Bilinç Nedir?

0
1285

Bilinç, yaşadığınız her şeydir. Kafanızdaki melodiler, çikolatanın tatlılığı, dişinizin ağrıdan zonklaması, çocuğunuza duyduğunuz şiddetli aşk ve sonunda bütün hislerin bir gün sona ereceği acı fakat gerçek olan ölüm hissi. Akademisyenlerin çoğu, bilinci kabul eder ve bilincin nesnel dünyayla olan ilişkisini anlamaya çalışır. Örneğin, dişiniz ağrıdığında beyninizde ne olur? Bazı sinir hücreleri bazı belli frekanslarda titreşir mi? Bazı özel “bilinç nöronları” aktif hale mi gelir? Bu hücreler hangi beyin bölgesindedir?  Beyin bir bütün olarak düşünülebilir.  Sonuçta, beyin tüm gün boyunca sayısız deneyim üretir. Ancak bilinç sandığımızdan daha karmaşık bir yapı olabilir.

Beyincik, beynin arkasında yer alan “küçük beyin” olarak düşünülebilir. Bu küçük yapı, motor kontrol, duruş ve yürüme gibi karmaşık motor hareket dizilerinin uygulanmasından sorumludur. Piyano çalmak, yazmak, buz dansı yapmak ya da bir dağa tırmanmak – tüm bu aktiviteler serebellum sayesinde gerçekleşir. Bu kısım, bir deniz mercanı gibi yayılan, karmaşık elektriksel dinamikleri barındıran sarmaşıkları olan ve Purkinje hücreleri olarak adlandırılan beynin en görkemli nöronlarına sahiptir. Bu nöronların sayısı yaklaşık 69 milyardır. Yani beynin geri kalan kısmından tam dört kat daha fazla.
Felç veya cerrahi bir müdahale sonrası beyinciğin bazı kısımları zarar görürse bilince ne olur? Pek bir değişiklik görülmez. Serebellar hastalar, piyano çalma ya da klavye yazma gibi akıcı motor hareketlerini kaybedebilirler fakat hiçbir zaman bilinçlerini kaybetmezler. Duyabilir, görebilir ve kendilerini her zamanki gibi iyi hissedebilirler. Benlik algılarını koruyabilirler, geçmiş olayları hatırlıyabilir ve kendilerini geleceğe yansıtmaya devam edebilirler. Bir beyinciği olmadan doğmak bile, bireyin bilinçli deneyimini önemli ölçüde etkilemez. Peki neden? Son derece homojen ve paralel olan devreler içinde önemli ipuçları bulunabilir. Serebellum neredeyse sadece bir iterek ilerleme devresidir: bir dizi nöron bir sonraki kümeyi besler ve bu da üçüncü bir seti etkiler. Geri ve ileriye giden elektriksel aktiviteyle yankılanan karmaşık geri bildirim döngüleri yoktur. Dahası, serebellum fonksiyonel olarak yüzlerce veya daha fazla bağımsız hesaplama modülüne ayrılmıştır. Her biri, farklı motor veya bilişsel sistemin hareketlerini kontrol eden, birbirinden bağımsız girişler ve çıkışlarla paralel olarak çalışır.

Bilinçli bir etkileşim – bilinç için vazgeçilmez olan bir başka özelliktir. Beyincikle alakalı bir diğer önemli nokta ise herhangi bir nöral dokunun uyarıldığı zaman bilinç geninin görünmemesidir.  Bu ek faktör, beynin dış yüzeyi olan ünlü serebral korteksi oluşturan gri cevherde bulunur. Bu yapı, 35 cm’lik bir pizzanın boyutu ve genişliğinde olup, birbirine bağlı sinir dokularının katmanlı bir tabakasıdır. Bu tabakalardan ikisi, yüz milyonlarca incecik uzantılarla (beyaz madde) birlikte katlanarak kafatasına sıkıştırılmıştır. Mevcut tüm kanıtlar, duyguları üretmede neokortikal dokuyu etkilemektedir. Bilinç konusunu daha da daraltabiliriz. Örneğin, farklı uyaranların sağ ve sol gözlere sunulduğu deneyleri ele alalım. Donald Trump’un bir resminin sadece sol gözünüze, Hillary Clinton’ın da ve yalnızca sağ gözünüze gösterildiğini varsayalım. Trump ve Clinton’ın tuhaf bir karışımını göreceğinizi hayal edebiliriz. Gerçekte, birkaç saniye boyunca Trump’ı göreceksiniz, sonra ortadan kaybolacak ve Clinton görünecek, daha sonra Trump tekrar görünecektir. Nörobilimcilerin dürbün rekabeti dedikleri şey yüzünden, iki imge hiç bitmeyen bir dans şeklinde devamlı değişecek. Bunun nedeni ise beyninizin belirsiz bir girdi almasından dolayı, karar verememesi: Bu Trump mı, yoksa Clinton mu? Aynı zamanda, fMRI gibi beyin aktivitesini kaydeden manyetik bir tarayıcı içinde uzanıyorsanız, deneyin gözlemcileri, arka sıcak bölge olarak bilinen geniş bir dizi kortikal bölgenin aktif olduğunu göreceklerdir. Bunlar, gördüklerimizi izlemede en önemli rolü oynayan korteksin arka kısmında yer alan parietal, oksipital ve temporal bölgelerdir.

Gözlerden gelen bilgileri alan ve ileten birincil görsel korteks, hastanın gördüğü şeyi işaret etmez. Benzer bir iş hiyerarşisi, ses ve dokunuş için de geçerli gibi görünmektedir: birincil işitsel ve birincil somatosensör korteksler, işitsel veya somatosensör deneyimin içeriğine doğrudan katkıda bulunmaz. Bunun yerine, Trump veya Clinton imajı da dahil olmak üzere bilinçli algıya yol açan diğer uyaranlar, arka sıcak bölgede – işlenen bilginin sonraki aşamalarında yer alır.

Cerrahlar bazen tümörleri çıkarmak veya epileptik nöbetleri iyileştirmek için prefrontal korteksin büyük bir bölümünü almak zorunda kalırlar.  Frontal lobun bir kısmının kaybı, bazı zararlı sonuçlara yol açar: hastalar uygunsuz duygu veya eylemler sergilerler; motor hareketlerde bozukluk ya da belirli eylem veya sözcüklerde kontrol kaybı görülür. Ancak operasyonun ardından, kişilik yapılarında ve IQ’larında düzelme olduğu, hatta bu hastaların çok daha uzun bir süre hayatta kaldıkları görülmüştür. Daha önceleri, frontal dokuların ciddi miktarda kaybedilmesinin bilinçli deneyimleri önemli ölçüde etkilediğine dair hiçbir kanıt yoktu. Tersine, sıcak bölgenin bulunduğu posterior korteksin küçük bölgelerinin bile çıkarılması, bilinçli içerik sınıflarının tamamının kaybına yol açtı: hastalar her gün gördükleri yüzleri tanıyamadılar veya hareket, renk ya da alan algılarını yitirdiler. Öyle görünüyor ki, deneyimlediğimiz yerler, sesler ve diğer yaşam hisleri, posterior korteks içindeki bölgeler tarafından üretiliyor. Şu ana kadar öğrenebildiğimiz kadarıyla, neredeyse tüm bilinçli deneyimlerin kökeni bu bölgede.

Kazalar, enfeksiyonlar veya aşırı zehirlenme nedeniyle ağır beyin hasarı olan bir başka hasta kategorisinde ise, bireyler sözlü olarak kendini ifade edemeden veya cevap vermeden yıllarca yaşayabilir. Hayatta olduklarına inanmak çok zordur. Mezara girmemiş bir ölü gibi hareketsiz ve yıllarca yatağa bağlı kalırlar.

Nihayetinde ihtiyacımız olan tek şey, belirli bir fiziksel sistemin (ister nöronların ister silikon transistörlerin karmaşık bir devresi olsun) hangi durumlarda hangi deneyimler altında gerçekleştiğini öngören tatmin edici bir bilimsel bilinç teorisidir. Dahası, bu deneyimlerin yaşanma şekli neden birbirinden farklıdır?  Duyulardaki bu farklılıklar bir işleve sahipse sorun neden kaynaklanmaktadır? Böyle bir teori, hangi sistemlerin neyi nasıl deneyimlediğine karar vermemizi sağlayacaktır.

Kaynak: Scientific American

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here