Uykuda Öğrenme Diye Bir Şey Var mı?

0
1281

Eskiden araştırmacılar, yeni bilgileri uyku sırasında osmoz yoluyla öğrenebildiğimizi düşünüyorlardı. Bu uykuda öğrenmeyi savunan deneyler çoğunlukla, uykunun hipnoz hali gibi bir hal olduğu yönündeki yanlış inanışlara dayanmaktadır.

1920’li yıllarda, bazı araştırmacılar, gönüllü deneklerin uyudukları sırada ses kayıtları çalarak katılımcılara tamamen yeni bilgiler öğretebileceklerine inandılar ve fırsatçılar da bu fikri temel alan cihazlar satmaya başladılar.

 

1950’li yıllarda ise araştırmacılar, aslında bu durumun uykuyla hiç alakası olmadığını keşfetti. Aksine, bu cihazlar uyuyan insanları uyandırıyordu. Bu yalanı ortaya çıkaranlar, elektroensefalografi (EEG) adı verilen nispeten gelişmiş bir tekniği kullanarak, beynin elektrik sinyallerini, kafa derisine yerleştirilen elektrotlar vasıtasıyla kaydederek ispatlayabildiler. Araştırmacılar, katılımcıların EEG’sini kullanarak uykuda öğrenmenin aslında uyanıkken gerçekleştiğini ve bilişsel bir araç olarak görülen uykuyla ilgili yapılan araştırmaların sona erdiğini göstermiş oldular.

Altmış yıl sonra, fakat eskiden iddia edilenden farklı bir şekilde, uyku esnasında hafızayı geliştirmenin mümkün olduğunu biliyoruz.

Hatırlatıcılar ve Yavaş Dalga Uykusu

2007’de Lübeck Üniversitesi’ndeki sinirbilimci Björn Rasch ve arkadaşları, daha önce öğrenilmiş bilgiyle ilişkili olan kokuların uykudaki beyne çağrışım yapabilmek için kullanılabileceğini rapor ettiler. Çalışmanın yazarları, katılımcılara bir ızgarada nesnelerin yerlerini öğrettiler ve bunu yaparken de denekleri gül kokusuna maruz bıraktılar. Daha sonra, katılımcılar laboratuvarda uyudu ve araştırmacılar denekler derin uykuya dalıncaya kadar beklediler (yavaş dalga uykusu), sonra onları bir kez daha gül kokusuna maruz bıraktılar.Daha sonra katılımcılar uyandıklarında, cisimlerin nerede olduğunu hatırlamakta çok daha başarılı oldular. Bu, öğrenme sırasında gül kokusuna maruz kaldıkları ve yavaş dalga uykusu sırasında tekrar aynı kokuyu aldıkları için işe yaradı. Kokuya yalnızca uyanıkken veya REM uykusu sırasında maruz kalanlarda ise,  bu hatırlatıcı işe yaramadı.

Öğrenme esnasında hatıralarımızı bir koku ile gerçekten ‘etiketler miyiz’ ve sonra beynimizi uyku sırasında prova yapmaya ikna edebilir miyiz?

Bugüne kadar bu konuyla ilgili yazılmış ilk makaleden bu yana çok sayıda araştırma yapıldı ve bunlarda ise kokular yerine ses ipuçlarını kullanma gibi değişik yöntemler kullanıldı.

Northwestern Üniversitesi’ndeki Paller Laboratuvarı’nda, sinirbilimcilerin tek bir sesi tek bir nesneye bağlayıp birer birer yeniden etkinleştirdiklerini gösteren çok sayıda makale yayınlandı.

Hafıza Oyunları

Daha kolay anlaşılması adına bir örnek vermek gerekirse, hafıza oyunu oynadığınızda resimlerdeki kedinin sol alt köşede olduğunu ve çaydanlığın da sağ üstte olduğunu öğrenebilirsiniz. Kediyi öğrendiğinizde bir miyavlama, çaydanlığı öğrendiğinizde ise ıslığa benzer bir ses duysaydınız ve eğer yavaş dalga uykusu sırasında bu seslerden, miyavlama gibi sadece birini duyacak olsaydınız, aslında kedinin yerini çaydanlıktan daha iyi hatırlardınız.

Bu iki resim başlangıçta eşit derecede iyi öğrenilmiştir ancak uykuda verilen kedi sesi işareti, kedi resminin bulunmasını daha kolay hale getirirdi. Belli anıları yeniden etkinleştirmeye yarayan bu yeteneğe hedeflenmiş hafızanın yeniden etkinleştirmesi (TMR) denir.

Bu yönteme TMR deniyor çünkü kedi miyavlaması gibi bir sesle ipucu verilmesiyle nesnelerin yerlerini öğrenen belleğin yeniden etkin hale geldiği düşünülüyor.

Hafızanın yeniden harekete geçirilmesi, beynin bellek kısmının güçlenmesini ve böylece daha iyi hatırlamasını sağlıyor.  Massachusetts Institute of Technology’nin sinirbilimcileri Daniel Bendor ve Matthew Wilson sıçanlarla çalışırken, önceden öğrenimle ilgili ses ipuçları verdiklerinde tam olarak bu beklenen tekrarlamayı buldular.

Sinirbilimciler artık TMR’nin üzerinde çalışmaya başlıyorlar. Şu anda Princeton Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacısı olan ancak o tarihte lisansüstü öğrenci olan James Antony, katılımcıların bir klavyeden iki farklı müzik dizesi öğrenmelerini sağladı. Şarkılar, Guitar Hero oyununa çok benzeyen, düşen daireler olarak görülen dört notadan oluşuyordu. Her iki şarkıyı da eşit derecede iyi öğrendikten sonra, katılımcılar uyurken Antony şarkılardan birini ipucu olarak çaldı. Katılımcılar uykudan sonra tekrar test edildiklerinde ise , katılımcıların uykudayken dinletilen şarkıda, diğer şarkıdan daha iyi performans gösterdikleri görüldü.

Sorular Sorular

Uyuyan beyninize daha önceden öğrendiklerini hatırlatarak yeni bir müzik aletini veya şarkıyı ne kadar çabuk öğrendiğinizi düşünün!

Henüz çözülmemiş olan bir kaç önemli soru ise;

Bu yöntem yabancı dil öğreniminde işe yarar mı?

Yaş ortalaması gittikçe yükselen bir toplumda hafıza performansını koruyabilmek için kullanışlı bir yöntem mi?

Bazı anıları yeniden canlandırmak başka anıların silinmesine yol açar mı?

Henüz cevaplardan daha fazla soru mevcut olsa da, yakın zamanda bu yöntem geliştirilerek belleği kuvvetlendirmek adına önemli ilerlemelere imza atılacak gibi görünüyor.

Kaynak: Smithsonian

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here