Biyoloji Fizik Jeoloji Kimya

Tuhafsın Dünya: İşte 2018’de Tespit Edilen 5 Garip Şey

Dünyamızın yaklaşık 4.5 milyar yıllık bir geçmişi var bu süreç içinde gezegenimiz çok ciddi değişimlerden geçti. Süper kıtalar oluştu ve ayrıldı, okyanuslar var oldu ve yok oldu, buzul çağlarında dünyanın neredeyse tamamı buzla kaplandı ve var olan tüm yaşamların yaklaşık yüzde 96’sının nesillerini tüketen birkaç kitlesel yok oluş yaşandı. 

Dengesiz geçmişiyle kıyaslandığında dünya bugün oldukça uysal görünüyor. Ama gezegenimiz aynı zamanda dinamik bir yer ve bilim insanlarının hala keşfetmekte oldukları devam eden pek çok süreç var. İşte arkamızda bırakmak üzere olduğumuz 2018 senesi içinde dünya hakkında yapılan ve bizi şaşırtan keşiflerden birkaç tanesi. 

Çöken Deniz Tabanları

Dünya ısındıkça, eriyen buzullar ve buz tabakaları okyanuslara su yığıyor ve bu da dünya genelinde su seviyelerinin yükselmesine neden oluyor. Ama aynı zamanda, tüm bu fazladan suların ağırlığı denizlerin tabanının da aşağı doğru itilmesine neden oluyor. Araştırmacılar yakın zaman önce, 1993 ve 2014 yılı sonu aralığındaki zaman sürecinde, karada eriyen buzların denizlere olan akışının okyanusların şeklini nasıl etkilemiş olabileceğini araştırdılar. 

Elde edilen sonuçlara göre, dünya genelindeki okyanusların tabanlarında ortalama olarak yılda 0.1 milimetrelik bir deformasyon gerçekleşti. Bu rakam, araştırması yapılan yıllar göz önüne alındığında; yani iki on yıl içinde, toplamda 2 milimetreye ulaştı. Araştırmacılara göre, önceki çalışmaların verileri deniz seviyesi yükselmesini yaklaşık yüzde 8 oranında düşük tahmin etmiş olabilir. 

Gizemli Mineral

Yakın zaman önce Güney Afrika’da bulunan Cullinan elmas madeninden çıkarılan küçük bir elmasta, bugüne kadar doğada eşine hiç rastlanmamış olan bir mineral ortaya çıktı. Uzunluğu sadece 3 milimetreden ibaret olsa da, elmasın kalsiyum silikat perovskit (CaSiO3) adıyla bilinen bu nadide mineral konusunda jeologlara sunabileceği çok ciddi miktarda bilgi bulunuyor. 

Elmasın yerin 700 kilometre altında meydana geldiği ve sağlam yapısının elmasın içinde çıplak gözle görülebilen bu gizemli minerali koruduğu düşünülüyor. 

Virüs Yağmuru

Milyarlarca virüs hava akımları sayesinde bazen binlerce kilometrelik gezintilere çıkıyor ve yağmurlarla dünya yüzeyine iniyor. Deniz seviyesinden 2500 ila 3000 metre yükseklikteki rüzgarlarla taşınan bu virüsler, dalgaların karaya vurmasıyla havaya fışkıran su serpintilerine ve çok küçük parçacıklara tutunuyor.  Ve araştırmacıların keşiflerine göre, sadece bir günde yağmurlarla dünyadaki 1 metre karelik alana inen virüslerin sayısı yüzlerce milyon ve bakterilerin sayısı da onlarca milyon olabilir. 

Bir diğer bulgu da, hava akımlarındaki virüslerin bakterilerden neredeyse 461 kat fazla olduğu. Araştırmacılara göre bunun da nedeni, virüslerin daha hafif olan partiküllere tutunması ve bu nedenle de yolculuklarının daha uzun sürebilmesi. 

Bitkilerin Çıkardığı Sesler

Sizce bitkilerin “solumasını” duyabilir misiniz? Eğer denizdeki su yosunlarını dikkatle dinlerseniz duyabilirsiniz. Araştırmacıların yakın zaman önce yaptıkları keşfe göre, su yosunları fotosentez yaptıkça yüzeylerinde biriken minik hava kabarcıkları üretiyor ve bu hava kabarcıkları yosunların yüzeylerinden kurtulup suyun yüzeyine ulaşınca da, minik bir çarpma sesi çıkartıyorlar. 

Bilim insanları sudaki bu sesleri ilk kez Hawaii yakınlarındaki mercan kayalıklarında tespit ettiler. Bu seslerin ilk başta karideslerden geldiği düşünülse de, araştırmacılar kısa süre içinde sesler ve su yosunları arasındaki bağlantıyı ortaya çıkardı. Kayalıklar çok fazla su yosunuyla kaplı olduğunda mercanlar havasızlıktan ölebilir. Ve su yosunlarının çıkardıkları bu sesin keşfedilmesi, denetimsiz bir şekilde çoğalarak hassas ve korunmasız mercanlar için tehlike oluşturabilecek yosunlar konusunda önlem almak adına uzmanlara yardımcı olabilir

Derin Biyosfer

Bilim insanları, geçtiğimiz on yıl içinde dünya yüzeyinin çok derinlerinde yaşayan, çok çeşitli ve sayısız türde mikrobik topluluklar olduğunu keşfetti. Araştırmacıların yakın zaman önce yaptıkları keşfe göreyse, bu bölge milyonlarca hiç bilinmeyen canlı türüne ev sahipliği yapıyor olabilir ve bu organizmalar dünyanın başlangıcından beri orada evrimlerine devam ediyor olabilir. 

Aslına bakılırsa, derin biyosferin karbon biyokütlesinin (canlı organizmalara ait karbon) dünyada yaşayan tüm insanlarınkinin neredeyse 300 – 400 katı olduğu tahmin ediliyor. Bilim insanları dünya yüzeyinin bu derece derinlerinde yaşayan ve gelişen bu ilginç canlı türlerine dair yapılacak keşiflerin, farklı gezegenlerdeki mikrobik hayatlar konusunda yapılan araştırmalar için de bilgi sağlayabileceğini söylüyor.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır..

Bunları da beğenebilirsiniz