Psikoloji Sosyoloji

Paraşütlerin Hayatı Kurtarmadığı Kanıtlandı (!)

Paraşütlerin hayatı kurtarmadığı kanıtlandı. Bir uçaktan atlarken paraşütünüzün olmasının olmamasından daha güvenli olduğunu düşünebilirsiniz. Ama eğer bilime güveniyorsanız, böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

The BMJ’in Noel’e özel olarak her zamanki içeriğinden biraz daha farklı olarak hazırladığı sayısında yayınlanan bir çalışma için, araştırmacılar paraşütlerin etkinliğini uçaklardan atlayan 23 insan üzerinde test ettiler. Katılımcıların yarısında paraşüt, diğer yarısındaysa sırtlarına takılmış içi boş sırt çantaları vardı. Sonuçta paraşütlerin katılımcıların ölmesinde ya da yaşamasında hiçbir fark yaratmadığı görüldü.    

Araştırmacıların çalışmaları üzerine yayınladıkları raporda, “Çığır açan çalışmamızda, paraşüt ve paraşüt yokluğu durumunda sadece kol kullanımı ile ölüm neticesi arasında ciddi bir istatistiksel fark olmadığı görüldü. Elde ettiğimiz bulguların eğlence ya da askeri eğitim amaçlı uçak atlayışlarında rutin paraşüt kullanımını savunan uzmanlar tarafından dikkate alınması gerekiyor,” ifadeleri yer aldı.

Elbette ki, yerden binlerce metre yükseklikte veya son derece hızlı ilerlemekte olan uçaklardan atlamaya gönüllü olacak insanlar bulmak zor olduğundan, araştırmacılar paraşütün etkinliğini park halindeki, hiçbir şekilde hareket etmeyen bir uçaktan, yere yalnızca 50-60 santimetre yükseklikten atlayan insanlar üzerinde test ettiler.

Çalışmada Dikkat Çekilmek İstenen Konu Farklı

Ama bu bilgiyi okumak için, çalışma raporunun dördüncü paragrafına gelmeniz gerekiyor. Ve benzer şekilde, araştırmacılar uçağın hareket halinde olmadığını da raporun neredeyse sonlarına gelene kadar açık etmiyor. Çünkü bu çalışmanın asıl dikkat çekmek istediği konu, insanların bilimsel çalışmaların sonuçlarını nasıl yorumladıkları.

Araştırmacılara göre, bu paraşüt deneyi randomize kontrollü araştırmalardaki bazı kısıtlamaların altını hicivli bir şekilde çiziyor. Çünkü bu tip araştırmalarda,  katılımcılar önyargıyı azaltmak adına tedavi veya kontrol gruplarına rastgele seçiliyor. Araştırmacılar yine de, raporlarında her şeye rağmen bu tür araştırmaların çoğu yeni uygulamanın değerlendirilmesi için altın standart olmaya devam ettiğine inandıklarını da belirtmeden geçmiyorlar.  

Raporda dikkat çekilen bir diğer nokta da, eski ve yerleşmiş tedavi ya da uygulamaları (uçaktan atlarken paraşüte sahip olmak gibi) değerlendiren klinik deneylerin, bu tedavi ya da uygulamalara en çok ihtiyaç duyan insanları da incelediklerinden emin olmaları gerektiği. Çünkü araştırmacılara göre, o tedaviye ihtiyaç duymayan bir insan üzerinde yapılan incelemeler, onun işe yarayıp yaramadığı konusunda pek de fazla bilgi sağlamıyor.



Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz