kalıyor. Bazıları da unutuluyor. 

Sorunlar Konusundaki Farkındalık Giderek Artıyor

Ama bu sorunlar konusundaki farkındalık giderek artıyor ve son zamanlarda yazılan Gizli Sayılargibi bazı çok satan kitaplar sayesinde bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarındaki değeri bilinmemiş kadınların hikayeleri su yüzüne çıkmaya başlıyor. 

Kadınların bilim dünyasında her zaman etkili olduklarını ama başarılarının hak ettiği değeri görmediğini söyleyen ekip, diğer alanlarda faaliyet gösteren bilim insanlarının da kendilerinin yaptığına benzer çalışmalar yapmasını ve bu sayede bilime olan katkıları uzun zamandır karanlıkta kalmış kadınların yeniden keşfedilmesini umuyor. 

The Atlantic


Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz