Patlamış Mısırı Çubuklarla Yemek mi?

0
444

Olay çok hızlı gerçekleşir. En sevdiğiniz içecek şişesini açar ve onu dudaklarınıza götürürsünüz. Bu nefis tat neredeyse insanı kendinden geçirir. Ama bir dakika sonra, onu içerken aldığınız tadı zar zor fark eder hale gelirsiniz.

Ya da yeni bir araba alırsınız ve yıllar boyunca onu her kullandığınızda bunun sizi gülümseteceğini düşünürsünüz. Ama bir ay sonra bu his yok olur gider. Şimdi, o sadece bir arabadır.

Hedonik adaptasyon olarak bilinen bu doygunluk hali, bizi mutlu eden neredeyse her şeyde meydana gelir. Etrafınıza bakın ve çevrenizdeki şeylerden başlangıçta ne kadar çok keyif aldığınızı düşünün. Sonra, onlardan şimdi ne kadar keyif aldığınızı düşünün.

O başlangıçta alınan keyfin birazının geri gelmesi muhteşem olmaz mıydı?

Personality and Social Psychology Bulletin’de yakın zamanda yayınlanacak olan bir dizi çalışmada, bir şeyleri alışık olunmadık tarzlarda tüketmenin, onlardan alınan keyfi artırdığı bulundu. 

İşte yemek çubuklarının devreye girdiği nokta tam da burası.

Dikkat Verme Sanatı

Bir çalışmada, 68 katılımcıdan biraz patlamış mısır yemelerini istedik. Katılımcıların yarısına her seferinde bir tek mısır olmak üzere, patlamış mısırları normal bir şekilde yemeleri söylendi ve geri kalan katılımcılar da onları yemek çubuklarıyla yediler. Yemek çubukları kullananların, patlamış mısırdan diğer katılımcılardan çok daha fazla haz aldıkları bulundu; hem de iki gruba da aynı yavaş hızda yemeleri söylenmiş olmasına rağmen.

Bunun nedeni psikologların çok iyi bildikleri bir şeydir: Bir şey yeni göründüğünde, insanlar ona daha fazla dikkat verirler. Ve insanlar hoş bir şeye daha fazla dikkat verdiklerinde, ondan daha fazla haz alma eğiliminde olurlar.

İnsanların tükettikleri şeylerde bu kadar çok çeşitlilik peşinde olmalarının nedeni budur. Bir şey alırız ve o alışıldık ve sıradan hale gelene kadar onu bir süre kullanırız, sonra bizi mutlu edeceğini düşünerek başka bir şey alırız. Maalesef ki, bu yenileyip durma hali masraflıdır ve ev ve eş gibi durumlar söz konusu olduğunda, kaçınılmaz alışkanlık hissi için bazen çok uç noktadaki bir seçenektir.

Bu araştırma başka bir seçeneği önermektedir: Sıkıldığınız bir şeyin yerine bir yenisini koymak yerine, onu alışılmadık tarzlarda tüketmeye veya onunla alışılmadık tarzlarda etkileşim kurmaya çalışın.

Her Yudumu Anlamlı Kılın

Bir başka deneyde, su içerlerken 300 kişi incelendi. 

Önce, katılımcılardan su içmek için kendi alışılmadık tarzlarını bulmaları istendi. Cevapları suyu martini kadehinden ya da termos bardaktan içmekten kedi gibi yalayarak içmeye kadar çeşitlilik gösterdi. Hatta bir kişi kargo zarfından içmeyi bile önerdi.

Ardından hepsinden sudan beş yudum içmeleri ve her yudumdan sonra aldıkları zevk düzeyini derecelendirmeleri istendi. Katılımcıların üçte biri suyu normal şekilde içti, diğer üçte birlik bölüm bunu üst üste kendi buldukları alışılmadık bir yöntemle yaptı ve geri kalanlar da her yudum için farklı bir alışılmadık yöntem kullandı.

Her yudumu farklı bir şekilde içen insanların, her seferinde sularından en çok haz alanlar oldukları bulundu; üstelik onlar tadım testinin sonlarına doğru daha da büyük bir motivasyon duydular. Diğer bir deyişle, zaman içinde onların sudan aldıkları haz seviyesi azalmadı. Kalan herkes her yudumdan giderek daha az keyif alırken, suyu farklı şekillerde içenler alınan keyifteki düşüş şablonunu göstermedi.

Bu, neredeyse evrensel olan bu doygunluk olgusuna ya da alışkanlıkla gelen keyif almadaki azalmaya olağanüstü bir çözüm sunuyor. Bir şeyle etkileşime girmenin yeni ve ilginç yollarını bulabildiğiniz sürece, ondan asla sıkılmayabilirsiniz.

İş Fırsatları

Bu fikir elbette ki tamamen yeni değil. Birçok şirket çoktan müşterilerine daha keyifli deneyimler sunmak için bu kavramdan faydalanıyor. Yemeklerin değişik tarzlarda yendiği pek çok restoran şu anda mevcut.

Aynı şeyi farklı tarzlarda sunmanın bir sınırı olmasa da, genellikle yenilikler bir noktada eskir. Bizim araştırmamız,  her bir yemeği tüketmenin daha çeşitli yollarını sunmamanın iş yerleri için kaçırılmış bir fırsat olduğunu ortaya koyuyor.

Örneğin, insanlar bir restorana gidip birkaç dilim pizza yediklerinde, genellikle pizzaları aynı şekilde tüketirler. İnsanların doygunluk olgusu sebebiyle son dilimden daha az keyif almaları bir sorundur çünkü deneyimlerimizin hatıraları ağırlıklı olarak en sonda ne olduğuna göre şekillenir.

Pizzacılar yemeği daha keyifli hale getirmek için, müşterilerini dilimlerin birini normal, birini ikiye katlanmış, birini tersten, birini çatal bıçakla, birini yemek çubuklarıyla ya da birini de gözleri bağlı olarak yemek gibi farklı şekillerde tüketmeleri için teşvik edebilirler. Eğer bunu yaparlarsa, büyük olasılıkla müşterilerinin son dilimden de ilki kadar keyif aldıklarını göreceklerdir.

Sözün özü şu ki, çeşitlilik yaşamın tuzu biberidir; hem de sadece ne yaptığımızda değil, aynı zamanda onu nasıl yaptığımızda da. Bunu bilmek hem şirketlere hem de müşterilere keyif alma düzeyini maksimuma çıkarmak için yardımcı olabilir.

Kaynak: Live Science

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here