Kanser Tümörlerini Yok Eden Aşı Geliştirildi

1
1675

Kanser araştırmacıları fareler üzerinde yaptıkları deneylerde, doğrudan tümörlere enjekte edilebilen ve bu tümörlerin tüm izlerini silebilen yeni bir aşı geliştirdi. Üstelik bu yeni aşı henüz tedaviye başlanmamış kanser vakaları da dahil olmak üzere pek çok kanser türünde de işe yarıyor.

Standford Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki bilim insanları iki ajan kullanarak vücudun immün sistemini canlandıracak potansiyel bir tedavi geliştirdiler. Lenfoma hastalarından oluşan bir grup gönüllü ise şu anda yürütülmekte olan klinik deneylere katılıyor.

Baş araştırmacı olan Onkolog Dr. Ronald Levy, bahsi geçen iki ajanı kullandıklarında tümörlerin tüm vücuttan yok olduğunu gördüklerini belirtti. Bu yöntem doğrudan tümörlere odaklı bir şekilde immün sistemini harekete geçiriyor.

Kanser immünoterapisi incelikli bir iş çünkü kanser hücreleri vücut tarafından üretilir ve bağışıklık sistemi bu hücreleri tıpkı virüsler gibi “işgalciler” olarak algılamaz. Bu nedenle bazı kanser immünoterapileri kanser hücrelerinin bir problem olduğunu vücuda göstermek için bağışıklık sisteminin üzerine yoğunlaşırlar.

Bu tedavinin önemli bir kısmıdır fakat sık sık, hastanın vücudundaki bağışıklık hücrelerini de alarak genetik tekniklerle bu hücreler üzerinde değişiklikler yapılır ve vücuda tekrar enjekte edilerek kanserle savaşmaları hedeflenir. Bu süreç hem pahalı hem de çok uzun zaman alan bir iştir.

Fakat Standford Üniversitesi’nde geliştirilen aşı çok daha ucuz ve kolay bir yöntem. Bu aşı bildiğimiz klasik aşılara benzemiyor. Enfeksiyondan önce uygulanan profilaktik doz yerine araştırmacılar, daha önceden kanser tümörleri olan farelerin vücutlarının kanserli bölgelerine bu aşıyı doğrudan enjekte ediyorlar.

Dr. Levy, bu uygulamanın tek seferde yapıldığını, söz konusu iki ajandan çok küçük bir miktar enjekte edilerek sadece tümördeki bağışıklık hücrelerini uyardıklarını belirtti.

Farelerde inanılmaz değişiklikler görüldü.

Deney hayvanlarının tüm vücutlarındaki tümörler yok oldu. Aşı, özellikle bağışıklık sisteminin özelliğini kullanıyor. Bir tümör büyürken, T hücreleri de dahil olmak üzere tüm vücuttaki bağışıklık sistemi hücreleri, kanser hücrelerini anormal proteinler olarak algılayıp işlevsiz bırakıyor.

Fakat kanser hücreleri immün sistemin kendilerini yok etmesinden ve anormal hücrelere saldıran T hücrelerinden korunabilmek için mutasyon geçirebiliyorlar.

Bu yeni aşı ise T hücrelerini yeniden aktifleştiriyor.

Aşıda iki önemli ajanın bileşimi var. Birincisi, DNA’nın küçük bir parçası olan, CpG olarak da bilinen oligonükleotit. CpG diğer bağışıklık hücreleriyle bir araya geldiğinde OX40 olarak bilinen T hücresi reseptörlerini aktive diyor. OX40 hücreleri ise tümör nekroz faktörü reseptörleri grubunun bir üyesi.

İkinci ajan ise OX40’a bağlanan ve T hücrelerini aktifleştiren bir antikor.

 

Bu iki ajan biraraya getirilerek tümörün içine doğrudan enjekte ediliyor. Tümör hücrelerini tehlike olarak gören T hücreleri tümörü yok etmeye başlıyor. Fakat bazı T hücreleri ise tümörlü alandan ayrılarak vücutta başka tümörler aramaya koyuluyor.

Bu durumu test etmek için laboratuvar farelerinin vücutlarının iki ayrı yerine genetik olarak geliştirilmiş,  meme kanserine yol açan fare lenfoması yerleştirildi. Lenfomalı 90 fareden 87si tek seferde tamamen iyileşti. Tedavi aşısı tek bir tümöre enjekte edildiği halde iki taraftaki tümör de yok oldu. Geri kalan 3 fareye de tedavi 2. kez uygulandı ve onlardaki tümörler de tamamen temizlendi.

Daha sonra araştırma ekibi aşıyı bu sefer de hem lenfoma hem de kolon kanseri olan fareler üzerinde denediler. Lenfoma yok edildi fakat kolon kanseri temizlenemedi. Bu da tümördeki T hücrelerinin o tümör çeşidine özgü davrandıklarını gösterdi. Yani tedavi sınırsız değildi.

Şu anda lenfomalı 15 hastanın gönüllü olduğu klinik deneyde bu aşının insanlar üzerinde işe yarayıp yaramayacağı araştırılıyor.

Olumlu sonuç alınırsa, gelecekte kanser hastalarının ameliyat olmalarına, kemoterapiye maruz kalmalarına gerek kalmadan, kanserin yayılmasının hatta tekrar nüksetmesinin önüne geçilebilecek.

Kaynak: Science Alert

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here