Esir nedir?

0
1426

Newton yasaları istatistikle birleşince, termodinamiği açıklıyor. Elektormanyetizmanın temel yasaları da 19.yüzyılda geliştirildi. Bunların matematiksel şekli çok karışıktır o yüzden değinmeyeceğiz.

Birincisi olan elektrik Gauss yasası; Coulomb yasasına eşdeğerdir ve görsel olarak şu anlama gelir: Elektrik alan çizgileri ancak pozitif elektrik yüklerde başlayabilir ve negatif elektrik yüklerde bitebilir. Bir yükte başlayan ya da biten alan çizgisi sayısı, yükün büyüklüğüyle orantılıdır. Elektromanyetizmanın 2.temel yasası ise, manyetik Gauss yasasıdır ve manyetik alan çizgilerinin başladığı veya bittiği yüklerin olmadığını söyler.

Peki başlamıyor ve bitmiyorsa nasıl var olabilirler?

Bir çemberin başı-sonu var mı? Bu çizgiler kapalı eğriler olabilir ya da sonsuzdan gelip sonsuza uzanabilir. Aslında elektrik alan çizgileri de böyle olabilir; başlamak ve bitmek zorundadırlar demedik; ancak yüklerde başlayabilir ve bitebilir dedik.

Yasaların üçüncüsü, Ampére-Maxwell yasası, manyetik alanların,elektrik akımlar ya da değişken elektrik alanlar tarafından, çevrelerinde oluşturulduğu anlamına gelir. Bu durum akla “Manyetik alanlar mıknatıslarla da oluşturulabiliyor.” durumunu getirebilir. 

Biliyoruz ki, atomların içinde bir anlamda çekirdeğin etrafında dönen elektronlar vardır. Elektronlar yüklü olduğu için bu hareket, bir akıma eşdeğerdir. Ama elementlerin çoğunun atomlarında, bu akımların manyetik etkileri birbirini dengeler. Az sayıda elementin atomlarında ise, bu etkiler tam olarak dengelemez ve net bir manyetik alan oluşur. Mıknatıslar, işte bu elementlerden yapılır.

Faraday yasası, elektrik alanların yanlızca elektrik yükler tarafından değil, değişken manyetik alanlar tarafından da çevrelerinde oluşturulabileceğini söyler. Bunların tamamına da Maxwell yasaları(denklemleri) denir.

İsminden anlaşılanın aksine hepsini Maxwell bulmadı ancak tıpkı Newton yasalarında da olduğu gibi bunları tutarlı bir sistem haline getiren Maxwell oldu. Ancak 19.yüzyıl fizikçilerinin büyük bir sorunu vardı: Newton yasalarının aksine, Maxwell denklemlerine Galileo dönüşümünü uyguladığımızda, tekrar Maxwell denklemlerini elde etmeyiz. Yani elektromanyetizmanın temel yasaları, yalnızca bir koordinat sisteminde geçerli gibi görünüyordu.

Eski Yunan’da, doğada boşluk olmayacağı, dolayısıyla her yeri, -bize tamamen boş görünen yerler dahil- dolduran bir maddenin var olması gerektiği düşünülüyor; ay üstü alemi doldurduğuna inanılan bu maddenin adına da esîr  deniyordu. Esîr zaten her yeri doldurduğu için hareket etmiyordu; yani bir anlamda mutlak bir koordinat sistemi oluşturuyordu.

19.yüzyıl fizikçileri de doğada boşluk olmayacağını düşünüyorlardı, hatta bu düşünce “Doğa boşluktan nefret eder.” diye ifade ediliyordu. Dolayısıyla onlar da her yeri dolduran bir maddesel ortama kuramsal olarak ihtiyaç duyuyorlardı. Ayrıca, elektromanyetizmanın temel yasaları, elektromanyetik dalgaların var olması ve hızlarının ışık hızına eşit olması gerektiğini gösteriyordu.

Işık da elektromanyetik dalgaların bir frekans bölgesine karşılık gelir: Hızların aynı çıkması tesadüf değildir. Bu dalgaların bir ortama ihtiyacı olduğu düşünüldü; aynen sesin bir ortam içinde yayılması ve hızının bu ortama göre tanımlanması gibi. Bu rol için esîr biçilmiş kaftandı; Güneşten ya da yıldızlardan dünyaya ışık geldiğine göre, bu ortam bize boş gelen yerlerde de var olmalıydı. Yani 19.yüzyıl fizikçilerine göre esîr, her yere nüfuz eden, onun sabit olduğu koordinat sisteminde elektromanyetizmanın temel sayılarının geçerli olduğu, dolayısıyla ışığın saniyede 300.000 km hızla gittiği bir ortamdı ve elektromanyetik dalgalar, bu ortamın titreşiminden oluşuyordu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here