Bir Narsisti İfşa Eden 11 İp Ucu

0
3425

Tanıdığımız birinin narsist olup olmadığını anlamak, çoğu insan için olması gerekenden daha karmaşıktır.  Narsizmi tanımlayabilen kan testleri, MR gibi yüksek teknolojili görüntüleme sistemleri veya kesin tespitler yoktur. Terapistler bile, narsizm tanısı koyabilmek için bireyin davranış, tutum ve tepkilerini gözlemlemeyi sürdürmek zorundadır.

Bunu basitleştiren şey, bir narsistin belirgin ve güçlü bazı özelliklerinin tam olarak bildiğimiz gerçeğidir. Bir narsistte bunların hepsinin mevcut olmak zorunda olmadığını unutmamak gerekir. Terapistlerin rehber olarak kullandıkları Teşhis ve İstatistik Rehberi’ne göre, bir kişinin narsist olarak kabul edilmesi için belli özelliklerin sadece yüzde 55’ini sergilemesi yeterlidir. Aşağıdaki açıklayıcı liste ile narsistlerin ortak davranışları daha iyi tespit edilebilir.


1. Üstünlük ve Hak İddiası

Bir narsistin dünyası, kendi koymuş olduğu  iyi / kötü, üstün / aşağılık ve doğru / yanlış değerlendirmelerinden ibarettir. En üstte kendisinin bulunduğu ve güvende olduğu tek yer olan kesin bir hiyerarşi vardır. Narsistler, en iyi, en haklı, en doğru, herşeyi en iyi yapan, herşeyin sahibi olan ve herkesi yöneten olmak zorundadırlar. İlginçtir ki, narsisistler de bu en üstün duyguyu, en kötüsü olarak elde edebilirler; en yanlış; en hasta, en üzgün veya en yaralı. Daha sonra, kendileri için yoğun bir endişe duyulmasının gerektiğini hissettirirler ve hatta sizi incitme hakkını kendilerinde görürler ya da “sizin yüzünüzden” böyle olduğuna sizi inandırarak bir de özür dilemenizi beklerler.


2. Abartılı Şekilde Dikkat Çekme ve Onaylanma İhtiyacı

Narsistler kesintisiz ilgi beklerler – evin içinde sizi sürekli takip ederler, sizden bir şeyler isterler veya sürekli dikkatinizi çekmek için bir şeyler söylerler. Bir narsist için onaylanma, sadece başkalarından gelirse bir anlam ifade eder. O zaman bile, pek bir önem taşımaz. Bir narsistin doğrulanma ihtiyacı tıpkı bir huni gibidir. Olumlu, siz ne kadar destekleyici sözler sarfetseniz de, söyledikleriniz bir kulağından girer, diğerinden çıkıp gider. Narsistlere ne kadar çok önem verseniz de, ne kadar çok sevseniz de, ya da hayranlık duysanız veya gece gündüz onları onaylasanız da onlar için asla yeterli değildir – çünkü iç dünyalarının derinlerinde bir yerde, birinin onları gerçekten sevebileceğine inanmazlar. Narsistler aslında çok güvensiz bireylerdir. Sürekli olarak başkalarının kendi muhteşem egolarını desteklemeleri için övgü yağdırmalarını ve onaylamalarını beklerler fakat ne kadar övülürlerse övülsünler, her zaman daha fazlasını isterler.

3. Mükemmeliyetçilik

Narsistler, her şeyin mükemmel olmasına son derece büyük bir ihtiyaç duyarlar. Mükemmel olmaları gerektiğine, sizin de mükemmel olmanız gerektiğine, olayların tam olarak beklendiği gibi gerçekleşmesi gerektiğine ve hayatın tam anlamıyla onların arzuladıkları şekilde sürmesi gerektiğine inanırlar. Bu inanç, narsisistin zamanının çoğunu tatminsiz ve mutsuz hissetmesiyle sonuçlanan zorlu ve imkansız bir beklentidir. Mükemmeliyet beklentisi, narsistin devamlı birşeylerden şikayet etmesine ve sürekli olarak tatminsiz kalmasına yol açar.


4. Kontrolcülük Bir İhtiyaç

Narsistler, hayatlarının sürekli olarak mükemmel gitmediğinden dolayı hayal kırıklığına uğradıklarından, yaşantılarını kontrol etmek ve zevklerine göre şekillendirmek için mümkün olduğunca çok şey yapmak isterler. Kontrolü daima ellerinde tutmak isterler. Hak sahibi olma duygusu, onlar için her şeyin kontrolleri altında olması anlamına gelir. Narsistlerin her zaman, hayatlarında yer alan herkesin ne söylemesi gerektiği ya da ne yapması gerektiğine dair belli kuralları vardır. Bekledikleri gibi davranmadığınızda, oldukça üzgün ve huzursuz olurlar. Bundan sonra sizden ne bekleyeceklerini bilmezler, çünkü onların kurallarına uymadığınız için senaryo dışı kalmışsınızdır. Sizin söylediklerinizin ya da yaptıklarınızın “daha önce akıl ettiklerini” söylerler. Siz onların kurmuş oldukları oyunda sadece bir karaktersiniz, kendi düşünceleriniz ve hislerinizle gerçek bir insan değilsiniz.


5. Sorumluluk Eksikliği — Suçlama ve Saptırma

Narsistler, herşeyi kendi kontrolleri altına almak istemelerine rağmen,- elbette her şey tam olarak yoluna girmedikçe ve istenen sonucu ortaya çıkmadıkça- sonuçlardan asla sorumlu olmak istemezler . İşler planlarına göre gitmediğinde ya da eleştirileceklerini hissettiklerinde, tüm suçu ve sorumluluğu size bırakırlar. Bazen bu suç genelleştirilir – tüm polisler, tüm patronlar, tüm öğretmenler, vb. Diğer zamanlarda ise narsist, suçlamak için belirli bir kişi ya da kuralı seçer: annesini, eşini, akrabalarını ya da yapmak istediğini sınırlayan kuralları. Bununla birlikte, çoğu kez, narsist, hayatında kendisine en bağlı, en sadık ve en sevgi dolu olan kişiyi suçlar – sizi. Mükemmelliğini korumak için, narsistlerin her zaman birini veya başka bir şeyi suçlamaları gerekir. Suçlamak için en güvenli kişi ise sizsiniz, çünkü onu terk etme ya da reddetme olasılığınız çok düşük.

6. Sınır Tanıma ve Saygı Gösterme Eksikliği

Narsistler kendi sınırlarının nerede bittiğini ve başkasının sınırlarının ise nerede başladığını asla anlamak istemezler. 2 yaşında çocuk gibi davranırlar. Her şeyin onlara ait olduğuna inanırlar, herkesin aynı şeyi düşündüğünü, hissettiğini ve istediğini zannederler. Onlara “HAYIR” dediğinizde ise sanki hakarete uğramışçasına şok geçirirler. Eğer bir narsist sizden bir şey isterse, ısrar etme, kandırmaya çalışma, zorlama, olumsuz yanıtı reddetme ya da surat asma yoluyla size isteğini kabul ettirmek için büyük çaba gösterecektir.

7. Empati eksikliği

Narsistler başkalarıyla pek empati kurmazlar. Onlar bencildir ve genellikle diğer insanların neler hissettiğini anlayamazlar. Narsistler, başkalarının kendilerini hissettikleri gibi hissetmelerini beklerler ve nadiren başkalarının nasıl hissettiğine dair düşünebilirler. Onlar da empati, kırk yılda bir özür dileme, pişmanlık veya suçlu olduğunu kabul etme olarak görülür ki genellikle bu asla samimi değildir. Yine de arkasında başka bir çıkar vardır.

Ancak narsistler, başkalarından gelen tehditlere ve öfkeye son derece uyumludurlar. Çünkü  çevrelerindeki diğer insanların  hislerine karşı neredeyse kördürler. Sıklıkla tipik yüz ifadelerini negatif olarak yorumlarlar. Duygularınızı dramatik bir şekilde göstermediğiniz sürece,bir narsist sizin hissettiklerinizi doğru bir şekilde algılamayacaktır. Narsistin bir kenarda oturup  öfkeli olduğu zamanlarda “özür dilerim” veya “seni seviyorum” demeniz geri tepebilir. Çünkü size inanmaz ve cümlelerinizi bir saldırı olarak bile değerlendirebilir.

 Vücut dilini doğru okuma becerilerinin olmaması, narsistlerin duygularınız için yeterince empatik olmamalarının bir nedenidir. Onları fark etmezler, doğru bir şekilde yorumlamazlarr ve genel olarak, sizin onlardan daha farklı hissedebileceğinize inanmazlar.

Narsistler, başkalarının duyguları hakkında anlayıştan yoksundurlar. Duyguların kendi biyokimyası, düşünceleri ve yorumları olduğunuı fark etmezler. Özetle, narsistler her zaman hislerine, özellikle de olumsuz olanlara neden olduğunuzu düşünürler. Planlarını takip etmediğiniz veya onları savunmasız hissettirdiğiniz için, suçlanmanız gerektiği sonucuna varmışlardır. Bu empati eksikliği, narsistlerle gerçek ilişkileri ve duygusal bağı zorlaştırıyor ya da imkansız hale getiriyor. Çünkü başkalarının ne hissettiğini fark etmiyorlar.

8. Duygusal Akıl Yürütme

Muhtemelen akıl yürütme yeteneğinizi ve mantığınızı bir narsist ile birlikte kullanarak, onun davranışlarının size olan acı verici etkisini anlamasını sağlamaya çalışmakta hata yaptınız. Davranışının size ne kadar zarar verdiğini anlarsa, değişeceğini düşündünüz. Ancak açıklamalarınız, yalnızca kendi düşüncelerinin ve duygularının farkında olan narsist için bir anlam ifade etmez. Narsistler sizi anladıklarını söylese de, dürüst değiller.

Bu nedenle narsistler, kararlarının çoğunu verirken, bir şey hakkında kendilerinin nasıl hissettiklerini temel alırlar. Gördükleri o pahalı kırmızı spor arabaya sahip olmak isterken, bu kararın bütün aileyi ya da evin bütçesini ilgilendiren bir seçim olup olmadığına değil, arabayı kullanırken nasıl hissedeceklerine bakarlar. Sıkılıyorlarsa ya da bunalımdalarsa, ilişkiyi bitirmek ya da yeni bir işe başlamak isterler. Duygularını ve ihtiyaçlarını çözmek için her zaman kendi arzularına bakarlar. “Çözümleri”ni kabul etmenizi beklerler ve siz kabul etmezseniz, çok kırıcı tepki verirler.

9. Korku

Narsistin tüm hayatı korkuyla sürer. Duygusal ya da fiziksel olarak kötü ya da yetersiz olarak görülme ya da terk edilmeyle ilgili endişeleri olabilir. Bu, narsistin başkalarına güvenmesini zorlaştırır ve bazen imkansız hale getirir.

 Narsistler, herhangi bir gerçek yakınlıktan korkarlar çünkü kusurlarını görüp, onları yargılayacak veya reddedeceğinizden korkarlar.  Narsistler asla başkalarının sevgisine karşı güven geliştirmezler ve kırılma noktanızı bulmak için sizi gittikçe daha kötü davranışlarla sürekli olarak test ederler. Onların “keşfettikleri” ya da terkedilmekten duydukları endişe, asla bitmez.

10. Gerçekten “Savunmasız” Olma Kabiliyeti

Duyguları anlama yetenekleri, empati eksikliği ve kendini korumaya duyulan sürekli ihtiyaç nedeniyle, narsisistler diğer insanlarla duygusal olarak sevemezler ya da bağ kuramazlar. Dünyaya başkalarının bakış açısından bakamazlar. Onlar aslında duygusal olarak kör ve yalnız. Umutsuzca, birilerinin onların acılarını hissetmesini, onlara sempati duymasını ve her şeyi olmasını istediği gibi yapmasını isterler. Fakat onlar ise başkalarının acılarına, korkularına cevap vermede çok yeteneksizdirler.

11. İletişim Kurma ve Çalışmadaki Yetersizlik

Düşünceli, işbirlikçi davranışlar, birbirlerinin duygularını hissedebilmek gerçek bir anlayış gerektirir. Karşımdaki nasıl hisseder? Bu eylem ikimizi de mutlu eder mi? Bu ilişkimizi nasıl etkiler? Bunlar, narsistlerin düşünmek için kapasiteye veya motivasyona sahip olmadığı sorularıdır. Narsistin sizin hislerinizi anlamasını, cevap vermesini ya da fedakarlık etmesini beklemeyin.

Kaynak: mindbodygreen

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here