Kahve İçtiğimizde Beynimizde Ne Olur?

5
3814

Kafein, yüzyıllardır hem bizim kültürümüzün hem de dünya kültürünün bir parçası haline gelmiş bir uyarandır. Başta kahve, çay ve çikolata olmak üzere gün içinde sıkça tükettiğimiz gıdalarda bulunan kafein, kola ve enerji içeceklerine de eklenmektedir.  Kafein molekülü doğada bulunan “trimetilksantin” ailesinin bir üyesidir. Saf formunda beyaz kristal halde bulunur ve tatları çok acıdır.

“Sabahları kahve içmeden ayılamıyorum”, “kahve içmezsem kendime gelemiyorum” gibi sözler bize çok da yabancı gelmese gerek. Bugün kafeini bir zihinsel performans arttırıcı olarak kullanıyoruz. Birçok öğrenci kafeini sınav döneminde uyanık kalmak için kullanıyor. Gece mesaisine kalanlar ve uzun yolda araba kullananlar da kafeinin uyarıcı etkisinden faydalanarak iş performanslarını arttırabiliyorlar.

Kafein, aslında beyinde ünü çok da iyi olmayan amfetamin, kokain ve eroinle benzer etkilerde bulunur. Kullanımı yasalara aykırı olan veya kısıtlanan  bu uyaranlar kadar olmasa da beyni etkilemek için aynı biyokimyasal mekanizmayı kullandığından bağımlılık yapıcı etkisi vardır.

Kafeinin zihinsel performansı arttırıcı etkisi aslında kafein molekülünün beyinde üretilen uykuyla yakın ilişkili olan adenozin molekülüne benzerliğinden kaynaklanır.

Kafein ve adenozin moleküllerinin yapısı birbirine benzer.

Normal şartlarda adenozin molekülü beyinde adenozin reseptörüne bağlanır. Bu bağlanma, sinir hücrelerinin aktivasyonunun azalmasına sebep olur. Damarları genişletir ve uyku süresi boyunca organlara fazla oksijen gitmesini sağlar. Ancak kafein molekülünün varlığında benzerliği sebebiyle adenozin reseptörlerine kafein bağlanır ve adenozin, damarları genişletici etkisini gösteremez. Sinir hücrelerinin aktivitesi azalmaz. Beyindeki kan damarları kasılır çünkü adenozinin bu damarları gevşetici etkisi önlenmiş olur.

Kafein varlığında beyindeki adenozin reseptörlerine adenozin yerine kafein bağlanır. Böylelikle adenozinin etkisi engellenmiş olur.

Kafeinin bu etkisi beyindeki sinir hücrelerinin ateşlenmesine sebep olur. Hipofiz bezi bu hareketi bir acil durum olarak algılar ve adrenal bezlerden “savaş ya da kaç” hormonu olan  adrenalin salınmasını sağlar. Görüldüğü gibi kafeinin vücudumuzdaki etkisinin sebebi aslında molekülün direkt etkisinden değil, adenozin molekülünün etkisini durdurmasından kaynaklanmaktadır.

Bu sebeplerle kafein tükettiğimizde ellerin titremesi, kasların kasılması, üşüme, taşikardi gibi etkiler görürüz.

Kafein, bizi bu şekilde etki göstererek uyanık tutar. Bu etkisini bir fincan kahve içtiğimizde hepimiz gözlemleyebiliriz. Ancak kafein tüketimi fazla olanların bir süre sonra bir fincan kahveyle aynı etkiyi yakalayamadığını da gözlemliyoruz. Başta daha az  kahveyle bütün gece uyanık kalabilen insanlar bir süre sonra uyanık kalmak için kahve tüketimini arttırmak zorunda kalıyorlar. Bunun sebebi uzun süreli kafein tüketiminin beyinde adenozin reseptörü sayısını arttırmasıdır. Daha fazla adenozin reseptörü olduğunda aynı etkinin sağlanması için daha fazla kafeinin adenozin reseptörüne bağlanması gerekir. Uzun süreli kahve tüketimi beyinde bu gibi değişikliklere sebep olduğu için kahve tüketimini birdenbire bırakmak zor hale gelmektedir. Bu ise kafein bağımlılığı olarak bildiğimiz duruma sebep olur.

Fakat kafein bağımlılığının aslında masum bir bağımlılık olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü beyinde oluşturduğu değişiklikler kısa sürelidir. Kafein tüketimi 7-12 gün kadar durdurulduğunda bağımlılık belirtileri sonlanabilmektedir. Bu süre zarfında beyin adenozin reseptörü sayısını azaltıp normal sayısına ulaştırmaktadır.

Kaynaklar:

http://www.smithsonianmag.com/science-nature/this-is-how-your-brain-becomes-addicted-to-caffeine-26861037/

http://science.howstuffworks.com/caffeine1.htm

5 YORUMLAR

    • Buna up regulasyon deniyor , vucut bu durumu adenozinin azalmasi olarak algiliyor ve kisitli adenozini maksimum
      Miktarda kullanmak icin adenozin reseptor sayisini arttiriyor( bunu soyle dusunebiliriz bir adenozin molekulu hucresel aralikta kosede bir yerde bulunuyor ve burada adenozin reseptoru normalde yok cunku gerek yok diger yerlerde bulunan reseptorler adenozinlerle birlesince beynin ihtiyac duydugu
      Normal etkiye ulasabiliyor fakat cafein adenozinin etkisini azalttiginda beyin hucreleri kosede kalan adenozini de kullanmak istiyor ve burada yeni bir adenozin reseptoru olusturuyor oradaki adenozinide kulaniyor normalde kullanmiyordu cunku digerleri yetiyordu) bu sayede mevcut tum adenozinleri reseptorlere baglayarak maximum verim
      Almaya calisiyor yani bir kurtarma,kompansasyon mekanizmasi , artan adenozin reseptor sayisi sinirli sayida kalan adenozinle birleserek normal adenozin etkisini olusturuyor. Reseptor up ve down regulasyonlari yani sayilarinin artmasi ve azalmasi yaklasık 2 haftalik zaman diliminde gerceklesir, antidepresan ilaclarin asıl etkilerinin 2 hafta sonra ortaya cikmasida bu mekanizmayla iliskilidir

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here