Herman: Avrupa’yı Karıştıran Genetiği Değiştirilmiş Öküz

0
1148

Laboratuvar ortamında genetiği değiştirilmiş organizmaların üretilmesi aslında çok da eski tarihlere dayanan bir gelişme değil. 1860’larda Gregor Mendel tarafından gen tarifinin yapılmasıyla başlayan ve hızla ilerleyen süreçte DNA’nın keşfi Oswald Avery tarafından 1944’te gerçekleşiyor. 1953’te DNA’nın çift sarmallı yapıda oluşunun keşfinde ise başrolde James Watson ve Francis Crick’i görüyoruz.

Günümüzde genetik alanındaki bildiklerimizle kıyasladığımızda çok basit kalan fakat canlıların kalıtımını keşfe çıktığımız bu yolculukta her şeyin temelini oluşturan bu tanımların yapılması, sonrasında hızla yeni gelişmelerin ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır. Öyle ki DNA’nın şeklinin belirlenmesinin üzerinden henüz 20 sene dahi geçmemişken 1972 senesinde, biz, artık hücre çekirdeğimizin içinde bulunan bu küçük patronun istediğimiz yerini kesebiliyor ve başka bir DNA’ya aktarabiliyor hale gelmiştik. Bu ise bize daha başlangıçta, insan geninin bakteri genomuna entegre edilmesiyle, bakteriye insülin hormonu ürettirerek milyonlarca insanın hayatını kurtarmamıza kapı açtı.

Bakterilerden sonra artık bir sonraki aşama bitkiler oldu. Gen aktarımı yöntemleri ile bitkiler üzerinde de bir hayli çalışmalar yapılsa da bitkilere özgü belli başlı özellikler, araştırmalar için daha verimli canlı arayışlarına sebep oldu. Bir süre sonra bilim insanları artık araştırmalarını hayvanlar üzerinde yapmaya ve transgenik hayvanlar üretmeye başladılar. Transgenik hayvanların oluşturulması biyoloji alanındaki soruların cevaplandırılmasında, hastalıkların daha iyi anlaşılmasında ve yeni ilaçların üretilmesiyle insanların hayatlarının kurtarılmasında önemli bir yere sahip hale geldi.

Bilim insanları hayvanların genlerine müdahale ederek insanlarda görülen hastalıkları tedavi etmek için gerekli veya insanlar için yararlı proteinleri içeren süt üretmelerini sağladılar. Bunun için ilk kullanılan hayvan fare olsa da, farenin ve daha sonrasında keçi ve koyunun istenilen miktarda süt üretiminde yetersiz kalmasıyla bilim insanları yeni bir çıkış kapısı aradı: Herman.

Herman’ın Hayatı

Herman, 1990 senesinin aralık ayında daha embriyo halindeyken mikroenjeksiyon yoluyla genomuna insan geni aktarılaran, ilk transgenik büyükbaş hayvan ünvanını almaya hak kazanmış oldukça ünlü bir öküz. Bu ilk transgenik büyükbaş hayvanımızın üretilmesindeki amaç ise, bu hayvanın yavrularının sütünden laktoferrin elde etmekti. Gen Pharm ismindeki biyoteknoloji şirketinde, anne sütünde bulunan ve bakterilere karşı koruma sağlayan laktoferrin proteininin üretiminde görev alan gen, insan genomundan, daha embriyo iken Herman’ın genomuna entegre edildi. Böylece Herman’ın dişi yavruları süt ürettiğinde, sütleri laktoferrin içerecekti. Bu süt bebek maması olarak kullanılabileceği gibi, içerdiği protein izole edilerek AIDS, kanser gibi önemli hastalıkların tedavisinde dahi kullanılabilecekti.

Fakat, 1991 senesinin ağustos ayında Herman’ın üretildiğinin duyurulması, Avrupa’da etik değerler üzerine bir krizin çıkmasına sebep oldu. Aralık 1992’de Alman Parlementosu, Herman’ın çoğalmasına izin vermek için yasa değişikliğine gitti.

Çoğalmasına izin verilen Herman’ın 8 tane yavrusu oldu.

Herman’ın dişi yavruları büyüdüğünde sütlerinde laktoferrin tespit edildi, ama o kadar düşük bir miktardaydı ki ekonomik açıdan oldukça değersizdi. Bu sonucun tespiti Herman için sonun geldiğini gösteriyordu. Çünkü yasa, deneydeki rolü bittiğinde Herman’ın infazını istiyordu.

Bunun üzerine bilim insanları ve halk beraber Herman için savunma yaptılar. Dönemin Tarım Bakanı Jozias Van Aartsen, Herman’ın daha fazla çoğalmasının engellenmesi halinde infazın ertelenmesine ikna oldu.

Herman’ın Ölümü

Bu karardan sonra Herman, bir bakıma emeklilik dönemini, klon inekler Holly ve Belle ile birlikte Naturalis Doğa Tarihi Müzesi’nde geçirdi. Son senelerinde kemik iltihabı sebebiyle acı çektiği için veterinerler tarafından hayatına son verildi. Herman, 13 sene yaşayıp Hollanda’nın en yaşlı öküzlerinden biri olarak 2 Nisan 2004’te öldü. Bilimsel araştırmalar için transgenik hale getirilmesi başarılan ilk büyükbaş hayvan olması sebebiyle, sembolik anlamı muhafaza edilmek istenen Herman’ın cesedi doldurularak Naturalis Müzesi’ne konuldu. Naturalis, Herman’ı “bilimsel araştırmalar için yeni bir devrin başlangıcı” olarak tanımladı.

 

Kaynaklar:

https://web.wpi.edu/Pubs/E-project/Available/E-project-102511-183548/unrestricted/Paul_Cupido_and_Philip_OSullivan_IQP_Final.pdf

http://pubs.acs.org/doi/pdf/10.1021/cen-v072n007.p030

https://books.google.com.tr/books?id=Bjz2BwAAQBAJ&lpg=PA17&dq=herman%20bull%20and%20dutch%20parliament&pg=PA17#v=onepage&q=herman%20bull%20and%20dutch%20parliament&f=false

https://books.google.com.tr/books?id=8FQFIcCC4zQC&lpg=PA116&ots=1C0EkIOmeh&dq=herman%20bull%20and%20dutch%20parliament&pg=PA116#v=onepage&q&f=false

https://books.google.com.tr/books?id=ObcDAAAAMBAJ&lpg=PA65&ots=D1AkvQvyY4&dq=gen%20pharm%20herman&pg=PA65#v=onepage&q=gen%20pharm%20herman&f=false

http://www.livinghistoryfarm.org/farminginthe70s/crops_10.html

http://www.independent.co.uk/news/science/herman-the-bull-with-a-human-gene-dies-aged-13-558715.html

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here