Göbeklitepe’nin verdiği gizemli mesaj

Göbeklitepe sayesinde anladık ki, tarımın ortaya çıkması, şehirleşme ile dini merkezlerin inşasına yol açmadı. Din, şehirleşme ve dini merkezlerin inşasına yol açtı, bunun sonucunda tarımcılık ve hayvancılık ortaya çıktı

0
1887

“Dünyanın en önemli ve gizemli arkeolojik alanı neresidir?” diye sorulsa, birçok kişi piramitler ya da Stonehenge diye cevap verir. Oysa çoğu arkeolog bu tespite katılmayacak, onun yerine ülkemizde bulunan 12-13 bin yıllık Göbeklitepe cevabını verecektir.
Göbeklitepe, Şanlıurfa’nın 12 km kuzeydoğusunda, Örencik yakınlarında yer alan, dünyanın bilinen en eski dini yapılarına ev sahipliği yapan arkeolojik bir kazı alanı.
20 civarında daire oluşturan, 200’den fazla, boyları altı metreyi bulan T şeklinde sütunlardan oluşmaktadır.

Göbeklitepe, bilinen en eski megalitik yapıdır. Sütunların üstünde, çeşitli hayvan sembolleri ile hâlâ tam olarak neyi temsil ettikleri anlaşılamayan soyut resimler, kabartma ya da oyularak resmedilmiştir.

Aslan, yılan, akbaba, yaban ördekler, tilki, boğa en çok resmedilen hayvanlar arasında.
Sütunlar boşluk bırakmayacak şekilde çok resimle süslendiği için, bu çizimlerin süslemeden çok bir hikâyeyi anlatmayı amaçladığı anlaşılmakta.

Ancak bu hikâyenin, ya da soyut sembollerin, ne anlama geldiği gizemini koruyor. T şeklindeki taşların ise kolları açık insanları temsil ettiği düşünülüyor.

Bölge ilk olarak, Chicago ve İstanbul Üniversiteleri tarafından 1963’te fark edilmiş, ancak T şeklindeki taşların dışarıda kalan kısımları mezar taşı zannedilmiş, böylece bölgede kazı yapılmamış. Ancak bu ekibin aldığı notları gören Alman arkeolog Klaus Schmidt, bölgede önemli bir arkeolojik alan olduğuna ikna olup bölgeyi incelemeye gitti.

Ertesi yıl da Şanlıurfa Müzesi’nin yardımı ile kazılar başladı.
Kısa süre içinde sütunlar ortaya çıktı ve tarihlendirme yapıldığı zaman Schmidt’i hayretler içinde bırakan bir sonuca tanıklık edildi.
Söz konusu sütunlar tam 12-13 bin yıl önce, yani M.Ö. 11-10 bin arasında yaşayan insanlar tarafından işlenip bölgeye konulmuştu. Bu, arkeoloji bilimini baştan yazmayı gerektirecek bir keşifti.

Bu sonuç neden şaşırtıcı idi?
Göbeklitepe’deki ibadethane olduğuna inanılan yapı Stonehenge’ten 7-8 bin yıl, Giza Piramitleri’nden 7 bin 500-8 bin 500 yıl önce inşa edilmişti. Söz konusu yapının inşa döneminde çanak-çömleksiz Neolitik A dönemi avcı-toplayıcılarının yaşadığı düşünülmekteydi.

BİR ARAYA NASIL GELDİLER?

Bunların ise metallere, yazıya ve tekerleğe sahip olmadığı, çanak çömlek yapamadığı, tarımcılık ve hayvancılığı keşfetmediği zannediliyordu.
Nitekim bölgede yapılan kazılar, gerçekten de ibadethaneyi inşa edenlerin bu özellikleri gösteren avcılar olduğunu desteklemekte.

Göbeklitepe’nin keşfine kadar, o dönemin avcı-toplayıcı insanlarının böyle bir eser yapamayacağına inanılıyordu.
Göbeklitepe keşfedilir keşfedilmez, cevabını tam bilemediğimiz önemli gizemler ortaya çıktı. Avcı topluluklar neden böyle bir yapı inşa etme gereği duymuştu? Yerleşik bir hayat yaşamayan bu insanları böyle bir şey yapmaya ne motive etmişti? Çıkarıldıkları yerde 50 tonu bulan taşları, yüzlerce metre taşıyıp bölgeye nasıl getirmişlerdi? Böyle bir işlemi yapmak için en az 500 işçinin çalışması gerektiği düşünülmektedir.
Bu kadar insan nasıl bir araya gelmişti? Nasıl beslenmişti?

Bu soruların tam olarak cevabını bilmiyoruz. Ancak bölgede önemli bir yerleşim yerinin izine rastlanmamasından hareketle, insanların bu bölgede dini motivasyonlarla bir araya gelip, böyle devasa bir projeyi gerçekleştirdikleri düşünülmekte.

Göbeklitepe keşfedilmeden önce, insanların tarım ve hayvancılığı keşfinden sonra büyük yerleşim yerlerinin ve tapınakların ortaya çıktığı düşünülürdü. Tabii insanların neden, protein açısından daha zengin gıda getiren ve tarımcılıktan daha kolay olan avcılığı terk edip, yorucu tarımla uğraştığı cevapsız bir soru olarak kalmıştı.

Göbeklitepe’yi keşfeden Schmidt’e göre bu keşif, denklemi tersine çevirdi. Avcılar önce Göbeklitepe’yi inşa etmişler, daha sonra oradaki yaşamı devam ettirmek için alternatif gıda kaynaklarına ihtiyaç duymuşlardı.

Nitekim en son arkeolojik veriler, Göbeklitepe’den sadece 30 km uzaktaki Karacadağ’ın ilk tarımın başladığı yer olduğuna işaret ediyor.
Tarım burada, Göbeklitepe’nin inşasından 500-1500 yıl sonra başlamıştı.

Gene ilk ilkel hayvancılık bu bölgelerde, ibadethanenin inşasından bin-2 bin yıl sonra ortaya çıkmıştı. Dolayısıyla sanıldığı gibi, tarımın ortaya çıkması şehirleşme ile dini merkezlerin inşasına yol açmamış; din, şehirleşme ve dini merkezlerin inşasına yol açmış, bunun sonucunda tarımcılık ve hayvancılık ortaya çıkmıştı.

GİZEMİ ÇÖZÜLEMEDİ

Göbeklitepe’de yaşayanların nasıl bir dini inanca sahip olduğu belirsiz olmakla beraber, önceden iddia edildiği gibi avladıkları hayvanlar etrafında şekillenen kült inançlara sahip olmadıkları kesin.
Zira, sütunlarda avlanan hayvanlar ya da av sahneleri önemli bir yer tutmamakta, daha ziyade güçlü hayvanlar resmedilmekte.

Göbeklitepe’nin ortaya çıkışı kadar, kayboluşu da çok gizemli. Çoğu tarihi yapı gibi, ibadethane terk edilme ya da unutulma ile ortadan kaybolmamış. M.Ö. 8 bin yıllarında, bir anda Göbeklitepe’nin ziyaretçileri ya da sakinleri bu yapıları toprakla gömmeye karar vermişler ve 300-500 arası metre küp toprak dökerek yapıları gömmüşler. Gömmekte kullanılan toprak, küçük kireç taşı parçaları, taş alet ve hayvan kemikleri ile doludur. Bölge sakinleri neden ibadethaneyi kasıtlı bir şekilde gömdü? Bu soru da gizemini koruyor. Bu gömme işlemi olmasıydı, muhtemelen taşlar zarar görürdü.
Kim bilir belki de atalarımız gelecek nesillere mesaj göndermek istedi. Ama mesaj nedir?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here