Bilim Tarihi

Periyodik Tabloya Katkı Sağlayan İnanılmaz Kadınlarla Tanışın

Periyodik tabloya katkı sağlayan inanılmaz kadınlarla tanışın. Düzinelerce elementin periyodik tabloda nasıl bir araya getirildiğinin hikayesi, geçmişteki bir zaman ve bir kişinin çok daha ötesine uzanıyor. Dmitri Mendeleev’in 1869 yılında oluşturduğu periyodik tablonun öncesinde ve sonrasında da bilim insanları elementleri sınıflandırdılar ve tahmin ettiler. Ve birçok kişi bu maddeleri bulmak ve açıklamak için çalıştı. Soy gazlar, radyoaktivite, izotoplar, atom altı parçacıklar ve kuantum mekaniklerinin hiçbirisi 19’uncu yüzyılın ortalarında bilinmiyordu. 

Yeni bir elementin keşfini kanıtlamak kolay bir şey değildir. Bunun ilk adımı, bilinen elementlere atfedilemeyen, açıklanamayan radyoaktif yayılımlar veya spektroskopik çizgiler gibi olağan dışı fiziksel özellikler ya da kimyasal davranışlar bulmaktır. Ardından element ya da onun bileşimi yeterince büyük miktarlarda ayrıştırılmalıdır ki, tartılabilsin, test edilebilsin ve bu veriler insanları ikna edebilmek için kullanılabilsin. 

Elementler konusundaki anlayışımıza büyük katkılarda bulunan insanlardan bazıları son derece başarılı kadınlardan oluşuyor ve 2019’un Uluslararası Periyodik Tablo Yılı ilan edilmesinden de yola çıkarak, bu yazıda onlardan bazılarının hayatına ışık tutacağız. Bu kadınlar arasında en dikkat çeken ve takdir görenlerden birisi de, radyoaktivite konusundaki araştırmaları ve polonyum ve radyumu bulmasıyla iki kez Nobel Ödülünü kazanan Marie Curie. 

Marie Curie

Marie Curie 1897 yılında ‘uranyum ışınları’ üzerine doktorasına başladığında elementler arayışında değildi. Amacı daha yeni, 1896 yılında Henri Becquerel tarafından keşfedilen radyoaktiviteyi araştırmaktı. Çalışmaları sırasında, sadece uranyumla açıklanamayacak kadar kuvvetli bir radyoaktiviteye sahip bir cevher olan uraninitle karşılaştı. Başka elementlerin varlığından şüphelenen Curie, kendisine yardım etmesi için eşi Pierre’e başvurdu. 

1898 yılında, ikili iki yeni elementin spektroskopik çizgilerini tespit etti: radyum ve polonyum. Elementler üzerindeki zorlu çalışmalarla geçen üç seneyi aşkın zamanı Nobel Ödülleri takip etti. Curie 1903 senesinde radyoaktivitenin keşfi için eşiyle birlikte aldığı ilk Nobel’i Becquerel ile paylaşırken, 1911’deki ikinci Nobel’ini polonyum ve radyumu keşfetmesi ve radyumu ayrıştırma ve inceleme üzerindeki çalışmaları için tek başına aldı.

 Julia Lermontova

Ağırlık ve karakter açısından birbirlerine benzeyen elementleri birbirinden ayırmak zordur. Rus kimyager Julia Lermontova da, Mendeleev periyodik tablosunu hazırladıktan hemen sonra işte bu zorlu işe başladı ve platin grubu metallerini birbirinden ayırma sürecine girişti. Bu, metalleri tabloda sıralı bir şekilde konumlandırmak için bir ön gereklilikti. Bugün Lermontova’nın çalışmaları konusundaki tek bilgi kaynağımız Mendeleev’in arşivleri ve yazışmaları. Almanya’da kimya eğitimi alan Lermontova, yine Almanya’da kimya alanında doktorasını alan ilk kadın olma unvanına sahip. 

Stefanie Horovitz

Stefanie Horovitz

Polonyalı-Musevi bir kimyager olan Stefanie Horovitz, izotopların deneysel kanıtlarını ortaya koydu. Viyana’daki Radium Institute’da çalışan Horovitz, kurşun kadar yaygın olan bir elementin bile farklı atomik ağırlıklara sahip olabileceğini gösterdi.

Harriet Brooks

Radyumun yaptığı ‘sızıntının’ doğası akılları kurcalıyordu. O bir parçacık mıydı yoksa bir gaz mı? Sorunun cevabı fizik alanında yüksek lisansını yapmakta olan Kanadalı Harriet Brooks’tan geldi. Brooks Kanada’daki McGill Üniversitesi’ndeki süpervizörü Ernest Rutherford’la birlikte çalışmalarda bulundu ve ikili 1901 yılında bu sızıntının ağır bir gaz gibi yayıldığını göstererek, radyoaktif parçalanma sırasında yeni bir elementin üretilebileceğinin ilk kanıtını sundu. 1907 yılında William Ramsey daha sonradan radon adı verilen bu gazın, şu anda soy gazlar denilen “helyum grubu elementlerine” dahil olduğunu öne sürdü. 

1902 yılında Rutherford ve Soddy radyoaktif bozunma teorilerini açıkladılar. Brooks’un radon konusundaki katkısının çok önemli bir ilk adım niteliğinde olduğu araştırma sebebiyle Rutherford 1908 yılında Nobel Kimya Ödülünü aldı. Bu çalışmalardaki rolü için Brooks’a nadiren hakkı teslim edildi. 

Lise Meitner

Fizikçi Lise Meitner ve kimyager Otto Hahn, 1917 – 1918 arasında Berlin’de 91’inci element olan protaktinyumu keşfettiler. Aslen Avusturyalı olan Meitner, kariyer fırsatlarını artırmak için doktorasını aldıktan sonra Almanya’ya gitmişti. 1907’de Berlin Üniversitesi kimya bölümünde ücretsiz olarak Hahn’la çalışmaya başlamıştı. O dönemde kadınların görülmemesi gerektiğinden, çalışmalarını bodrum katında yürütüyordu. 

Ida Noddack

Ida Noddack

75’inci element olan renyum, 1925’te Alman kimyagerler Ida Noddack, eşi Walter Noddack ve Otto Berg tarafından Berlin’de keşfedildi. Noddack çifti 43’üncü element olan mazuryumu da keşfettiklerini iddia ettiler ama elementin spektral çizgilerini kopyalama ya da materyallerini ayrıştırma alanlarında hiç başarı sağlayamadılar. 1937’de, 43’üncü element yapay olarak üretilen ilk element oldu ve ona teknetyum adı verildi. 

Ida Noddack hayatının çoğunu eşinin laboratuvarında bir misafir gibi çalışarak geçirdi. İşte bu nedenle de, 1934 yılında atom çekirdeğinin parçalanabileceğini öne sürdüğünde kimse onu ciddiye almadı. 

Marguerite Perey

Marguerite Perey  (soldaki)

Bu kadın öncülerin çoğu çalışmalarını erkek ortaklarıyla birlikte gerçekleştirdi ama Marguerite Perey onların arasında bir istisna oldu. Fransız bir fizikçi olan Perey, 1939 yılında 87’inci element olan fransiyumu tek başına keşfetti. Perey 1962 yılında, Fransız Bilimler Akademisi’ne seçilen ilk kadın üye oldu. 

Tarihte elementler konusundaki bilgilerimizi genişletmemize yardımcı olan daha pek çok kadın var. Ve özellikle de Birleşmiş Milletler’in 2019 senesini Uluslararası Periyodik Tablo Yılı ilan etmesiyle, onların tablonun oluşturulmasındaki bireysel gayretleri ve yaşadıkları dönemde kadın olmanın zorluklarına rağmen bilim dünyasına katkı sağlayan bu kadınlar ve onların hayatları hakkında bilgi sahibi olmak büyük önem taşıyor. 

Nature


Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..