Hipnoz ve Bilinmeyen Gerçekleri

0
887

Şu meşhur sözden dolayı hipnozu herkes bilir “ birazdan derin bir uykuya dalacaksın”. Hollywood filmleri ve  ucuz illüzyon gösterilerinin yanı sıra, standart psikiyatrik tedavi yöntemlerinin arasına girdiğinden beri, hipnoz pek çok psikiyatri uzmanı tarafından güvenilir bir tedavi yöntemi olarak görüldü. Hipnoz aslında sanılanın aksine bir illüzyon değil. Fakat insanlara faydasının dokunmasının yanı sıra, tehlikeli de olabiliyor. Çünkü bazı açılardan aslında hipnoz bir tür akıl kontrol yöntemi.

Göz Boyama

Eğer hipnoz sirklerde gördüğümüz bir kandırmaca değilse nedir? Aslında hipnozun meditasyon ile bir bağlantısı var. Derin nefes egzersizlerine dayanan hipnoz, kişiyi son derece yoğun bir rahatlama haline sokarak telkine açık hale getiriyor. Bu psikiyatrik yöntem aslında kişinin gözlerinin önünde köstekli saat sallamayı içermiyor. Fakat hipnozu yapan kişinin güvenilir ve lisanslı bir profesyonel olması gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken nokta, hastanın telkinlere daha açık olduğu anda O’nunla bağlantı kurabilmek.

Aynı zamanda, hipnoz süreci sırasında hasta bir tür kendinden geçme hissine kapılıyor, ayrıca daha fazla odaklanıyor ve daha fazla konsantre oluyor. Bir kişi transa geçtiğinde, hipnoz uzmanının sesi hariç, hasta için her şey canlılığını yitirip yok oluyor. Hipnoz ve meditasyonun arasındaki temel fark ise hipnozun telkin yöntemini kullanması. Meditasyonda ise amaç bireyin kendi iç dünyası ve çevresi ile daha uyumlu hale gelerek sakinlik durumuna erişmesi. Hipnozla, davranışların telkin yoluyla düzeltilmesi veya daha iyi hale getirilmesi hedefleniyor.

Hipnozun Tarihi

Eğer eski dönem batı filmlerinden bazılarını seyrettiyseniz, ameliyatlarda anestezi maddesi olarak alkol kullanıldığına dikkat etmiş olabilirsiniz. Birkaç yüz yıl önce bacağınızın ampüte edilmesi gerekseydi, bugünkü tıbbın lüksüne sahip olmadığınız için bu işi ucuz bir viski ile yapmak zorunda kalacaktınız. Fakat 1800’lerde hipnozun da anestezik yöntemler arasında olduğunu biliyor muydunuz? O tarihlerde hastaların ölümcül şoka girmelerini engellemek adına ağrıyı kesmek ve uyuşturmak için hipnoz kullanılırdı. Üstelik bu, işe çok yarayan bir yöntemdi.

Konu ile ilgili en iyi örnek, üstün bir başarıyla hipnoz yöntemini kullanarak, Hindistan’ daki 3000 den fazla hastayı ameliyat eden İskoç cerrah James Esdaile’dir. Nörobilim uzmanı Marjorie Woolacott’ a göre cerrahi müdahalelerde hipnoz yönteminin kullanılmaya başlanmasından önce hasta ölümleri %50’lerdeyken, Hipnozla hastaların uyuşturularak yapıldığı ameliyatlar ile ölüm oranları %5’e düşürülmüştü.

Herkes Hipnoz Edilebilir mi?

Hipnoz edilebilirlik kesinliği olmayan bir durumdur. Bazı insanlar hipnoz edilebilirken bazılarında bu işlem işe yaramaz. Hipnozun nasıl etki ettiği halen nörobilim uzmanları ve psikiyatrlar tarafından büyük bir gizem. İşe yarayabileceğini biliyorlar ancak “nasıl” işe yaradığı hakkında bir fikirleri yok. 2012’de, niçin bazı insanların diğerlerine göre hipnoza daha duyarlı olduğu konusu hakkında “Hipnoz Edilebilirliğin Fonksiyonel Temeli” isimli bilimsel bir çalışma yayınlandı.

Çalışmaya göre bir bireyin başka bireylere kıyasla daha kolay hipnoz edilebilmesi, beyin fonksiyonlarına ve bağlantı kurabilme yetisine ile alakalı. Makaleye göre, daha kolay hipnoz edilebilen bireylerin sol dorsolateral prefrontal korteksleri (beynin üst düzey kontrol mekanizması) ile bilgiyi işleyen beyin bölgeleri arasındaki bağlantılar, diğer insanlarınkinden daha kuvvetli. Psychology Today’den Dr. Clifford N. Lazarus,  hipnoz için, bireyin de istekli olması ve hipnoza açık olması gerektiğini belirtiyor.

Herkesin Kendi Sınırları Var

Birini hipnoz edebilmek demek kişiye her istediğimizi yaptırabileceğimiz anlamına gelmiyor. Hipnoz edilen kişiye gerçek anlamda tek başlarına yapabilecekleri şeyleri sadece telkin edebiliriz. Örneğin hiç uçak kullanmamış birine uçak kullandırtamayız. Hipnoz edilen birey bir kukla değildir. Halen bir noktada bilinci açıktır.

Fakat hipnozla kişilerde gerçek bir değişim görülebilir. Örneğin hipnoz, sigarayı bırakma konusunda yaygın olarak başvurulan bir yöntemdir. Ayrıca sayısız kötü alışkanlığı bıraktırmada ya da ağrıyı, anksiyeteyi veya diğer rahatsızlık verici fiziksel hisleri gidermede kullanılabilir. Nasıl mı? Fiziksel hisler bile beyindeki algıyla alakalıdır.

Sahte Anılar-Sil Baştan!

Baş rolünü Jim Carrey ve Kate Winslet’in paylaştığı 2004 yapımı Sil Baştan adlı film, hafızadaki istenmeyen anıların silinmesini konu alıyor.

 

Hipnozla sahte anılar yaratılabilir ya da var olan sahte anılar yok edilebilir. Yani hipnoz sizin hiç olmamış şeyleri sanki olmuşçasına anımsamanızı sağlayabilir. Kulağa bilim kurgu hikayeleri gibi gelse de bu tamamen gerçek.

Ohio’daki Psikiyatri profesörü Dr. Joseph Green, hipnoz sırasında sahte anıların nasıl oluşturulduğuna dair ortak bir çalışma yaptı. Katılım için 48 hasta seçildi. Bu hastalardan 32’sine, sahte anıların oluşabileceği konusunda önceden bilgi verildi. Geri kalan 16 hastaya ise böyle bir uyarı yapılmadı. Hipnozun etkisi altındayken her gönüllüden, bütün gece uyudukları bir geceyi düşünmeleri istendi ve o gece sabah saat 4’te yüksek sesli bir gürültü duyup duymadıkları soruldu. Hipnozdan sonra deneklerin çoğunda böyle bir ses duyduklarına dair sahte bir anı oluşmuştu.

Sahte anıların oluşabileceğine dair uyarılmış olan grubun %28’inde ve uyarılmamış olan grubun da %44’ünde sahte anılar oluştuğu gözlemlendi.

Görünüşe göre hipnoz öncesi sahte anılara karşı yapılan uyarı, bu kafa karışıklığının önlenmesinde yardımcı oluyor fakat halen risk söz konusu.

Zihin ve Vücut Bağlantısı

Korların üzerinde yürüyen insanların sıcağı hipnoz sayesinde hissetmedikleri düşünülüyor.

 

Nörobilim uzmanları ve psikiyatristler hipnozun ayrıntılarını çözebilmek için iş üstündeler. Hipnoz ağrıyı yok edip uyuşturabildiğine göre, açıkça görülüyor ki zihin ve vücut arasında keşfedilmesi gereken bir tür bağlantı var. Bunu test edebilmek için biliminsanları hipnotize edilmiş deneklerle bazı çalışmalar gerçekleştirerek beyindeki değişimleri haritalandırdılar.

90’ların sonlarında, işkence de denebilecek bir deneyde Montreal Pierre Rainville Üniversitesi, katılımcılardan ellerini 116℉ derecedeki  (46.6℃) suya sokmalarını istedi.(Bu sıcaklık, elde ağrı oluşturmaya yetecek sıcaklıktadır.) Bazı deneklere suyun çok acı verecek dercede sıcak olduğu söylenirken, diğerlerine ise çok az bir acı hissedecekleri söylendi. Hipnoz edilen denekler ellerini kısa süreliğine suya soktukları süre içerisinde, beyinlerinde fiziksel bir değişim olup olmadığı gözlemlendi. Az acı hissedecekleri söylenen bireylerin beyinlerinde ise özellikle ağrı süreci ile ilişkili kısım olan anterior singulat kotekste daha az aktivite yoğunluğu görüldü.

Başka bir çalışmada ise hipnoz edilmiş katılımcılara belirli tablolardaki canlı renklerin aslında farklı gri tonları olduğu söylendi. Beyin taramaları yapıldığında ise, beynin renkleri algılayan kısmında aktivite değişiklikleri kaydedildi.

Sonuç olarak hipnozun tam bir tarifi yapılamasa da telkine dayalı bir tür yönlendirmeyle bireylerin beyinlerinde de bir takım fiziksel farklılıkların oluştuğu kanıtlanmış durumda. Bu yöntemin, kişilerin hayatında oldukça önemli değişikliklere sebep olabileceği de bir gerçek. Fakat dikkat edilmesi gereken nokta ise hipnozu yapacak olan uzmanın güvenilirliği ve bu yöntemin iyi amaçlar için kullanılması konusunda emin olmak gerektiği.

Kaynak: GRUNGE

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here